Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel, 22 Kasım Cumartesi günü saat 15.00’da Zonguldak Madenci Anıtı’nda düzenlenen açık hava mitinginde partililere seslenecek!
Zonguldak Belediyesi keşke oradaki balıkçıları filan kaldırmasa!
Genel Başkan Özgür Özel, Zonguldak’taki rezilliği görse!
Hele Gaziantep Yöresel Ürünler ve Yemek Şenliği’ni de bir gezse!
Zonguldaklılara hijyen kurallarına aykırı satış yapıldığını gözleriyle görse!
Ne yalan söyleyeyim, Özgür Özel gelecek diye Zonguldak Belediyesi’nde hummalı bir çalışma var!
Caddeler sokaklar temizleniyor!
Yol kenarlarındaki otlar bile kesiliyor!
Özgür Özel, ayda bir Zonguldak’a gelse, temiz bir şehirde yaşıyor olabiliriz!
Buradan CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e seslenmek istiyorum!
Sayın Özgür Özel,
Zonguldak; Cumhuriyet tarihinin en korkak, en başarısız, en vizyonsuz, belediye başkanı tarafından yönetiliyor!
Çöpleri toplayamayan, yolları yapamayan, sadece partilileri işe alan, aldığı personeli çalıştıramayan bir belediye başkanınız var!
Tahsin Erdem Belediye Başkanı oluncaya kadar tanımadığımız çocukları çıktı ortaya!
Emirhan’ı CHP İl Yönetimine koydu!
Bir de teşkilatlardan sorumlu yaptı!
Ne iş yaptığını, geçimini nasıl sağladığını bilmediğimiz bir çocuk, hem CHP Zonguldak İl Yönetiminde Teşkilatlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı, hem de Zonguldakspor Futbol Yönetim Kurulu Üyesi!
Belediyenin şantiyelerini geziyor, kafe ve plaj projeleri üretiyor!
Babasından cesur, babasından vizyonlu!
Şaka bir yana, Zonguldak Belediyesi çoluk çocuğun elinde kaldı!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, gündüzleri Gazeteci Mustafa Özdemir’in aracıyla geziyor!
Akşamları, Zonguldak Belediyesi’ne 20 milyon liraya yakın borcu olan müflis otobüsçü Akın Kavi ile geziyor!
CHP’nin AK Parti’den aldığı Zonguldak Belediyesi’nde iki büyük değişim oldu!
Birinci değişim, ‘para yok’ sözü moda oldu!
İkinci değişim, Belediye Meclis Üyesi Atınç Kayınova’nın protez saç yaptırması oldu!
Bir de CHP’lilerin 110 çocuğunun işe alınması oldu!
Çocuklar bitti, şimdi sıra damatlarda!
Tahsin Erdem, hayırlısıyla onları da işe koyarsa tam olacak!
Zonguldak Belediyesi, uzun yıllar CHP’li başkanlar tarafından yönetildi!
Sayenizde, en kötü Zonguldak Belediye Başkanı tarafından yönetiliyoruz!
Türkiye’nin en büyük köyüne hoş geldiniz Sayın Genel Başkan!
Devlet herkese baba, bir Zonguldaklıya değil!
Zonguldak’ın bütün ilçelerinde yerli üreticiler, pazarın en güzel yerlerinde konumlandırılırken, Zonguldak Merkez İlçe’de neden en kötü yerde duruyorlar?
Çünkü; Zonguldak insanının sahibi yok!
Bahçesinden yetiştirdiği iki çanta sebzeyi köprü üstünde sattırmayacaksın!
Aynı yere kestaneciye tezgah açtıracaksın!
Başka bir yerde lahmacun tezgahı kurduracaksın!
Yap 10-15 güzel tezgah, ver yerli üreticiye, onlar da para kazansın!
Yerli üreticiye neden ikinci sınıf insan muamelesi yapıyorsun?
Zonguldak İl Özel İdaresi, Zonguldak Valiliği arkasında bir proje yaptı!
Zonguldak’ta yerli üretici için işyerleri açtı!
Şimdi orada işkembeci var!
Sakatat satılan yerin yanına bir de Sakatlar Derneği’ni sıkıştırdık!
