Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem,
Son dönemde,
Yaptığı operasyonlar ile dikkat çekiyor.
Ama işte,
Tahsin Erdem mi yapıyor?
Burası kafa karıştırıyor.
Daha önce yazmıştım.
Aslında bu operasyonları çeken,
Belediyedeki beşli çete!
Koalisyon tatlar şekerim bunlar!
Tek başına iktidar olanın işi değil.
Beşli ittifakın eseri!
Ahmet Tatar ile başlayan süreç,
İtfaiye Müdürü Erol Bina ile devam etti.
Sırada kim var biliyor musunuz?
Afet İşleri Müdürü Selcan Cansızoğlu!
Onun da,
Yerine birilerini düşünüyorlar.
Selcan Cansızoğlu,
Bunların babasını öldürdü galiba.
Özel Kalem Müdürlüğü’nden al.
Afet İşleri Müdürü yap.
Sonra oradan da almaya çalış.
İşin sonu nereye gidecek biliyor musunuz?
Belediye Başkan Yardımcısı Hatice Alın’a.
Peki, amaç ne?
Ercan Koçal’ı,
Belediye Başkan Yardımcısı yapmak.
Bilin bakalım,
Ercan Koçal nereli?
Ta taaaaaa!
Tabii ki de Vakfıkebirli.
İşin bir tuhaf boyutu da,
Tahsin Erdem veya beşli çetenin,
Görevden alıp,
Yerine getirdikleri isimler,
Ömer Selim Alan döneminde,
Müdür olarak atanan isimler.
Demek ki,
Ömer Selim Alan,
Bürokrat atamalarında,
Doğruyu yapmış.
Vakfıkebir ile Vakfıkibir arasında,
Bir tuhaf yerel iktidar dönemindeyiz.
İşin kötü tarafı,
Öyle de güzel Vakfıkebirliler var ki!
Mesela,
Rahmetli babamı bir Vakfıkebirli ile mezara koymuştum.
O Vakfıkibirsizdi.
Öz kardeşim.
Ne diyelim?
Bu kibir düzeni elbet bozulur.
Şöyle bitirelim;
Çok da mağrur olma kim meyhâne-i ikbâlde
Biz hezâran mest-i mağrûrun humârın görmüşüz.
Meali: Talih meyhanesinde -geldiğin yüksek mevkilerde- çok da gururlanma çünkü biz gururdan sarhoş olanların binlercesini daha sonra sersemlemiş halde görmüşüz.
* * * * * * * * *
Biz bu toprakların çocuklarıyız.
Kavgamız da,
Davamız da Zonguldak.
Biz diğerleri gibi,
Zonguldak güzellemeleri yapıp,
‘Zonguldak sevdalısı’,
‘Zonguldak sever’ değiliz.
Biz ‘Zonguldakperveriz’.
İnsan sevdiği ile sevişiyor değil mi sonuçta?
İşte,
Zonguldak severler,
Zonguldak’ın her nimetinden faydalanır.
Taşından,
Hafriyatından,
Taş karıştırılan kömüründen,
Zehirlediği havasından,
Belediyesinden,
Makam aracından,
Belediyeye alınan hemşehri kadrolarından,
Madencisinden,
Madencinin maaşından,
Köylünün pazar yeri işgaliyesinden,
Kaçak yapılan düğünün salonundan,
Ucuz siyasetinden,
Denizinden,
Yeşilinden…
Zonguldakperverler ise,
Bunların hiç birinde yer almaz.
Karşılıksız bir aşk gibi severiz Zonguldak’ı.
Zonguldaklıyı.
‘Zonguldaklıyım’ diyebileni.
Zonguldaklıya,
Kibirle böcek gibi bakanları sevemeyiz mesela.
Biz,
Belediye sarayındaki mermer sütunların kibrinde olamayız.
Biz Zonguldak toprağı oluruz,
Bağrımızda güller yetişir.
Biz ancak mezarına dikilen güller ile avutulan,
Bu şehrin ezilmişleriyiz.
Bu eziyete rağmen severiz.
Biz Zonguldakperveriz…
* * * * * * * *
Bu bizim,
Baba, oğul, kutsal ruh takımının,
Bir Ömer Selim Alan takıntısıdır gidiyor.
Babası,
Ömer Selim Alan’ın,
TOKİ’ye yaptırdıklarının üzerine,
Tabela asınca,
Hizmet ettim sanıyor.
Oğlu da gelmiş bana,
‘Bedelli paranı Ömer Selim Alan verdi’ diyor.
İkisinin de,
Ömer Selim Alan’ın yaptıkları üzerine,
Bir derdi var.
Adam babasından harçlık alıyor.
Benim bedelli parasını soruyor.
Babası,
Alan döneminden kalma binalara tabela asıyor.
‘Erdemli Belediyecilik’ diyor.
Anlamak gerçekten mümkün değil.
Babadan oğla nesil bunlar.
Huy aynı.
Tip farklı!
Babasının kuzusu,
Biraz gevrek tenli.
Babası beyaz tenli.
İncivez,
Merkeze göre güneşe daha yakın.
Sanırım ondan biraz kavruk.
Çifte kavrulmuş buçukluk!
Edi ile Büdü gezdiği biri daha var yanında.
Hormonlu Büdü!
Şaka bir yana gerçekten hormonlu olanı Büdü’ye benziyor.
Susam Sokağı çizgi filmi geldi aklıma.
Susam demişken,
Bizim medyada,
Susamın küçüğü vardı.
Konuşuyor bu aralar!
Okuyan herkese soruyu soruyorum.
Susamın küçüğüne ne denirdi?
Susamcık…