TTK Üzülmez Müessese Müdürü Murat Köseoğlu, yaş haddinden emekli oldu.
Ama öncesinde hurda yolsuzluğundan ceza aldı!
Sadece Müessese Müdürü değil!
Teknik Müdür Yardımcısı, İşletme Müdürü, Elektromekanik Müdür Yardımcısı da ceza aldı!
Hepsi odalarını topladı, bekliyor!
Ancak TTK Yönetim Kurulu, yeni bir kadroyu atayamadı!
Kafaları, aldıkları ceza ile meşgul olan bir yönetimi görevde tutmak, madencilik açısından büyük risk taşıyor.
Binlerce işçinin can güvenliği kime, kimlere emanet?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, duruma neden müdahale etmiyor?
TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz, neden bekliyor?
Allah korusun!
Allah korusun!
Allah korusun!
Zonguldak’ın sahibi olsa, bu rezilliğe izin vermez!
Şu "yöresel lezzet" rezilliğine bir son verir misiniz?
Biri dönerci dükkanı açsa, normal olarak dokuz dereden su getirtiliyor!
Çok doğru bir şekilde bir sürü iş ve işlem gerekiyor!
Ama "yöresel lezzet fuarı" denilince, her şey serbest!
Toz-toprak içinde pişen gıdalar vatandaşa satılıyor!
Birileri "üç-beş yolunu bulacak" diye, Zonguldak insanını zehirlemeye kimsenin hakkı yok!
Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü, Zonguldak Belediyesi Zabıta Müdürlüğü, sahildeki "yöresel lezzet" adı altında açılan rezilliği denetlemeli.
Yıllardır bu fikre karşı çıkıyoruz.
Lavuar alanında da açılmıştı.
O toz-toprağın içinde Zonguldaklıya "gıda" diye zehir satılmıştı.
Zonguldak’ın sahibi olsa, bu rezilliğe izin vermez!
Muammer Avcı ve Tahsin Erdem koyunca, sesleri çıkmamıştı!
Zonguldak İl Özel İdaresi Müdürlüğü’ne 30 personel alınacak...
CHP medyası ayağa kalkmış!
Listelerden, isimlerden söz ediliyor!
Aynı medya, AK Parti Zonguldak Milletvekili Muammer Avcı; oğlunu Erdemir’e, kızını Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na işe koyduğunda sesini çıkartmış mıydı?
Sınav yok, mülakat yok!
Bir telefonla işe girdiler!
Kimse liyakat sorgusu yapmadı!
"Zonguldak’ta, Ereğli’de, Türkiye’de bu kadar işsiz var" demedi!
Adalet herkese, her zaman olsun...
İşine geldiğinde, yeri ve zamanı geldiğinde olmasın!
Sanki Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, aldığı 7 kişiyi mülakata soktu!
Adam, seçimde şoförlüğünü yapanı da işe aldı!
Fotoğrafını çekeni de!
Hem de ilansız!
Kimsenin sesi çıkmadı!
Bu tayfa, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ı yıpratmak için çalışıyor!
Ama Zonguldak İl Özel İdaresi, bir devlet kurumu...
Oranın başı da Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu...
Suçladıkları kişi, Vali...
Vali, torpil iddialarını yalanladı.
Bunlar hala aynı hava!
Bu işin arkasında kimin olduğu ortada!
Öğ tekerek-arka tekerek...
Zonguldak’ta tanınan-bilinen bazı ailelerin çocukları!
Altlarında son model arabalar!
Geziyor, dolaşıyorlar!
Olaylara karışıyorlar!
Bir şirket kuruyor, fatura kesiyorlar!
Mal-hizmet yerine fatura satıyorlar!
Başkaları üzerinden iş yapıyorlar!
Sonra başlarına iş gelince, cırlıyorlar!
Ve bu çocuklar, birbirleriyle yarışıyorlar!
En fazla faturayı kim kesecek?
En çok kim kazanacak?
En iyi arabaya kim binecek?
En iyi kızla kim gezecek?
Bu çocuklara kızamıyoruz!
Rol modelleri böyle!
Olay, dönüp-dolaşıp bizim köye geliyor...
“Öğ tekerek neren gidese, arka tekerek oran gide...”
Biz bunların “Öğ” tekereklerini biliyoruz!
Arka “tekerek”lerin gittiği bu yola şaşırmıyoruz!
Hafriyat döküm sahası...
Vatandaşın biri, ecrimisil ödeyerek sahip olduğunu düşündüğü araziyi "hafriyat döküm sahası" ilan etmiş!
Sağdan-soldan inşaat atıklarını bahçesine döktürüyor!
Üstünü toprakla örtüyor!
Kamyon başı para alıyor!
İşin uzmanları, belediyeden izinsiz "hafriyat döküm sahası" olamayacağı görüşünde...
Belediye, bu işe nasıl izin vermiş, ona da bakacağız!
Şiir Meydanı...
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem; sabah, öğlen, akşam "para yok" diye ağlıyor!
Ama parasız yapılacak işler de var.
Kardeşim, hazır Belediye Kültür Merkezi Müdürünüz değişmişken!
Kültürlü biri de müdür olmuşken!
Gelin, Zonguldak’a bir "Şiir Meydanı" yapalım.
Liman arkasında olur...
Adliye bölgesinde olur...
Bir yeri "Şiir Meydanı" olarak düzenleyelim.
Zonguldaklı şairlerin büstlerini koyalım.
Duvarlarını şiirlerle, parkeleri dizelerle, sözlerle süsleyelim.
Zonguldaklı yazarları, Zonguldak’ı yazanları orada analım.
Bunu da yapamıyor musunuz?
Orman Bölge Müdürlüğü ile işbirliği yapın...
Bahçelievler Mahallesi’ndeki Ihlamur Sokak'a, ıhlamurlar dikelim.
Manolya Sokak’a, manolyalar dikelim.
Gül Sokak’a, gül dikelim.
Sarmaşık Sokak’a, sarmaşık dikelim.
Bu çiçekleri-fidanları mahalle sakinlerine zimmetleyelim.
Üç-beş sene sonra oralar ne güzel olur, değil mi?
Kıssadan Hisse: Kaderini sev...
Deniz kıyısında bir ihtiyar taşçı, kayayı yontmaktadır. Güneş, onu yakıp kavurur. O da Tanrı'ya yakarır, "Keşke güneş olsaydım" diye...
"Ol" der Tanrı...
Güneş oluverir... Fakat bulutlar gelir, örter güneşi, hükmü kalmaz.
Bulut olmak ister.
"Ol" der Tanrı....
Bulut olur... Rüzgar alır götürür bulutu, rüzgarın oyuncağı olur.
Rüzgar olmak ister bu kez...
Ona da, "Ol" der Tanrı...
Rüzgar, her yere egemen olur, fırtına olur, kasırga olur.
Her şey, karşısında eğilir.
Tam keyfi yerindeyken, koca bir kayaya rastlar.
Oradan eser, buradan eser, kaya "bana mısın" demez!
Tanrı, kaya olmasına da izin verir.
Dimdik ve güçlü durmaktadır artık dünyaya karşı...
Sırtında bir acıyla uyanır.
Bir ihtiyar taşçı, kayayı yontmaktadır.
Hisse: Kaderini sev, belki seninki en iyisidir. (Friedrich Nietzsche)