Çünkü zihniyet sakat!
Bu şehirde, bir akşam başkan ile bir akşam meclis üyesi ile oturdu diye genç bir kadına sahile büfe koyduruldu!
Pusula itiraz etmese orada kaçak bir çay ocağı işletiliyor olacaktı!
Gerisini siz düşünün yani!
Bahçesinde yetiştirdiği sebzeyi çarşı içinde sattırmayan Zonguldak Belediyesi, Sami Aydın Milli Emlak arazisi üzerine kaçak bina yaparken seyretti!
Bir gün Valilik makamına davet edildim!
Vali Bey bana “Ya sen bu konunun üzerinde çok duruyorsun! Zonguldak’ın yüzde 85’i kaçak” dedi!
Müsaade istedim!
“Daha yeni gelmiştin, konuşuyorduk! Kahve içer misin?” dedi!
“Ben böyle düşünen bir Vali ile neyi konuşacağım?” dedim!
Yani biz bu şehirde neler gördük neler!
Sami Aydın’ın yaptığını, Zonguldak’ın yerli bir ismi yapsa, o bina başına yıkılırdı!
Çünkü bir Zonguldaklı, Sami Aydın gibi önüne gelene ‘Baba’ diyemezdi!
Bu devlet herkese ‘Baba’da, bir Zonguldaklıya mı ‘Baba’ değil!
54 yaşına geldim!
Hala anlayamadım!
Bülent Kantarcı para ödedi mi?
Çaycuma Belediyesi’nin şehir dışına gidecek olan cenaze nakil aracıyla ilgili fiyat tarifesi haberi büyük ses getirdi!
Çaycuma İlçe Jandarma Komutanlığı Trafik Şube Komutanlığı'nda görevli Başçavuş Mustafa Yılmaz’ın cenazesini Manisa Salihli’ye götürmek için bahane üreten Çaycuma Belediyesi, bu yılki tarifeye göre 5 bin lira artı kilometre başı 35 lira alarak toplamda 29 bin 650 talep edebilirdi!
Bu rakam önümüzdeki yıl için 7 bin 500 lira artı kilometre başı 49 lira olarak belirlendi. 29 bin 650 liralık fiyat yüzde 45 zam ile 42 bin 775 liraya çıkacaktı!
Meğer Çaycuma Belediyesi’nden şehir dışı cenaze aracı talep edenlerden para isteniyormuş!
Birçok kişi, bu yüksek fiyatlar nedeniyle başka belediyelerden araç temin ediyormuş!
Bunu da yeni öğrendik!
Fiyat tarifesini gösteren belgeyi dün yayınladık!
Ailenin durumuna göre fiyatta değişiklik yapma hakkı bir tek Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’da imiş!
Bir vatandaş sitemize yorum atmış: “Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı, eşinin cenazesi için belediyeye para yatırdı mı?” diye sormuş!
Bakın konu nerelere gidiyor?
Yani Pusula’yı ve Ali Rıza Tığ’ı araştırmadan yazmakla suçlayanlar kendilerine baksınlar!
Çaycuma Belediyesi, Çaycuma İlçe Jandarma Komutanlığı’ndan arandığında cenaze aracını hemen verseydi, bu tartışmaların hiçbiri olmayacaktı!
Ama Çaycuma Belediyesi’ndeki Tanju Yıldız, adres olarak Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’yı gösterince süreç uzadı!
Olay buralara geldi!
Bir de Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı’nın, Çaycuma İlçe Jandarma Komutanı Binbaşı Ferhat Turunç’u arayıp, Pusula’yı tekzip etmesini istemesi çok ayıp değil mi?
Bu yayınlar sayesinde Çaycuma’da bir daha böyle bir rezillik yaşanmaz!
Bir daha yaşanırsa tepkimiz daha büyük olur!
Filme bak!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, önceki Başkan Dr. Ömer Selim Alan’ın Kapuz Plajı içinde yaptığı tesisi Şehit Öğretmen Şenay Aybüke Yalçın Çalışma Salonu olarak hizmete soktu!
Öğrencilerin ders çalıştığı bir salon yapıldı!
Üniversiteye hazırlanan bir genç, öğlen güneş gelen tesise bir stor takılmasını istemiş!
