Mithatpaşa Tünelinin Tepebaşı ayağında çalışma başladı.
Ama
tünelin diğer ucu olan İkincimakasta hiçbir çalışma yok.
Firma
yetkilileri, İkincimakasta sorunun çözülmesi halinde orada da çalışmaya
başlayabileceklerini söylüyorlar. Yani tünel planlanandan daha kısa sürede
bitecek.
Ama
orada oturan vatandaşlar için yeni bir bölge, yeni bir yerleşim planı henüz
yapılmadı. Yumurta kapıya sıkışınca folluk
aramaya başlayacağız anlaşılan.
Kenti
yönetenleri ve onları yönettiğini sanan siyasetçileri şimdiden uyarıyoruz.
Elinizi
çabuk tutun. Bu iş de hastane işine dönmesin
Önce sorunlu
yöneticilerden kurtulalım
Yıllardır
bu kentin sorunlarını gündeme taşıyoruz. Bıkmadan, usanmadan yazıp-çiziyoruz.
Kozlu sahiline çöp dökülüyordu, kalksın
diye uğraştık. Ama ne oldu? Yanına kanalizasyon arıtma tesisi kurduk. Daha güzel, daha temiz bir kentleşme
olsun istedik. TOKİyi çağırdık, ona karşı durduk. Yıllarca lavuar kaldırılsın diye uğraşıldı.
Lavuar kalktı, yeri boş duruyor. Asmadan kente girerken, bir şehre değil, köye
giriyorum sanırsınız. Kozludan girerken de, Avrupa kentine geldiğinizi sanırsınız.
Gazipaşaya gelince, tıkanırsınız.
Boşuna
demiyoruz Kentin Önünü Tıkayanlar
diye
Açın
kardeşim kentin önünü.
Sorunlarımızdan
kurtulabilmek için önce sorunlu
yöneticilerimizden kurtulmamız gerekiyor.
Sonra gerisi gelir diye
düşünüyoruz.
Kıssadan Hisse: Vasiyet
ve akıl
Ölmek
üzere olan yaşlı adam, 3 oğluna vasiyetini açıkladı: "Size 17 deve bırakıyorum. Develerin yarısı büyük oğlum senin,
üçte biri ortanca oğlum senin, dokuzda biri de küçük oğlum senin."
Babaları
ölünce kardeşler toplanıp develeri vasiyete göre paylaşmak istediler, ama
başaramadılar. Köyün bilgesine gittiler. Bilge, çocukları dinledikten sonra, "Benim bir devem var, onu da alıp
yeniden hesap yapın" dedi. 18 deveyi önce ikiye böldüler, büyük 9
deveyi aldı. Üçe böldüler, 6sını ortaca oğlan aldı. Sonunda da 9a böldüler 2
deveyi de küçük oğlan aldı. Geriye bir deve kaldı. Çocuklar yine yaşlı bilgeye
gittiler, "Biz bölüştük, ama bir
deve kaldı" dediler.
Bilge
güldü. "İyi. Sorununuz çözüldüğüne
göre ben de devemi alayım" dedi.
Günün Fıkrası: Aynı
adamla!..
Bir
Amerikalı, bir İngiliz ve bir de Iraklı, kahvede oturmuş, çay içiyorlarmış.
Amerikalı, çayını bitirince, bardağı havaya fırlatmış, silahını çıkarıp bardağa
ateş ederek parçalamış. Biz de
bardaklar o kadar ucuzdur ki, Amerikada aynı bardakla iki kere çay içmeyiz
demiş. Bunu gören İngiliz de çayını, bitirip bardağı havaya atmış ve ateş
ederek parçalamış. Bizim İngiltere
kumsallarında bardak yapacak cam için o kadar çok kum vardır ki, aynı bardakla
iki kere çay içmeyiz demiş. İkisini de sessizce seyreden Iraklı, buz gibi
soğukkanlı bir şekilde çayını bitirmiş, bardağını havaya fırlatmış, silahını
çekerek hem Amerikalıyı, hem de İngilizi vurup öldürmüş. Silahın namlusunu
üflerken mırıldanmış: Bağdatta bu
İngiliz ve Amerikalılardan o kadar çok var ki, biz aynı adamlarla iki kere çay
içmeyiz.
Günün Sözü:
Bazı
insanlar, ev köpekleri gibi yamandıkları kapıdan ayrılmazlar.
Dostoyevski