Ereğli Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Yaşar Tetiker, geçtiğimiz akşam Pusula TV’de konuğumuz oldu.

Kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.

Kent adına, siyaset adına, ekonomi adına ve zihinsel yenilenme adına, umut adına önemli şeyler söyledi.

Önemli mesajlar verdi.

Tabi anlayana…

Anlamak isteyene…

Yaşar Tetiker’in açıklamalarının bir kısmını paylaşacağız.

Programın tamamını ise, www.pusula67.com.tr adresinden izleyebilirsiniz.

“Kent adına konuşan, yazan, düşünen herkesin izlemesi gereken bir önem taşıyor” diye düşünüyorum.
Hastalığın teşhisinden öte, tedavisi üzerine somut şeyler söylüyor.

[*] [*] [*] [*]

Ve Ereğli TSO’nun başlattığı bazı adımları hatırlatıyor.

Diyor ki Tetiker:

“Tek kelime ile açık ve net olarak ‘Her şey Zonguldak için’ dememiz gerekiyor.

Bu dendiği anda bütün sorunlar çözülebilir.

Her şeyi bilemeyebiliriz, ama emsaline bakarak bunu kıyaslayabiliriz.

Gelişmiş olan şehirlere bir bakın.

Gidin Bursa’da sanayicilere bakın.

Orada her 15 günde bir siyasetçi gelerek onların sorunlarını dinler.

Bunu getiren oranın halkıdır.

Siyaset ne için vardır?

Halk için vardır.

Halkı dinleyeceksin arkadaş.

İstismar edilmememiz için ilk önce Zonguldak’ın menfaatleri dememiz gerekiyor.”

[*] [*] [*] [*]

Ortak akıldan korkulmaması gerektiğini söylüyor Yaşar Tetiker…

Ve Filyos Ateş Tuğla’nın özelleştirilmesi dönemindeki yaşananları hatırlatıyor.

Zonguldak’taki ortaklık kültürünün, birlikte iş yapabilme kültürünün neden yerleşmediğini hatırlatıyor.

Ve yıllardır konuşulan Zonguldak’ın en büyük sorunu, samimiyetsizlikten yakınıyor.

Kimi, siyasetçilerin, milletvekillerinin komplekslerinin aslında bu kente ne kaybettirdiğinden bahsediyor.

Çok canlı örnekleri var, bu anlatımlarının…

Yakın zamanda yaşananlar var.

Dün vardı.

Bugün var.

Yarın da olacak…

[*] [*] [*] [*]

Hal böyle olunca, koca kentin, koca koca yöneticileri, tavuk gibi eşelenip duruyor.

Yıllardır kaybedilen zamanın telafisi zor belki.

Ama hala fırsatlar var.

Yaşar Tetiker, bu bağlamda Ereğli TSO olarak atılan adımlardan bahsediyor.

Erdemir ile diyalog ortamının sağlanıyor olması…

Ereğli OSB’de yerlerin dolması…

Tersaneler sorununun çözüm arayışları henüz reel sonuç alınmamış olsa da, umut veren adımlar.

Ve en önemlisi de aşılanan umut.

Bunlar önemli.

[*] [*] [*] [*]

Geçtiğimiz günlerde konuğumuz olan Zonguldak TSO Başkanı Metin Demir ile de benzer şeyler konuştuk.

Demir’in üzerinde çalıştığı bir taslak var.

Bunu diğer TSO’larla birlikte yapma düşüncesinde.

Teorik pratiğe dönüşebilirse adımlar hızlanır.

Ve Yaşar Tetiker’in pratiğin önemini hatırlatan vurgusu önemli.

TSO’lar gerçekçi ve samimi bir zeminde oturup konuşabilirse, ortaya güç birliği çıkar.

Bu kentin ekonomisi adına bir şeyler söylenecekse, bu birlikteliğe kesinlikle ihtiyaç var.

İş dünyası ortak talepleri birlikte dile getirmeli.

Siyasilerin kompleksini kırmanın en güçlü yolu galiba buradan geçiyor.

