Zonguldak'tan üç gün uzak kaldık ama,
Ne telefon sustu.
Ne kulisi bitti.
Zonguldak'ta konuşulanlardan ziyade,
Manzara Ankara'dan da farklı görünmüyor.
Başkentli Zonguldaklılar, ‘Yahu orada ne oluyor?’ Diyor.
Meseleyi anlatıyoruz.
‘Tahsin Erdem iktidar ama muktedir değil diyoruz.
‘Neden' diyorlar.
Sahile kulübe koyuyor.
Altından Atınç Kayınova çıkıyor.
Belediyeye iki kişi alınıyor.
Evlatlarının yakın arkadaşı çıkıyor.
Bir mesele konuşuluyor.
Arkasından first ladymiz çıkıyor.
Tahsin Erdem teoride var.
Pratikte yok.
Kim ne derse ‘Siz uygun gördüyseniz okey’ diyor.
Haliyle bir tartışmadır gidiyor.
Şuana kadar,
Alınan kararların,
Kaçı Tahsin Erdem'in özel iradesiyle alındı?
Öyle olsa,
Hesap uzmanı olan Tahsin Erdem,
Aynı evden iki kişiyi işe alır mı?
Ama bunlar oldu.
Yazık ki Zonguldak,
İşte bu irade ile yönetiliyor.
Mustafa Özdemir'i saymadım bile.
****
Bir diğer mesele ise,
CHP çemberinden dönen tartışmalar.
CHP ve CHP'liler bir şeyler söylüyor.
Bir şeyler anlatmak istiyor ama olmuyor.
İletişim Biliminde buna ‘İletişim Kazasız denir.
Yani buna biz ‘Gürültü deriz.
CHP Zonguldak,
Her kademesi ile,
Bir şeyler söylüyor.
Ancak ‘İleteşemiyor’.
Bunu bir senfoni orkestrası gibi düşünelim.
Saksafon çalan var.
Davul ayrı telden çalıyor.
Sazlar başka.
Piyanist nota tanımıyor.
Ortada çok büyük bir gürültü var.
Peki neden?
Bir orkestra şefi yok.
Partinin bir büyüğü yok.
Tabi parti gençleşsin.
Yaş ortalaması düşsün.
Ama bir de orkestra şefi kalsın.
Tüm orkestrayı yönetsin ki,
Biz gürültü değil,
Büyüleyici bir müzik dinleyelim.
CHP Zonguldak'ın durumu budur.
Deniz Yavuzyılmaz yumruğunu yeterince vurmuyor.
Öyle olsa,
CHP Gençlik Kolları Başkanı Doğukan Güney'i,
50 kere Zonguldak Belediyesi'ne yerleştirirdi.
Yavuzyılmaz iyi bir solist.
Ama bir orkestra şefi değil.
Ankara'da,
Tunalı Hilmi'ye gideceğim.
Bir dostum ile buluşacağız.
‘Batuhan! TBMM Çankaya girişinde seni bekliyorum’ dedi.
Ne havalı bir beklenti yeri.
Genelde Emral Çarşısı önünde beklenince,
İnsana bu havalı geliyor.
Neyse beni beklerken,
Görevliler kendisini uyararak, ‘Protokol rahatsız oluyor. Buradan ayrılır mısınız?’ demiş.
Dostum da küplere binmiş.
Cevap vermiş, ‘Sen protokol ne demek biliyor musun? Yunanca'da ‘öndeki g.tler' demek. Onlar istedi diye buradan ayrılmam' demiş.
Araştırdım.
Gerçekten de öyleymiş.
Protokol sözcüğünün kökeni “proto” ve “kolos” kelimelerinin birleşmesinden türeme bir deyim olarak paylaşılmaktadır. Bu paylaşımlara göre proto kelime anlamı ile ilk, birinci, öndeki demektir. Kolos ise “kıç” kelimesinin çoğunluğunu aktarmaktadır. Kolos sözcüğünden çoğul anlama gelen “os” eki atıldığında geriye sözcük yapısı olarak protokol kaldığı, sözcük anlamı birleştirildiğinde karşımıza “öndeki g.tler” deyimi çıktığı iddia edilmektedir.
Tabi biz bunun,
Bayağı bir geyiğini yaptık.
Aslında burdan da yapardım da,
Basındaki protokol bana kızar şimdi.
Bizim basında,
Son dönemde protokol olan yeni isimler var.
Çok büyük protokol oldular.
Bir tane de küçük protokol var.
Onu yarın konuşacağız.