Sorunları biz yazmaktan, siz okumaktan bıktınız.
Zaman zaman savunduğumuz bir tez var.
Bu kentin gerçek sorunu ne biliyor musunuz?
Bu kentin yönetenleri&[#]8230;
Yıllardır siyaset, bürokrasi ve yerel yönetimlerin başındaki belediye başkanlarını izlerken, en çok karşılaştığımız iki şey var.
Biri &[#]8220;kuru inat&[#]8221;, diğeri &[#]8220;ucuz bahane&[#]8221;...
Kimse alınmasın sakın.
Hepsi kendi halinde güzel insanlar.
İç dünyalarında iyi kalpli insanlar.
Bu kente hizmet etme sevdasıyla çabalayan insanlar.
Risk alan, dost ve düşman kazanan insanlar.
Arada reklama, güce düşkünler de olabilir.
Olsun, hizmet adamı akıllı olduktan sonra, güç de helal olsun, reklamda&[#]8230;
Ama olmuyor işte.
Pek çoğu gelip bir yerde tıkanıyor.
Bu kentte yaşayan yöneticileri dinliyoruz.
Onlar da vatandaş kadar şikayetçi.
Eeee, o zaman sorun nerede?
Asıl sorun; sorun çözmek isterken, sorun olanlarda.
Sorunun özünde; inatlaşmalar var.
Sorunun özünde; kolay bahaneler var.
Sorunun özünde; kompleksler var.
Sorunun özünde; bencillik var.
Sorunun özünde; şöhret düşkünlüğü var.
Alaplı&[#]8217;dan Bartın sınırına kadar tüm seçilmiş ve atanmışlara bakıyoruz.
Bu özellikler hepimizde biraz var.
Ama kenti yönetenlerde çok daha fazlası var.
Hele bazılarında tavan yapmış durumda.
Hal böyle olunca, sorunların çözümü sırasında hep bir itiş kakış hakim.
Onlar evlatlarına ne kadar iyi baba, eşlerine ne kadar iyi koca olsalar da, yeterli değil.
Onlar kendileri gibi düşünen veya düşündüğünü söyleyerek, çıkar peşinde olanlara göre çok başarılı yönetici olsalar da, kavgayla, gürültüyle, kin ve nefret ile hareket ettikleri sürece hepsi gider güme!
Bunca yönetici inat etmeyip kendisi gibi düşünmeyen insanları anlamaya çalışarak, hizmet ve çözüm üretmeye çalışsa, inanın hem çok daha başarılı olurlar, hem de daha fazla sevilirler.
Bunca yönetici; her başarısızlık, hezimet ve sözlerini tutamadığı durumda, gerçekleri samimi olarak kabul edip, türlü türlü bahanelere uydurmaya çalışmasa, bu topluma daha fazla şeyler verebilir.
Bizim yöneticilerimizin en büyük eksiği bu.
Gereksiz inatlaşma ve kolay bahaneler!
Bu durum onları hem yalancı yapıyor, hem samimiyetsiz&[#]8230;
Bir gün oluyor ve o üniformaları alındığında üzerlerine giyecek elbise bulamayacak duruma geliyorlar!
Sonra en kısa yoldan Allah&[#]8217;a sığınıyorlar!
Vicdan muhasebesi ile yırtmaya çalışıyorlar.
Onları, çok kuru inatları, ucuz bahaneleri ve ihanetleri ile değil, hizmetleri ve insanlıkları ile anmak, hatırlamak ve tarihe not düşmek istiyoruz!
Ki onları sadece üniformaları ile değil, üniformasız kaldıkları günlerde de sevmek ve saygı duymak istiyoruz!
Bilmem anladınız mı?
Kuru inat ve ucuz bahanelerden vazgeçmediğiniz sürece bu kente fazla faydalı olamazsınız!
Belediyenin güzel ve yalnız insanları!
Zonguldak Belediyesi&[#]8217;nin içine düştüğü durumu acımasızca eleştiriyoruz.
Aslında eleştirdiklerimiz, belediyeyi bu duruma düşürenler.
Çünkü kötü yönetilen bir belediye, Zonguldak&[#]8217;ı daha yaşanılabilir olmaktan uzak kılıyor.
Bu durum belediye çalışanlarının pek çoğunu da rahatsız ediyor.
Sanmayın ki, onlar bu durumdan memnun.
Yönetsel bazda yaşanan kaosa rağmen Zonguldak Belediyesi&[#]8217;nin içinde projelere kafa yoranlar var.
Yaşanan tüm çıkmazlara rağmen fırsat verildiğinde veya imkan yaratıldığında fikir ve projeleriyle ciddi katkı sağlayacak isimler var.
Deneyimli isimler var.
Genç isimler var.
Onlar, belediyenin siyasi anlamda uğratıldığı zaafların ve yönetim krizlerinin aksine üretme ve bu kenti değiştirme özlemi içinde olanlar.
Onları isim isim saymayalım.
Onların en çok istediği şey; yönetim istikrarı&[#]8230;
Güven veren kararlı bir yönetim.
Onları dinleyip anlayabilen bir yönetim&[#]8230;
Kendilerine güvenen, fikir ve projeleri anlayıp yoğurabilecek bir yönetim.
Bu bozuk yapının içinde onların da var bilinmesinde yarar var.
Onların da en büyük sıkıntısı bazı meclis üyeleri&[#]8230;
En başlarında da Orhan Yücel.
Teröre alkış tutanlar!
Terör tırmanıyor.
Öylesine tırmanıyor ki, o anaları kimse anlayamaz.
En kötüsü de, yarın ne olacağına dair bilinmezlik.
Ve her şey politikleşmiş durumda.
Acı üzerinden üretilen siyasi polemikler gerçekleri saklıyor.
İşte terör üzerine üretilen gündemdeki varsayımların sonu gelmiyor.
80&[#]8217;lerin tecrübesi olmasa, millet çoktan sokağa dökülecek.
Suriye&[#]8217;den bir farkımız kalmayacak.
Ve Türkiye&[#]8217;de öyle şeyler oluyor ki, bilim ve ilimle anılmış isimler bile birer &[#]8220;terör provokatörü&[#]8221; haline geliyor.
Ülkeyi siyasi hırslarına kurban etmeye çalışan ne çok politikacı var.
Ve bu politikacıların peşinden giden milyonlar da, o politikacılara benzemeye çalışıyor.
Arada gerçekler kaynıyor.
Teröre karşı korunması gereken ulusal duruş, siyasi komplekslere yenik düşüyor.
Siyasetin bu duruş zafiyeti, ülkenin geleceğini baltalıyor.
Ve bu zafiyete alkış tutanların sesi, karşı duranların sesinden yüksek çıkıyor.
&[#]8220;Halkların kardeşliği&[#]8221; diyerek &[#]8220;halkların kalleşliği&[#]8221;ne alkış tutanlara da selam olsun!