Eskiden polis ve karakol deyince birçok kişinin aklına hemen dayak, işkence ve kötü muamele gelirdi.


Avrupa Birliği&8217;ne uyum yasaları ve diğer düzenlemelerle birlikte dünyada ve Türkiye&8217;de insan hakları, hukuk, demokrasi ve özgürlükler konusunda yaşanan hızlı değişim ve gelişim son yıllarda emniyetin üzerindeki bu imajı değiştirdi.


Polisin kimlik, ehliyet, ruhsat sorarken lütfen demesi, üst araması, bina ve eklenti aramalarını mahkeme kararı ile ve nazik bir şekilde yapması, vatandaşa iyi davranması, emniyete geldiğinde yardımcı olup kolaylık göstermesi, polis vatandaş işbirliğine yönelik çalışmalar, mahalle toplantıları ve mahalle polisliği uygulamalarının bu imajın değişmesinde etkisi büyük oldu.


Bu ve benzeri uygulamalar toplumdaki polis korkusunu azalttı.


Polisten artık genellikle sadece korkması gerekenler, yani suçlular korkuyor.


Defterdarlığın ve Vergi Dairelerinin de görevi, yapısı, konumu ve uygulamaları gereği soğuk bir yüzü, insanları tedirgin eden, heyecanlandıran bir yanı vardır.


Aynı şeyi Adliyeler için de söylemek mümkün.


Yüzün mahkeme duvarı gibi deyimi herhalde bu yüzden söylenmiştir.


İnsanlar olumsuz bir konuyla ilgili olarak buralara düşmekten çekinirler, ağır cezai yaptırımlarla karşılaşmak, başlarını ağrıtmak istemezler.


Vergi Haftası dolayısıyla yapılan etkinlikler idareyi mükellefe sanırım bir adım daha yaklaştırdı.


Zaten haftanın amaçlarından biri de bu.


Defterdar Saim Çırıka, birim amirleri ile birlikte hafta kapsamında yaptığı ziyaretlerde mükelleflere sıcak mesajlar verdi, her şeyi bize sorsunlar, söyleyelim, yardımcı olalım dedi.


Gazetemizi ziyareti sırasında hayırlı olsun deyip yayın hayatımızda başarılar dilerken, bizde kendisine Vergi Haftası hayırlı olsun dedik.


Yaptığımız sohbetten haberlere yansımayan bölümler oldu.


Tefecileri, eski gazetemizin vergi meselelerinden dolayı başına gelenleri de konuştuk.


44 yıllık meslek yaşamının 26 yılını Defterdar olarak geçiren, 7,5 yılı Kayseri olmak üzere Manisa ve Uşak gibi büyük illerde görev yapan Saim Bey &8220;Tefecilik Türkiye&8217;nin sorunu. Bugüne kadar görev yaptığım her yerde karşıma çıktı. Bartın&8217;da bu konuda kendi özel çalışmalarımızın dışında Emniyetten, Jandarmadan, Adliye&8217;den bize intikal eden dosyalar üzerinde çalışmalarımız oluyor. Bunlarla ilgili mali yönden işlem yapıyoruz. Şikayetçi olunmaması ve delil yetersizliği gibi konular bu işlerle uğraşanların ağır cezalar almasına mani oluyor&8221; diyor.


Ekonomiyi kayıt altına almak istiyorsak tefeciliği bitirmemiz gerekiyor.


Bunun için daha fazla çaba gösterilmeli.


Bu da benim sözüm.


Defterdar Bey&8217;le eski gazetemizin başına gelen olaylar nedeniyle geçen yıl birçok defa karşı karşıya geldik.


Kendisine sert eleştiriler yönelttiğimiz zamanlar oldu.


Kimseye kırgın, dargın olmadığını söylerken, bu mesajı verdiği kişilerden biri de bizdik tabi ki. Biz de kırgın, dargın değiliz.


Gazeteciler, bürokratlar, siyasiler, sanatçılar, dernek ve oda başkanları, sivil toplum örgütü temsilcileri birbirine kırılabilirler ama küs ya da dargın olamazlar.


Olsalar bile uzun sürmez.


Çünkü her zaman karşı karşıya gelecekler ve iç içe olmak durumunda kalacaklardır.


Defterdar Bey, görevini yaparken kanunların dışına çıkmadığını özellikle söyledi.


Bu da bir mesajdı.


Sahte fatura konusunu, Bartın&8217;ın vergi durumunu ve mesleğimizle ilgili konuları da konuştuk.


Ben gazetecilik yaşım gereği bütün Defterdarlarla çalıştım.


Naci Bey&8217;den Talat Çalışkan&8217;a, Gülsüm Hanımdan Kadir Yamaç ve Saim Çırıka&8217;ya kadar çok Defterdar tanıdım.


Saim Çırıka, Bartın&8217;da en uzun süre görev yapan ve en çok iz bırakan defterdar oldu.


Bartın&8217;a geleli 7 sene olmuş.


Zaman çabuk geçiyor.


Defterdar Bey bir yıl sonra yaş haddinden emekli olacak.


