Zonguldak Limanı yıllar önce özelleştirmek istediler.
Şartlar uymadı.
Almak isteyenler çok karlı bulmadılar.
Vali Yavuz Erkmen döneminde limanın Özel İdare ve Zonguldak Belediyesi´ne devri söz konusu oldu.
Müşterek bir karar alınamadı.
TTK´nın önceki dönem Genel Müdürü Rıfat Dağdelen limandan yıllık 6-7 milyon TL parayı çok önemsedi.
Yıllık 300-350 milyon zarar eden Türkiye Taşkömürü Kurumu´nun (TTK) zararı buradan kapatılmaya çalışıldı.
Yani teselli ikramiyesi oldu.
TTK´nın yer altına yatırım yapıldı.
Limana kısmen yatırım yapıldı.
Geçtiğimiz günlerde TTK´nın yönetimi değişti.
Burhan İnan Genel Müdür oldu.
Burhan Bey şimdi limanın özelleştirilebileceğini belirtiyor.
Tam da TEKEL işçilerinin eylemlerinin devam ettiği günlerde bu düşünceye ilk tepkiyi Genel Maden İşçileri Sendikası karşı çıkmıştı.



Peki şimdi ne olacak?
TTK tek başına mı karar verecek?
Zonguldak bir araya gelip müşterek bir karar mı verecek?
Zonguldak Limanı, Zonguldak ölçeğinde önemli bir gelir kapısı.
Kentin tam göbeğinde.
Limanın bütün yükünü aslında Zonguldaklı çekiyor.
Yükselen kömür tozundan tutun yarattığı trafik karmaşasına kadar.
Öte yandan Zonguldak Limanı´nın doldurulması gündemde.
Ak Parti Milletvekili Polat Türkmen bu konuda çok kararlı.
Türkiye Büyük Millet Meclisi eski Başkanı Köksal Toptan´da daha önce benzer düşüncelerini aktardı.
Benim baştan beri önerim limanın Zonguldak Belediyesi´ne devri.
Yani bu limanın bütün yükünü çeken Zonguldaklılara devredilmesi gerekir.
Buradan elde edilecek olan gelirler Zonguldaklılar için harcanmalı.
Benimkisi bireysel bir düşünce.
TTK´nın, sendikanın ve diğerlerinin düşünceleri de öyle.
Limanın geleceğiyle ilgili en doğru kararı vermek için bir araya gelip tartışmak gerekiyor.
Yani yüzleşme.
Yani Zonguldak´ta pek olmayan bir durum.
Burada görev Genel Müdürü düşüyor.
Genel Müdürün düşüncesi basın üzerinden bir polemiğe dönüşmeden yüz yüze tartışılmalı.
Benim görüşüm, halkın yararına olması için belediyeye devredilmesi.



Yüzleşme


Zonguldak´ta pek çok sorun çözümlenemiyor.
Bunun en büyük nedeni tarafların yüzleşmeden kaçması.
Yani karşılıklı çözüm üretme kültürü olmayışı.
Başkasını küçümseme ve hor görme mantığından beslenen insanların çıkar hesapları çözüm yollarını tıkayan en önemli etken.
Bu yüzden yüzleşme şart.
Farklı düşünen insanların bir araya gelip öncelikle iyi niyetli olarak tartışması şart.
Yani niyet önemli.
Niyetler kötü olunca çözümler sakata giriyor, adalet duyguları yitiriliyor.
Alışkanlıklar değişmediği sürece hepimiz yanlışlar yapmaya devam edeceğiz.


Kimin ´Uğur Mumcu´su


Gazeteci - Yazar Uğur Mumcu öldürülüşünün 17. yılında anıldı.
Ve daha pek çok demokrasi şehidi için törenler yapıldı.
Ülke hassas günlerden geçiyor.
Böyle günlerde bu buluşmalar daha anlamlı oluyor.
Uğur Mumcu gazeteciydi.
O günlerde yazdıkları bugünlerde daha iyi anlaşılıyor.
Demokrasi şehitlerinin büyük çoğunluğu gazeteci.
Ancak gazeteciler her nedense yıllardır sadece haber yapmakla yetindiler.
Uğur Mumcu ve diğer basın şehitlerine hep bir kesim sahip çıktı.
Gazetecilerin görmezden geldiğime vatandaş nasıl sessiz kalmasın.
Karaelmas Gazeteciler Derneği, Uğur Mumcu´yu anma etkinliklerinde ön saflarda yer alıyor.
Hatta geçen seneki yürüyüş sonunda Ali Bahadır, Harun Ersoy, Osman Sav ve ben gidip ifade verdik.
Masum toplumsal tepkileri dile getiren insanlarla çevredeki meraklı bakışlar arasında hep bir mesafe gördük bu zaman kadar.
Özelleştirmeye karşı çıkan esnafın özelleştirmeye tepki gösteren gruba öcü gibi baktığı günlere tanık olduk.
Dün de bundan pek farkı yoktu.
Tek farkı bir grup gazeteci arkadaşımız Uğur Mumcu için yürüyenler arasındaydı.
Genç bir gazeteci arkadaşımız çelenk taşıdı. Ve çevredekilerin incitici, öteleştiren bakışları beni rahatsız etti.
Uğur Mumcu ve diğer demokrasi şehitlerine sahip çıkmak hepimizin görevi.
Orada her kesimi temsil eden isimler olmalıydı.