Başkan Tahsin Erdem, ilgili müdüre salona stor perde takılması talimatını vermiş!
Ve bunun filmini çekip sosyal medya hesabından yayınlamış!
Bizim köyümüz Devrek Bakırcılar’da “Görmemişin oğlu olmuş, çekmiş pipisini kopartmış” diye bir söz var!
Bu sözü bu yazıya uyarlarsak: “Görmemişin biri belediye başkanı olmuş, çekmiş storu kopartmış!”
Bu konunun başkana getirilmesi bile ayıp iken, kısa bir filminin çekilip sosyal medyada yayınlanması ne demek?
Demek ki, bu tesisi Tahsin Erdem yapmış olsa!
Dizi film çekecek!
Ne gerek var bunlara?
TBMM’de nöbetçi bakan uygulaması oluyor!
Mesela en son Gençlik ve Spor Bakanımız Osman Aşkın Bak, nöbetçi olmuş!
AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Ziya Aldatmaz, “Gençlik ve Spor Bakanımız Sayın Osman Aşkın Bak’ı, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ziyaret ettim. Bartın’ımıza kazandırılacak spor yatırımları ve gençlik projeleri üzerine verimli bir görüşme gerçekleştirdik. İlgisi ve destekleri için Sayın Bakanımıza teşekkür ediyorum” şeklinde bir paylaşım yapmış!
AK Parti Zonguldak Milletvekili Muammer Avcı, ise aynı görüşmeyi “Gençlik ve Spor Bakanımız Sn. Osman Aşkın Bak ile bir araya gelerek, Zonguldak'ımızda devam eden yatırımların ve projelerimizi konuşma fırsatı bulduk. İlgileri ve kabulleri için Sn. Bakanımıza teşekkür ediyorum” şeklinde paylaşım yapmış!
Muammer Avcı, “Bir araya gelerek” diyerek sanki özel bir görüşme yapmış gibi vurgu yapıyor!
Sanki randevu alınmış, bakanlık makamında özel bir görüşme yapılmış vurgusu!
Oysa TBMM’de bir odada tüm milletvekillerinin yapabileceği bir görüşme!
Üstelik bakan nöbetçi!
Bir Yusuf Ziya Aldatmaz’ın paylaşımına bakın!
Bir de Muammer Avcı’nın paylaşımına!
Ne gerek var bunlara?
Kıssadan Hisse: Kafama işeyen adam!
Nelson Mandela anlatıyor: “Başkan olduktan sonra, yakın korumamdan bazılarına benimle şehirde yürümelerini ve şehir merkezindeki bir restoranda öğle yemeği yememizi istedim. Restoranlardan birine oturduk ve hepimiz yemek siparişimizi verdik.
Bir süre sonra garson masamıza siparişlerimizi getirdi. O sırada dikkatimi çeken bir şey oldu: Masamın yanında, yemeğini almış ama bekleyen biri vardı.
Askerlerden birine, gidip o adamı bizimle birlikte yemeye davet etmesini söyledim. Asker gidip konuştu, adam da yemeğini alarak masama oturdu. Ben sohbet etmeye çalışırken adam sessizce yemeğini yemeye başladı. Hepimiz yemeğimizi bitirene ve o adam masadan kalkıp gidene kadar ellerinin sürekli titrediğini fark ettik.
Askerlerden biri bana, ‘Adam çok hasta olmalı. Yemek yerken elleri durmadan titriyordu.’ dedi.
Ben de ona şöyle dedim: ‘Hayır, kesinlikle değil.’
‘Bu adam, benim hapsedildiğim cezaevinin müdürüydü.
Çoğu zaman işkencelerden sonra bağırır, biraz su isterdim. Her seferinde aynı adam gelir ve kafama işerdi.
Bugün titremesinin sebebi hastalık değildi; benden aynısını yapmamı bekliyordu.
Devlet başkanı olduğum için onu işkenceyle ya da hapse atarak öç alacağımı düşünüyordu.’
‘Fakat bu, ne benim karakterimin; ne de ahlakımın bir parçasıdır.’
‘Çünkü misilleme zihniyeti devletleri yıkar; hoşgörü zihniyeti ise milletleri inşa eder.’