Biliyorsunuz kentimizin ilk üst geçidi geçen ay hizmete girdi.


Belediye çok sık kaza meydana gelen bir güzergaha üst geçit kazandırarak can ve mal güvenliği açısından çok önemli bir iş yapmış oldu.


Üst geçidin yapıldığı yer Çatmaca-Gölbucağı arasında çok işlek bir yol ve kentin en büyük mahallelerinden biri olan Aladağ&[#]8217;a geçişin de sağlandığı bu alanda çok sık kaza meydana geliyordu.


Üst geçit sayesinde inşallah kazaların önünü almış olacağız.


Belediyenin daha yaşanabilir hale getirmeye çalıştığı kentimizde insan hayatı için büyük önemi bulunan bu yatırıma başka yerlerde de ihtiyaç duyuluyor.


Bir başka deyişle daha yaşanabilir olmamız için başka mevkilerde yeni üst geçitlere ihtiyacımız var.


Belediye Başkanı Cemal Akın da kentimizin bu ihtiyacını bildiği için açılışta yaptığı konuşmada en az üç üst geçit daha yapmak istediklerini söylemişti.


Başkanımız dedi mi yapar ama her şeyi belediyeden beklememek lazım.


Nihayetinde belediyenin gücü belli.


Kısıtlı imkanlarla hizmet etmeye çalışıyorlar.


Belediye bir tane yaptı, arkasını hayır severlerimiz getirebilir.


Sonuçta üst geçit yapımı da okul yapımı gibi bir hayır işi.


Bu sayede insan hayatını kurtarmış oluyorsunuz.


Üst geçit şart değil alt geçit de olabilir.


Geçit olsun da nasıl olursa olsun.


Durumu iyi olanlar, hayır yapmayı sevenler okul yaptırıyormuş gibi bu işlere de yönelebilirler.


Sevaptır. Dua alırlar.


Hem şehrimiz kazanır hem onlar.


Geçiyoruz bir başka konuya.


İl Sağlık Müdürümüz Doktor Osman Nacaroğlu, Ramazan ayının sigarayı bırakmak için önemli bir fırsat olduğunu söylerken, Aladağ&[#]8217;da Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi bünyesindeki Sigarayı Bıraktırma Polikliniğine Bartın&[#]8217;da şu ana kadar 1572 kişinin başvuru yaptığını açıkladı.


Müdür Bey&[#]8217;in demesine göre başvuran kişiye sigarayı bıraktırmak için iki çeşit ilaç kullanılıyormuş.


Bu ilaçların bedeli 500 TL ve Bartın&[#]8217;da şu ana kadar harcanan para 220 bin TL&[#]8217;yi aşıyor.


Sigaradan kurtulmak için Ramazan ayı hakikaten çok güzel bir fırsat.


Ramazan ayı zaten aynı zamanda bir kurtuluş ayı.


Hocalarımızın yaptıkları açıklamalara göre bu ayda dine imana gelenler eğer dini imanı bu aydan sonra bırakmazlarsa kurtulmuş sayılıyorlar.


Dinle imanla alakası olmayanlar gibi tiryakiler de bu ayı iyi değerlendirmeliler.


Hatta hayatları tehlikede olduğu için en çok tiryakiler değerlendirmeliler.


Bana sorarsanız bunun için en etkili ilaç irade.


Hiç hastaneye, polikliniğe, doktora, hemşireye, ilaca gerek yok.


İradesine sahip çıkan sigaradan kurtulur.


Ben bunu bilirim bunu söylerim.


Tecrübeyle sabit.


Bir karar vereceksiniz ve bu kararın arkasında kararlılıkla duracaksınız.


İşte bütün mesele bu.


Yani aynen benim 18 Şubat 2005&[#]8217;de yaptığım gibi.


Sigarayı bıraktıysam eğer bunu irademe borçluyum.


İrade, bir şeyi yapıp yapmamaya karar verme gücüdür. Bir başka deyişle istençtir.


Bunu da parantez içinde belirtmiş olayım.


6 yılı aşkın bir süredir sigara içmeyen bir kişi olarak irademle ne kadar övünsem, gurur duysam azdır.


İnsanın iradesine sahip çıkması kadar güzel bir şey yok.


Ayaklarınız o zaman yere daha sağlam basıyor.


Kendinize olan güveniniz artıyor.


İradesi güçlü bir kişi olarak olayların üzerine daha kolay, daha etkili ve kararlı bir şekilde gidebiliyorsunuz.


Bu aynı zamanda insana mücadele gücü, azmi ve kararlılığı veriyor.


Biliyorsunuz biz gazeteci olarak kamuoyunu bilgilendirmekle beraber topluma, vatana, millete zararlı olan her şeye karşı durmakla da görevliyiz.


İyiye iyi, kötüye kötü demek gibi bir sorumluluğumuz var.


Ben de bu anlamda yıllardır bir mücadelenin içindeyim.


Bu mücadelede beni ayakta tutan, güç veren en önemli etken bana sigarayı bıraktıran irademdir.


