Çekekleriyle ünlü Karakum’daki binalar yıkılıyor.

Ağaçlar korunacak.

Mahkeme de itirazları reddetti.

Hem orada sosyal donatı alanlarının olduğu güzel bir projeyi hayata geçirmek, hem de orada yıllardır kiracı konumunda bulunanların dünyalarını yıkmayan bir formül bulunabilir miydi?

Bulunabilirdi.

[*] [*] [*] [*]

Oradaki en büyük konulardan biri, barakaların amacı dışında kullanıldığı yönündeki eleştiriler.

Ama söz konusu amatör balıkçılara yardımcı olmaksa, kentin Valisi Ali Kaban zaten o detayı da düşünür.

[*] [*] [*] [*]

Orada mağdur olduğunu, edildiğini söyleyen vatandaşlar, Vali Kaban’a bu yönde bir fikirle giderlerse -ki en başta gitmeliydiler- daha hızlı, doğru bir çözüm olabilir.

Sonuç olarak, Karakum ve kentin böylesine güzel yerleri; Zonguldak’a, Zonguldaklıya kazandırılmalı.

Değişim, dönüşüm, yenilik, gelişme böyle olur.

Bazen çok daha sancılı olur.

Bazen çok daha ağrılı olur.

[*] [*] [*] [*]

Medyaya yansıyan haberleri istediği gibi gelişi güzel yorumlayan ve böyle satmaya çalışanları görüyoruz.

Sokakta ilginç tepkilerle karşılaşıyoruz.

Halkı da bazen anlamak mümkün değil.

Gerçekten değil.

Olup bitenleri görünce, “siyasetçiler mi halkı kirletiyor, yoksa halk mı siyasetçilere kirlenmeyi dayatıyor?” diye düşünüyor insan.

“Hiçbir şey yapmayalım” diyorsak, o zaman bunca işten şikayetçi olmayacağız.
Şikayetçiysek, bu kentin daha yaşanılabilir olmasını istiyorsak, kusura bakmayın da o zaman bu kadar korkak, ürkek, tırsak ve komplo teorisyeni olmayacağız.

En doğru işlerin de yanlış taraflarının olduğunu kabul etmek galiba yola çıkarken hepimizin bilmesi gereken bir şey.

[*] [*] [*] [*]

Elbette yüksek sesle konuşulmayan başka alanlar var.

Zonguldak Belediyesi’nin hayata geçirmek istediğini söylediği diğer alanlar.

Orada farkı bir tartışma var.

Medyaya her ne kadar fazla yansımasa da, Vali Kaban’ın o konularda destek olmadığı, hatta engellediği fısıldanıyor.

Öyle mi gerçekten?

Gerçek ne?

Bunun için de sadece gerçeklerin gerçek olduğundan yola çıkarak bizleri o gerçeğe götüren nedenleri iyi, samimi sorgulamak zorundayız.

[*] [*] [*] [*]

Şu şüphesiz ki; Vali Kaban, Zonguldak Belediyesi’nin hayata geçirmek istediği alanlar için de destek vermeli.

Çünkü Zonguldak Belediyesi’nin bu işleri yüzüne gözüne bulaştırmadan yapması pek mümkün değil.

Bizim önerimiz, her iki ismin sık sık bir araya gelmesi…

Başkan Akdemir’in Vali Kaban’dan daha fazla yararlanma yoluna gitmesi…

Vali Bey, 2 defa arıyorsa, Muharrem Bey 5 defa aramalı.

Öyle sembolik ziyaretler, sembolik ilişkiler ile olmaz bu işler.

Kaban ve Akdemir; dayanışma, paylaşım içinde olursa, bundan kent kazanır.

Akdemir’in Kaban’dan dert yanmadan önce bunu düşünmesi gerekir.

Amaç, kent kazansın.

[*] [*] [*] [*]

Akıllı bir Belediye Başkanı, Kaban’dan yararlanır.

Kendi açamadığı kapıları, Vali Kaban’ın çabalarıyla zorlar.

Kaban, zaten bir adım atana, üç adım atmaya hazır.

Yeter ki proje olsun.

Yenilik olsun.

Elbette görüş ayrılıkları olacak.

Ama dayanışma, paylaşma, samimiyet olunca, Akdemir engelleri daha hızlı aşacak.

