Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişleri, TTK Kozlu, Karadon ve Üzülmez Müesseseleri’nde yapılan denetimlerin ardından üretimin geçici olarak durdurulmasına karar verdi.
7 Ocak 2026 tarihinde yeniden yapılan denetimlerin ardından hazırlanan rapor, Zonguldak Valiliği’ne bu sabah ulaştı.
Kapatma gerekçeleri netleşti:
Karadon: 6 maddeden
Kozlu: 4 maddeden
Üzülmez: 1 maddeden
Ortak sorunlar:
Yedek enerji kaynağı bulunmaması
Havalandırma sistemlerinde yedek fan eksikliği
Su tahliye sistemlerinin otomatik devreye girmemesi
İnsan nakli yapılan kuyularda ikinci enerji kaynağının olmaması
En sıkıntılı Müessese Karadon!
İş güvenliğinden sorumlu TTK Genel Müdür Yardımcısı Fazlı Uncu’nun yıllarca Müessese Müdürlüğü yaptığı Karadon’daki eksikliklere bakın:
“Ocak içerisinde kullanılan tali pervanelerin, ikinci enerji kaynağının olmadığı.
Su tahliye sistemlerinin, ikinci enerji kaynağının olmadığı ve otomatik devreye girmediği.
Gelik 52 ana aspiratörün, ikinci enerji kaynağının olmadığı ve otomatik devreye girmediği.
Ocak içerisinde kullanılan tali pervanelerin, yedeğinin olmadığı.
İnsan naklinde kullanılan kuyuların, ikinci enerji kaynağının olmadığı ve otomatik devreye girmediği.
Gelik 140 kotta bulunan ana aspiratörün, ikinci enerji kaynağının olmadığı ve otomatik devreye girmediği.”
İkinci sırada Kozlu!
Üzülmez tek madde ile kapandı!
Çalışma Bakanlığı Müfettişleri, Soma faciasının ardından ceza alıp hapis yattılar!
O nedenle sorumluluk üstlenmiyorlar!
Varsa eksik, yazıyorlar raporu, kapatıyorlar ocağı!
Olaya siyasi boyut katmanın, hükümeti suçlamanın bir anlamı yok!
Maden ocaklarında işçi sağlığı ve iş güvenliğiyle ilgili eksiklikler var!
Bu eksiklikler giderilsin, ocaklar yeniden üretime açılsın!
Tek bir işçinin canı yanmasın.
Tam köşemi tamamlıyorum!
Telefonum çaldı!
TTK, havalandırma için pervaneleri kimden alıyor biliyor musun?” diye sordu!
“Kimden?” dedim!
“Kozlu Müessese Müdürlüğü’nde çalışan bir işçiden!”
Meğer pervanelerin 19 Aralık 2025 tarihinde teslim edilmesi gerekiyormuş!
19 Ocak 2026 tarihine ertelenmiş!
“İnşallah o tarihte gelir” diyorlar!
Çin’de üretilen pervaneyi TTK’ya satan işçi kim?
Hangi Genel Müdür Yardımcısı ile birlikte hareket ediyor!
Bu rezaleti hep birlikte çözelim!

İstifa et Fazlı Uncu

TTK Genel Müdür Yardımcısı Fazlı Uncu’yu eleştiriyoruz ya!
İhanet ile suçluyoruz ya!
Boşuna değil bu serzenişimiz!
Genel Müdür dururken, Genel Müdür Yardımcısını suçlamamızı eleştirenler oluyor!
Bunları okuyorum!
Meslekte 36 yılına giren bir gazeteci bu detayı kaçırır mı?
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişleri geçen yıl gelip, kapatma kararı verdiklerinde eksikler belliydi!
TTK İş Güvenliği ve Eğitim Daire Başkanlığı bu sorunları çözecekti!
TTK İş Güvenliği ve Eğitim Daire Başkanlığı kime bağlı?
Tabii ki Fazlı Uncu’ya!
Çinli firma teknik bir gezi düzenledi!
Fazlı Uncu, Karadon ekibi ile birlikte Çin’e gitti!
Havalandırma sistemlerini incelediler!
Fazlı Beyler gittiler, geldiler!
Fazlı Bey’in her işinde olduğu gibi git-geller başladı!
Yazışmalar uzadı!
Fazlı Uncu, ipe un serdi!
Kendisi uyarıldı!
Uyarılmasına rağmen işi ağırdan aldı!
Tek amacı, TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz yıpransın ve görevden alınsın!
Fazlı Uncu da Genel Müdür yapılsın!
Peki ne oldu?
Olan TTK’ya oldu!
Yazık değil mi?
Fazlı Uncu sorumluluklarını yerine getirmedi!
Kurumun selameti için derhal görevden alınmalı!
Bizi Çin gezisinin detaylarıyla uğraştırmayın!
Sizin ihmaliniz yüzünden Zonguldak çocukları bu madenlerde can vermesin!
Gereğini yapın!

