Evden çıktığımız andan itibaren gün içinde pek çok kişi ile karşılaşıyoruz.
Herkes bir şey söylüyor. Herkes haklı değil tabiî ki. Ama genel doğruların eğimi de ortaya çıkıyor.
Bizim görevimiz o genel doğruları, halkın isteklerini gerekçeleriyle anlatmak.
Yer bulmasına yardımcı olmak.
Seslerinin çıkmasını sağlamak.
Arada; &[#]8220;Benim adım geçmesin&[#]8221; diyenlere de saygı duyuyorum.
Ama korkaklığın da bu kadarı olmaz.
Toplumsal refleksleri dile getirenler nedense iş uygulama alanlarına gelince yoklar.
Nizam Caddesi&[#]8217;nin eşrafla karşılaşıyoruz.
Ayak üstü sohbet sırasında yine bu konular tartışılıyor.
Gündeme taşıdığımız konulardan ötürü gelen övgüler her insanda olduğu gibi benimde hoşuma gidiyor.
Arada eksiklikleri de söylemelerini istiyorum.
Ama iş bireysel reflekslerin toplumsal reflekse dönüştürülmesi konusuna gelince ses kesiliyor.
Yanıtlar şöyle;
Herkesin bir işi var.
Burası Zonguldak, küçük yer.
Bizim değil sizin işiniz.
Ne yapalım biz ancak size söylüyoruz.
Bizi kimse dinlemiyor. Siz yazınca (Gazeteciler) belki yola gelirler
Bunun gibi çok sayıda tepki.
Ancak büyük çoğunluğu sorunları toplumsal düzeyde çözmeye yanaşmaktan çekinen insanlar.
Çünkü insanlar ürkütülmüş.
Korkutulmuş. Tepkisizleştirilmiş.
Kimse kötü olmak istemiyor.
Siyasi partiler de böyle.
Sivil Toplum örgütleri de.
Yani onlarda da genelde &[#]8216;Bizden&[#]8217;, Sizden&[#]8217; ayrımı öne çıkıyor.
Hal böyle olunca refleksler, tepkisizleşiyor.
Yani kimsenin gelip bir dayatma yapmasına bile gerek kalmıyor.
Örnek vermek gerekirse.
Mithatpaşa Tüneli basının ve bireysel tepkilerin organize olmasıyla bugünlere geldi.
Projenin hayata geçmesi de bu toplumsal talebin ısrarına bağlı.
Diğer pek çok sorunun çözümünün formülü aslında burada.
Halk yararına olan her şey doğru anlatıldığında, bir kesime politik malzeme yapılmadığında, halkın talebi doğru ifade edildiğinde aslında sonuç alınabiliyor.
Bireysel tepkilerin de bu yönde ortaya çıkması için iş organizeye kalıyor.
Zonguldak bu çerçeveden bakabilse aslında pek çok sorununu çözebilir.
Ama...


Eşref, Akaryakıt Sokağı gördü


Akaryakıt Sokak&[#]8217;ın boyu kısa.
Ama sorunu uzun zamandır devam ediyor.
Son beş yıldır buranın hikayesini yakından gözlemleyenlerdenim.
Pek çok defa haber yaptık.
Burada bulunan depocu ve esnaf çözüme katkı payı sunmak istemişti.
Dönemin Belediye Başkanı Secaattin Gonca pek çok kez bu sorunu dinledi.
Ancak buradaki sorunu çözme konusunda çabası yeterli olmadı.
Daha doğrusu çaba var mıydı?
Geçtiğimiz günlerde bu güzergahta oturan Roman vatandaşlar toz toprak içinde kaldıklarını belirterek basın önünde eylem gerçekleştirdiler.
İyi de ettiler.
Önceki gün Zonguldak Belediye Başkanı İsmail Eşref&[#]8217;in daveti ile temsilciler yemekte buluşup sorunu tartıştı.
Belediye Başkanı İsmail Eşref değerlendirmesinde; &[#]8220;Uzaktan haberleşmelerle bu işler olmuyor&[#]8221; diyerek diyalogun önemini vurguladı.
Bu buluşmanın mimarlarından olan Çınartepe Mahalle Muhtarı Okan Girgin&[#]8217;i de kutlamak gerekiyor.
Sonuçta 300 lira civarında maliyeti olan buradaki düzenlemenin 120 bin lirasını burada iş yapan esnaf karşılayacak.
Sorun da bu formülle çözümlenebilecek.
Bunun da takipçisi olacağız.
Ancak insan soramadan edemiyor.
Burası neden bunca yıl bekletildi?


Anayasaya mı Babayasa mı?


Anayasa değişikliğini öngören Referandumla ilgili kentin nabzını tutmaya çalışıyoruz.
Son üç gündür toplum liderlerinin görüşlerini alıyor ve aktarmaya çalışıyoruz.
Bu çalışmamıza devam edeceğiz.
Direk &[#]8216;Evet&[#]8217; diyenler kadar, direk &[#]8216;hayır&[#]8217; diyenlerde oluyor.
Konu içerik tartışmasından daha çok yüzeysel bir siyasi rekabet alanına dönmüş.
Yani eskiden olduğu gibi.
Gerekçeler konusunda kamuoyu ne yazık ki tam bilgilenmiş değil.
Bu yüzden Anayasa ile babayasa zaman zaman bir birine karışıyor.
Partiler bu konuda öncelikle kendi yönetimlerindekileri tam olarak bilgilendirmeli.
Öyle atıp tutmakla yasa oylanmaz.
En azından bilelim.


Sorumluluk ahlakı


Dejenere olmuş toplumun en büyük sorunu sorumluluk ahlakı. Yani sorumsuzluk. Yani kendini sorumlu hissetmeme. İnsan kendisini sorumlu hissettiği kadar üretken oluyor. Bu duyguyu fazla hisseden zaten daha fazlasını yapıyor.
Toplumsal sorunların temelinde de bu ahlaki yapı mevcut. &[#]8216;Sorumluyum o zaman varım&[#]8217; diyenlerin söylemesi gereken asıl söz; &[#]8216;Sorumluyum o zaman sonuna kadar varım&[#]8217; diyebilmesi. Okullarda, sporda, gazetecilikte, sokakta, siyasette, partilerde, yani her nerede olursak olalım, önce sorumluluğun ahlaki yapısını benimsemek gerekiyor.
Zonguldak&[#]8217;ın en büyük sorunu da bu. Sorumlular kendilerini yeterince sorumlu hissetmediği için arıza çıkıyor.
Sorumluluklarını kabul etmek ise çok sesliliğe tahammülden geçiyor.