Üç gün sonra Kaban gider.

Fırsat kaçarsa, Akdemir’e bir şey olmaz.

Olan yine halka olur…

Esnaf örgütleri…

Karakum boşaltılıyor.

Orada Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği ile Şoförler ve Otomobilciler Odası’nın hizmet binaları vardı.

Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği, Zonguldak Valiliği’nin altında hizmet verecek.

Şoförler ve Otomobilciler Odası ise, İkincimakas’ta daha önceden Hyundai otomobillerinin satış ofisi olarak kullanılan ve camı-çerçevesi kalmayan binada hizmet verecek.

Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Osman Köksal Bahar, yer tahsisi ve destek konusunda Vali Ali Kaban’a teşekkür ediyor.

Kozlu Belediye Başkanı Ertan Şahin’e teşekkür ediyor.

Gönderdiği bin 500 lirasını iade ettiği Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir’e ise tepkili…

Tepkili olduğu bir başka isim var.

Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Muharrem Coşkun…

Sonuç itibariyle kentte başka bir ayıp yaşanıyor.

Tüm Esnaf Odaları farklı farklı yerlerde…

Kentin bu işleri dert edinen bir belediyesi olsa, hepsini tek binada toplardı.

Ama belediyeye kızmamak gerekir.

Çünkü esnaf temsilcileri, daha yaptıkları görevin ağırlığının farkında değiller.

Eğer farkında olsalardı, bu ayıp şöyle veya böyle bugüne kadar sona erdirilirdi.

Esnafın işleri tek merkezden daha hızlı işler, kolaylık sağlanmış olurdu.

Tüm Esnaf Odası temsilcilerinin öncelikle böyle bir niyet ortaya koyabilmeleri gerekir.

Birbirlerinin paçasından tutacaklarına, tek binada buluşsunlar.

Aslında hiç de zor değil!

Kim utanacak?

Pusula TV’deki “Spor Kritik” programının yorumcusu Resul Kumaş’ın stadyum konusunda ortaya koyduğu tepki, bir hafta geçmesine karşın Türkiye’nin dilinde…

Son olarak, Star TV’deki Okan Bayülgen’in “Dada” programında geniş yer verildi…

Ama rahatsız olanlar var.

Mesela, en çok da AK Partili bazı yöneticiler…

Mesela, AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun…

Diyor ki:

“Resul Kumaş’ın ‘Ben utanmam, milletvekilleri utansın’ dediğini duymadım.

Öyle bir şey dediyse, hoş değil.

Milletvekillerimizin utanacak bir tarafı yok, bizim de yok.

Statla ilgili çalışmalarımızı zaten yapıyoruz.

Spor salonu sıkıntısı vardı, onu tamamlayıp orayı boşalttık.

Şimdi yıkım sürüyor, inşaat başlayacak.

Statla ilgili biz gerekli işlemi yapacağız.

Proje aşaması, ihale aşamasında olsun stadyumu ve tribünleri yaparak bir yola sokmuş olacağız.

Sonuçta bunları biz yapacağız, iktidarda biz varız.

Önümüzdeki sezona stadı yetiştirmeye çalışacağız.”

Zeki Tosun’u bir ağabey olarak çok seviyoruz, ama siyasetçi kimliği net bir şekilde eleştiriye açık.

Şunu demek gerekiyor:

Üç milletvekilinden ikisi yeni…

Hadi onlara bir şey demeyelim.

Ya Özcan Ulupınar…

Kusura bakmayın da; Türkiye’de seyircisi, doğru dürüst takımı olmayan kentlere mükemmel statlar yapan AK Parti iktidarı, Zonguldak’ı böyle bir stadyumdan mahrum bıraktıysa, seçim öncesi maçlara gelenler, boy gösterenler şimdilerde susuyorsa ve Resul Kumaş’ın bu tepkisinin ardından AK Parti Milletvekili Özcan Ulupınar, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç’a koşuyor, fotoğraf çektiriyor ve sosyal medyadan paylaşma ihtiyacı hissediyorsa, her halde asıl utanması gerekenler bellidir.

Bu kadar utanmaz olmaya gerek yok ki…

İnsan biraz kentteki bu ayıptan utanır.

Biraz sıkılır.