Niteliksiz dolandırıcı

Devrek’te bir niteliksiz dolandırıcı var!
Öyle niteliksiz ki, ev sahibini bile dolandırıyor!
Yaşlı kadınları, gurbetçileri dolandırıyor!
Bir ara Devrek Belediyesi’nde akrabasının yanında takılıyordu!
Belediyeye sorunu için gelenlerin sorununu çözme bahanesiyle para alıyordu!
Bu köşede bu niteliksiz dolandırıcının bir/iki hikâyesini yazınca olay patladı!
Niteliksiz dolandırıcı belediyeden kovuldu!
Artık oralara yanaşamıyor!
Ama uzaktan akıl veriyor!
Belediye Başkanı’nı bazı konularda uyarmış!
Ama Belediye Başkanı bunu dinlememiş!
Belediye Başkanı bu niteliksiz dolandırıcıyı dinlese, Devrek’in vay haline!
Şimdi yalan yanlış bilgilerle gazetecileri dolandırmaya çalışıyor!
Bu dolandırıcının mağdur ettiği kişiler bize ulaşsın!
El birliğiyle bu dolandırıcıyı Beycuma’ya gönderelim!
Var mısınız?

Kendisine ayrı, kedisine ayrı lojman!

TTK’nın lojmanlarıyla ilgili yazılara bir sürü eleştiri geliyor!
Babasını lojmanda oturtan yöneticilerden söz ediliyor!
Kendisine lojman alan kişi dostuna da bir lojman ayarlamış!
Bunlara alışmıştık!
TTK’da bir kadın lojmanda kalıyor!
Kedileri için ayrı lojman tutmuş!
Yani kadının kedileri için lojman tahsis edilmiş!
Benim Zonguldaklı işçilerim lojman beklerken, bu kadının kedileri için lojman tahsis edilmiş!
Öyle hemen bitirmeyelim malzemeyi!
Bu kadını, kedileriyle birlikte bu memleketten gönderelim!
Zonguldak’ı bu kadar küçümsemek nedir?
Bu kadına kim lojman tahsis etmişse!
Allah onun da belasını versin!
Kadının bir özelliği yok aslında!
Her şey babasının hatırına!
Senin de, babanın da!
Demeyelim şimdi!

Kedi boş kalınca!

1994 yılında Devrek Sanayi Sitesi’ndeki kasaplar ile Karaman Beldesi’ndeki kasapları haraca bağlayan çetenin lideri Cengiz Altuntaş, Devrek Belediyesi Zabıta Amiri Abdurrahim Altuntaş olarak karşımıza çıktı!
Görevden alındığı için büyük olay çıktı!
Oysa asıl sormamız gereken soru, kasapları haraca bağlayan birisi nasıl belediye işçisi oldu? Ve nasıl vekâleten de olsa Zabıta Amiri oldu?
Görevden alınmasına değil, belediyeye işe alınmasına ve Zabıta biriminin başına verilmesine tepki gösterilmeliydi!
Çetin Bozkurt döneminde belediyede hırsızlık yapanlar tutuklandı!
Uyuşturucudan tutuklananlar işten atıldı!
Hiçbiri üç kişinin belediyeye girmeden önce yaptıkları kavga yüzünden tutuklanmaları kadar ses getirmedi!
Devrek’te “Kedi boş kalınca …. kaşır” diye çok meşhur bir söz vardır!
Milletin işi de o hesap!
Boş kalan bir yerini kaşıyor!
Abdurrahim emekli olacakmış!
Sanki Devrek Belediyesi Abdurrahim sayesinde ayakta duruyor!
3 dönem görev yapan Nadir Saraç gitti de Devrek Belediyesi yıkılmadı!
Abdurrahim gidince mi yıkılacak?
Çetin Bozkurt, basını susturmayı başarmış ama hukuku susturamamıştı!
İddianame ortaya çıkınca ak göz, kara göz belli olur!

Kıssadan Hisse: Böbrek!
Öğretmen sınıftan bir öğrenciyi kaldırıp;
"Kaç tane böbreğimiz var?" diye sorar.
Öğrenci;
"Dört!", diye yanıt verir.
“Dört mü? Haa ha ha!" diye sesli güler.
Öğretmen, öğrencilerinin hatalarını üstlenmekten ve onların moralini bozmaktan zevk alan biridir.
Tam önündeki sıraya; "Bir demet ot getirin, çünkü aramızda bir eşşek var," diye emreder.
"Ve benim içinde bir kahve!", diye araya girer öğrenci.
Öğretmen bu tavra çok sinirlenir ve öğrenciyi sınıftan kovar.
Bu öğrenci, "Baron de Itararé" olarak bilinen mizah yazarı Aparicio Torelly Aporelli'dir. (1895-1971).
Öğrenci, sınıftan çıkarken öfkeli öğretmeni düzeltme cüretini gösterir;
"Bana kaç böbreğimiz olduğunu sormuştun. Benimki iki ve seninkiyle dört eder.
'Bizim kaç böbreğimiz var' çoğul için kullanılan bir ifade. Şimdi otların tadını çıkar" der ve kapıdan çıkıp gider.
Hisse: Hayat, bilgiden çok daha fazla anlayış gerektirir. Bazen insanlar, biraz daha fazla bilgiye sahip oldukları veya sahip olduklarına 'inandıkları' için, başkalarını hafife alma davranışı sergiler. İnsanları dinlemek yerine, önyargılı davranmayı seçer.