Bu irade beni, milyonlarca insanın pençesinden kurtulamadığı, kurtulmak isteyenlerin doktorlara müracaat ettiği, ilaçlar kullandığı sigaradan kurtardı.


Bu irade bende oldukça kimseden yılmam ve bütün olumsuzluklarla ömrümün sonuna kadar mücadele ederim.


İlgililerin haberi olsun.


Diyeceksiniz ki sen de uzun yıllar bu mereti içtin.


Zararlı olduğunu bilmiyor muydun?


Biliyordun da neden içtin?


Bizim gençliğimizde sigara içmeyeni tabiri caizse dövüyorlardı.


Sigaraya karşı müthiş bir teşvik vardı.


Lise dönemimizde arkadaşlarımızın arasında neredeyse içmeyen yok gibiydi.


Bizim zamanımızda televizyonlarda gazetelerde sigara içmeyi özendiren, teşvik eden yayınlar, süslü püslü reklamlar vardı.


Şimdi tam tersi.


Sigarayı kötüleyen yayınlar yapılıyor.


Televizyonlarda ibret olsun diye sigaradan hastalanmış, sakat kalmış, ölmekten beter olmuş insanları pişmanlıklarını anlatırken gösteriyorlar.


Bunu da Sağlık Bakanlığı yapıyor. İyi de yapıyor. Daha çok yapsın.


Sizde rastlamışsınızdır; Burnunda hortum bulunan ve güçlükle konuşan perişan durumdaki vatandaş &[#]8220;Bıraktım ama iş işten geçtikten sonra. Geç kalmışım. Çok pişmanım&[#]8221; diyor.


Ne kadar erken bırakılırsa o kadar iyi.


Zararın uygun bir yerinden dönmek lazım; Hem de en kestirmeden.


Bu kadar vaazın üzerine sigara konusunda size önemli bir not:


Eski Milletvekilimiz ve eski Enerji Bakanımız Zeki Çakan çok sigara içerdi.


Sigarayı bıraktı.


Ne zaman bıraktı biliyor musunuz?


Yüce Divan&[#]8217;da yargılanırken.


Yani o sıkıntının içinde adam gitti sigarayı bıraktı.


Hakkındaki iddialardan beraat etti, aklandı.


Sigarayı asıl o zaman sevinçten bırakması lazımdı ama o öyle yapmadı, tam dava görülürken bıraktı.


Dava zaten siyaseten bir davaydı ve böyle olduğu için de yanlış hesap yüce mahkemeden döndü.


Sigarayı emzik gibi emip de sıkıntıdan içiyorum, sinirlenince içiyorum, bırakmak istiyorum ama bırakamıyorum diye türlü bahaneler uyduranlara Zeki Çakan çok güzel bir örnektir.


Bu arada hazır konuyu Çakan&[#]8217;dan açmışken geçen hafta verdiği iftarla gündeme gelen eski vekilimiz gücünü bir kez daha göstermiş oldu.


Bu gücü bilmeyenler vay be Çakan neymiş dediler.


Bunu diyenlerden biri de Halk isimli mevkutenin sahibiydi.


Çakan&[#]8217;ı bir güzel övmüş.


Belli ki kendisini daha yeni keşfetmiş.


Bunun huyudur zaten hep böyle geriden gelir.


Demek ki Çakan&[#]8217;ın davetlerine ilk kez katılma imkanı bulmuş.


Biz bu yazıları yazalı çok yıllar geçti.


Bu şahıs bir de Zeki Bey&[#]8217;in İnkumu Sunset&[#]8217;te verdiği &[#]8220;Eskimeyen dostluk&[#]8221; yemeğine katılsaydı kim bilir ne övgüler yağdırır, ne methiyeler düzerdi.


Biz bunun için boşuna &[#]8220;ele verir talkını, kendi yutar salkımı&[#]8221; demiyoruz.


Bakın mevkutesinin cumartesi günkü sayısında tam 4 tane Güngör Yavuzaslan haberi var.


Hem Güngör Yavuzaslan&[#]8217;ın haberlerini kullanan gazetelere çatıyor, onun haberleri olmasa gazetelerinizi çıkaramayacaksınız diyor hem de beğenmediği, ben attım siz kaptınız dediği kişinin haberlerini kullanıyor.


Yavuzaslan&[#]8217;ın &[#]8220;İnkumu uçurtma&[#]8221; &[#]8220;Mugada&[#]8221; &[#]8220;Evliya Çelebi&[#]8221; ve &[#]8220;Pazaryeri&[#]8221; haberleriyle iki sayfa doldurmuşlar.


Birdenbire aniden bu haberlere neden sarıldınız ki?


Yoksa çıkamayacak mıydınız?


Yavuzaslan&[#]8217;ı hem kötülüyorsunuz hem adamın haberlerini kullanıyorsunuz.


İnsanda biraz utanma sıkılma olur.


Ya öyle olun ya böyle. Bir öyle bir böyle olmuyor. Ayıp oluyor.