Tatil dönüşü yoldayım...
Köşemi yazmak zorundayım.
Ankaralı Turgay’ın şarkısı takıldı dilime...
Hatırlayanınız var mı, bu şarkının sözlerini?

Yoğurt, süt, ayran bize...
Ballı kaymak vekilim size...
Çok çalıştınız başkanım,
Taze taze kaymak size...

Alman lazım, yemen lazım...
Sonra farkı görmen lazım.
Afyondan vekilime...
Taze taze kaymak lazım.
Kaymak lazım, kaymak lazım...
Vekilime kaymak lazım.

Esnafın hali ne olacak?
Kime hesap sorulacak?
Çiftçinin hali ne olacak?
Kime hesap sorulacak?

Ne kap kaldı, ne kap-kacak...
Bu millete kim bakacak?
Alman lazım, yemen lazım...
Sonra farkı görmen lazım.

Lüküs hayat vekilim size...
Sürünmek ölmek bize.
Kuru ekmek-soğan bize...
Ballı muzlu kaymak size.

Polat Abi böyle yalanlar söylemezdi!

Ankara’daki Amelebirliği Misafirhanesi’nden bir dostum aradı...
“Abisinin... Bura biri va! Yakasında rozeti, boynunda gravatı va! Boya golundakı saati gösterya! Abuk-sabuk konuşuya! Reis onlara, 'Ankara’da ev tutman' demiş! Sal gelin, perşembe dönün demiş! O yüzden misafirhanede galıyomuş!
Lan o ceket, o gravat, o saatnen orda galunu mu? Atıya bacak gibi porumu!
Neymiş, valiyi değüştürceymiş!
Ona ayak uyduramayomuş!
Kendine ayak uyduracak bi vali götürmeymiş!
O zaman Zonguldak uçacaymış!
Neymiş, il başkanını görevden alacaymış!
Neymiş, belediye başkanlarını değüştürceymiş!
Bunları sada ben duymayon!
Misafirhanede millet duyuya!
'Oğlum, sen bu kadar iktidar ve muktedirsen, niye misafirhanede galıyon' deycen emme, al başına iş!
Bence 'ucuz' deyi bura galıya!
Bi de millet onu bişey sanıp diğneya!
Kendinden alçak insanların yanında mutlu oluya!
Ah benim memleketim...
Kimlerin eline galdın!
Şartolsun Polat Abiyi arayoz be...
O bize böyle yalanlar söylemezdi!”

Ön tekerlek nereden giderse...

Dedesinin ilçede kötü bir şöhreti vardı!
Kereste işiyle uğraşır, hep ters şeride girerdi!
Ters şeritte giderken, kaza yapmış!
Rahmetliye arkadan vurmuşlar!
Torunu, TSO’da yönetici olmuş!
O da kereste işiyle uğraşıyormuş!
Dedesi gibi ters şeritten gidiyormuş!
İnşallah ona da arkadan vurmazlar!
Bizim köyde bir söz vardır, “Öğ tekerek neren gidese, arka tekerek oran gide” deyi!
Ön tekerleğin nereden gittiği belli!
Arka tekerlek de aynı yoldan ilerliyor!
Bakalım muradına erebilecek mi?
Can çıkmadan huy çıkmazmış!
Hayırlısı bakalım...
Ama yanına sığındığı abisinin hızarı da iyi kesiyor!
Beni dedi deme...
Eğer muradına erişemezden, dedenden beter yapar seni!
Allah korusun...

Ördek Sendromu...

Bir çift düşünün...
Evden çıkıp sinemaya gidiyorlar. Adam, karısına geç hazırlandığı için kızıyor. Asansörden tartışarak iniyorlar.
Yolda trafik sıkışıyor. Adam bir yandan kendisini sıkıştıran araçlara bağırıp çağırıyor, bir yandan da geç kalmalarına sebep olan karısına saydırıyor.
Park yeri bulamayıp bir on dakika da öyle dolanıyorlar ve tam bir sinir harbi yaşıyorlar. Film de hoşlarına gitmiyor. Çıkışta bu sefer kadın, kötü bir film seçtiği için eşini suçluyor. Tartışarak eve dönüyorlar.
Şimdi gelelim sosyal medyaya...
Siz,.bu çiftin arkadaşı olduğunuzu düşünün. Evinizde pijamalarla huzur içinde oturuyorsunuz. Bu arada, Instagram’a arkadaşınızın fotoğrafı düşüyor. İki gülümseyen yüz, kucakta kocaman bir patlamış mısır paketi, arka planda filmin afişi...
Fotoğrafın altında şöyle yazıyor:
“Harika bir yaz akşamı, enfes bir film, patlamış mısır ve aşkım...”
Cümlenin sonunda bir de kalp var.
Moraliniz bozuluyor.
“Ben, evde atletle oturuyorum. Millet nasıl da eğleniyor” diye canınızı sıkıyorsunuz.
İşte sosyal medyanın illüzyonu bu...
Herkes ucu-bucağı olmayan bir podyumda ha bire poz veriyor. Seyirciler de bu büyük kıyaslama oyununa ha bire özeniyor.
Sosyal medyada mutlu gözükmek için harcanan çok büyük bir gayret var. Ama ekranda bu gayret gözükmüyor.
Stanford Üniversitesi'nde konuyla ilgili çalışmalar yapan araştırmacılar, işte bu durumlar için bir kavram geliştirmişler:
“Ördek Sendromu...”
Ördekler, gölün üzerinde hiçbir çaba sarf etmiyormuş gibi, rahat ve dingin bir şekilde süzülürler. Gölün altında kalan ayakları bir makine gibi çalışır ama dışarıdan bakınca hiç belli olmaz.
Sosyal medyada, suyun altında kalan kısımlar da ekranda gözükse, inanın kimse moralini falan bozmaz. (Alıntı)