[*] [*] [*] [*]

Çok şey mümkün…

Çok şey olabileceğine inanmak gerekiyor önce.

Öncelikle TSO’lar artık birlikte öncülük etmek zorunda.

Çok parçalı görüntülerin ötesinde geçmiş hatalardan ders çıkarmak gerekmiyor mu?

Bu konuda ekonominin lokomotifi konumundaki TSO’ların rutin olmaktan çıkmaları gerekiyor.

Bu kentte bazı şeyler kötüye gitmiş ise, sadece siyasiler mi suçlu?

Elbette değil.

STK’lar…

Ve O STK’ların önüne geçmesi gereken TSO’lar…

Bu işlerin öyle aidat toplamakla, seminer gezileri yapmakla, baston ve madenci heykeli vermekle olmadığını görmüş olmamız gerekiyor.

Anlamış olmamız gerekiyor.

[*] [*] [*] [*]

Yaşar Tetiker’i dinlerken şunu anlıyoruz.

Evet, hatalar yapıldı…

Ama hala şansımız var…

TSO’lar önümüze geçerse, her şey mümkün…

Biz Pusula olarak iyi niyetli yapılacak tüm çabalara, çalışmalara destek olmaya hazırız.

Geçmişte olduğu gibi çok daha fazlasını yapmaya hazırız.

Yeter ki bir adım atılsın.

Bir daha bakın…

Ege ve Akdeniz'de yoğunlaşan ve son haftalarda Avrupa'nın bir numaralı gündem maddesi haline gelen göçmen sorununu çektiği fotoğraf ve görüntü ile dünya gündemine taşıyan Doğan Haber Ajansı (DHA) Bodrum Muhabiri Nilüfer Demir, o anları anlattı.

Nilüfer Demir, insanlığın geldiği tabloyu gösterdi aslında.

İnsanlığımızdan utandıran fotoğraflardı onlar.

Bizleri paramparça eden…

Yüzyıllardır din adına, iman adına, toprak adına, katledilen çocukluğumuzun acısını, utancını yüzümüze vuran bir “an”dı.

Diyor ki Nilüfer:

“3 yaşındaki Aylan Kurdi'yi gördüğümde gerçekten kanım dondu.

O an yapabileceğim bir şey yoktu.

Yerde kırmızı tişörtü, lacivert şortuyla yarı beline kadar sıyrılmış bir şekilde cansız bedeniyle yatıyordu.

Onun için yapabileceğim bir şey yoktu.

Yapabileceğim tek şey, yerde yatan bedeniyle çığlığını duyurabilmekti.

Ben de bunu ancak deklanşöre basarak yapabileceğime inandım ve o anın fotoğrafını çektim.

100 metre ilerisinde abisi Galip yerde yatıyordu.

Daha sonra onun yanına gittim.

Onun da tişörtü üzerine kadar sıyrılmıştı.

Galip'in, Tahara'nın üzerlerinde hiçbir şekilde can yeleği, kolluk, onları suyun üzerinde tutabilecek hiçbir şey yoktu.

Bu da olayın dramatikliğini ortaya koyuyordu.

Ama yapabileceğim tek şey, o anın fotoğrafını çekebilmekti ve ben de öyle yaptım.”

O fotoğraflara bakın.

Bırakalım canımız yansın.

Bir daha bakalım.

Bakalım ki, çabuk her daim utanalım insanlığımızdan!

Çınar’ın annesine…

Elif Şenel Öksüz…
“Çınar”ımın annesi…

[*] [*] [*] [*]

4 yıl önceydi…

İyi günde, kötü günde…

Beraber olmak için “evet” diyeli…

[*] [*] [*] [*]

Güzel günler de oldu.

Zor günler de…

Bazen eksik, bazen fazla…

[*] [*] [*] [*]

İlk gün ki gibi…

Aynı heyecanla…

Aynı umutla birlikte nice yıllara…

[*] [*] [*] [*]

Seni seviyorum.