Kısa bir süre önce yaş haddinden emekli olan, dürüstlük abidesi, kanunları harfi harfine uygulayan, babasının oğlu olsa dahi kimseye ayrıcalık tanımayan ve Bartın&8217;da başarılı çalışmalar yapan eski Valimiz Ali Güngör&8217;ün kulaklarını da çınlattık.


Vergi Haftası bu yıl bir başka geçti.


Bize daha bir dolu doluydu gibi geldi.


Defterdarlık güzel çalıştı.


En güzeli, Maliye Bakanlığı&8217;ndan gönderilen ödeneğin yarısıyla Defterdarlığın kardeş okullarına yapılan araç gereç ve kırtasiye yardımıydı.


Bizde etkinlikleri geniş bir şekilde işleyerek, zaman zaman manşetimize çıkararak topluma vergi bilinci aşılanmasına aracılık edip yardımcı olduk.


Vergi Haftasının amacına ulaşmasına katkıda bulunabildiysek ne mutlu bize.




Termik santral bilmecesi



Bartın&8217;da Vali Bey dahil herkes Amasra&8217;da kurulması planlanan termik santralin Çevre Düzeni Planı&8217;na bağlı olduğunu düşünüyor, söylüyor, biliyordu.


Çevre Düzeni Planı Amasra&8217;da termik santral yapılmasını uygun bulmuyor, bu tür yatırımlara Bartın-Zonguldak-Karabük Bölgesi&8217;nde Filyos&8217;u adres gösteriyordu.


Hema da zaten bu yüzden plana itiraz ederek santrali işlettirmek istedi.


Çevre Bakanlığı&8217;nın yapılan itirazı değerlendirmesi bir yıldan fazla sürdü.


Bartın&8217;da bütün gözler plana çevrilmiş, aylar süren meraklı bekleyiş Çevre Bakanı Veysel Eroğlu&8217;nun Milletvekili Yalçınkaya&8217;nın önergesine verdiği yanıtla son bulmuştu.


Bakan Eroğlu cevabında Hema&8217;nın plana yaptığı itirazı değerlendirdiklerini söylerken Bartın&8217;ın merakla beklediği sonucu şöyle açıklamıştı:


&8220;Bakanlığımızca 2007 yılında onaylanarak yürürlüğe giren Zonguldak, Bartın, Karabük planlama bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına Hema Endüstri A.Ş. tarafından Bartın ili Amasra ilçesi Tarlaağzı mevkiinde yapılmak istenen kömüre dayalı termik santralin adı geçen çevre düzeni planında gösterilmesi için itirazda bulunulmuştur.


Söz konusu itiraz bakanlığımızca değerlendirilmiş ve Çevre Düzeni Planında Amasra ilçesine doğal, ekolojik, tarihi ve turistik yapısı doğrultusunda yüklenen kimliği gereği termik santral için yer seçimi olarak daha uygun alanların araştırılması yönünde görüşümüz talep sahibi firmaya ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumuna (EPDK) bildirilmiştir&8221;


Kasım 2008&8217;de yaşanan bu gelişme santral olayına bitti gözüyle bakılmasına yol açmış, Kasım 2009&8217;da Hema&8217;nın ÇED başvurusu yapması üzerine olayın bitmediği anlaşılmıştı.


Nasıl olmuştu da santral için ÇED başvurusu yapılmıştı?


Yoksa Çevre Düzeni Planı&8217;nda santral lehine bir değişiklik mi vardı.


Milletvekili Rıza Yalçınkaya da santralin Çevre Düzeni Planına bağlı olduğunu düşünenlerden olduğu için kafaları kurcalayan bu soruya cevap istedi.


Bakan Eroğlu bu soruya da cevap verdi.


Önergesinde Çevre Düzeni Planının Amasra&8217;da santrale izin vermediğine dikkat çeken Yalçınkaya, Hema&8217;nın ÇED başvurusunun neye göre kabul edildiğini ve Planda santral lehine bir değişiklik olup olmadığını soruyordu.


Bakan Eroğlu kısa kesti. Hatta o kadar kısa kesti ki sorulardan birini yanıtlamadı.


Diğerini de &8220;Planda her hangi bir değişiklik olmadı&8221; diyerek yanıtladı.


Bakan Eroğlu, ÇED başvurusunun neye göre kabul edildiğini söylememişti ama en azından planda santral lehine değişiklik olmadığını açıklamıştı.


Demek ki halen Çevre Düzeni Planı santrale izin vermiyor.


Plan değişmediği sürece Amasra&8217;ya termik santral kurmak mümkün mü?


Ortada Çevre Düzeni Planı var. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Çevre ve Orman Bakanının sözleri var. Bunları yok mu sayacağız?


Planların anayasası olduğu söylenen plan termik santrale olmaz diyor. Bakan olmaz diyor.


Hema&8217;ya sorarsanız, Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) başvurularının belli bir süresi var, bu süre içinde başvuruda bulunmayanların Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu&8217;ndan (EPDK) aldıkları elektrik üretim izinleri iptal olduğu için bu başvuruyu yaptık diyor.


Tam bir bilmece. Gel de çık işin içinden.