Kadırga´da kaldım.
Hastaneye zor yetiştim.
Atilla Bey; Mithatpaşa Tüneli konusundaki kaleme aldığınız yazılarınızı abarttığını düşünenlerden biriydim. Sizin bu konuda bu ısrarlı tavrınıza karşın diğer gazetelerde pek bir şey görememek de böyle düşünmeme neden olmuştu. Sabah saatlerinde işyerinden bir arkadaşımız rahatsızlanınca patronumuz onu benden hastaneye götürmemi istedi. Valilik önüne geldiğimizde trafik durdu. Ağır ağır gidebildik. Çarşı karakolunun oraya geldiğimiz de trafik hepten durdu. Yazılarınızdan yola çıkarak kadırga yokuşunda araç kalmış olabileceğini düşündüm. Yanımda bulunan ağabeyimizi hastaneye götürmek için acele etmem gerekiyordu. Zaten kalp krizi geçirmesinden endişe ediyorduk. Dönüp karşı hastaneye gitmeye niyetlendim. O da mümkün değildi. Bir iki minibüsçüyle kafa kafaya geldikten sonra arada kalınca geri çıkma şansım da olmadı. Neyse ki 7-8 dakika sonra yavaş yavaş ta olsa çıkıp hastaneye yetiştik. Meğer önümüzdekiler direk yüklü iki kamyonmuş. Hastaneye yetiştim ama neler çektiğimi bilemezsiniz. Bu yazıyı da o yüzden yazıyorum. İnsan başına gelmeyince bazı şeyleri galiba anlayamıyor. Demek ki daha acil bir hastamız olsa o zaman ne yapacağız. Yanımdaki ağabeyim kalp krizi geçirse ne yapardım. Umarım diğer gazetecilerimiz de bu soruna sizin kadar sahip çıkarlar. Ama bence yine de bu tünel yapılmaz. Aynı sorunu hep yaşarız.
Kenan Kara


[*] [*] [*]

Bu kutsal kentin akciğerlerine
kelepçeler vurulmuş
Sn. Öksüz; "Onlar memleketin üvey evlatları" başlıklı yazınızı okuyunca ister istemez yine eskilere gittim. Zonguldak´ın kültür insanlarına, sanatçıya, sanata bakış açısında yıllardır olumlu bir gelişmenin görülmediği ne yazık ki gerçektir. Bu çerçevede bir anımı paylaşmak isterim. Yıl yanılmıyorsam 1972 ya da 1973.
Türkiye´nin o yıllarda ki nisbeten olumlu kültürel gelişimine ve Zonguldak´ın özel konumuna paralel olarak zamanın belediye başkanının şehirde bir devlet tiyatrosu, o olamıyorsa şehir tiyatrosu kurulması, bunun için belediye sinemasının uygun şekilde restore edilmesi ve şartlara uygun kadro tahsis edilmesi hususunda Belediye Meclisi´ne yaptığı teklif; kendi partisine mensup üyeler de dahil olmak üzere ittifakla "bir artistimiz eksikti" gerekçesiyle reddedilmişti.
Aynı, (bilmem anımsar mısınız?) mahallelerde insanları canlı tutan, onlara moral ve yaşama sevinci aşılamak için haftanın belirli günlerinde konserler veren belediye bandosunun "gereksiz" gerekçesiyle lavedilmesi gibi...Bu kutsal kentin akciğerlerine kelepçeler vurulmuş; nefes almasına izin verilmiyor. Yazınızda bahsettiğiniz insanlar şehrin solumasını sağlayan oksijen tüpleridir. Onlara gözümüz gibi bakmak gerekir diye düşünüyorum. Saygılarla...
Sabih Öztek. (İstanbul).


[*] [*] [*]


Ah zavallı Zonguldak´ım
Sayın Atilla Öksüz
Yazılarınızı hayranlıkla izliyor ve okurum Zonguldak sorunları ile ilgili çok yerinde teşhisler yapıyorsunuz ve çözüm yollarını da söylüyorsunuz.
Aklın yolu bir bu işler için kaşif olmakta gerekmiyor.
Bizlerde eski olduk ama. Hani eskiler derki; üzerimize ölü toprağı mı serilmiş. Ne kadar duyarsız ve pişkin insan olduk. Neler yazdınız ama nafile. Dün İstanbul´dan Devrek´e geldim. Nostalji olsun diye Bolu´ya girdim. Eski yoldan döndüm. Bolu´dan tünele kadar ne hummalı çalışma çift yol çalışması var. Hani kriz nedeniyle devlet yatırımları durmuştu. Bu yatırımların finansmanını nasıl buluyorlar. Acil olarak çift yola ihtiyaçları da yok. Ah zavallı
Zonguldak´ım. Zonguldak Devrek istikametin de kilometrelerce araba sollayamadan yol katlediyor.
Daha bu hızla 15 yıl daha bu ızdırabı çekeceğiz.
Bolu ile Zonguldak´ın devlet yatırımlarına bakın arada dağlar kadar fark olduğunu göreceksiniz. Acaba Zonguldak (Devrekli) olarak Bolu´ya mı bağlansak. Ne zaman silkeleneceğiz. Ölü toprağını üstümüzden ne zaman atacağız.
Hadi seçilenler istemesini bilmiyorlar. Biz ne zaman ağlamasını öğreneceğiz. Ağlamayan çocuğa su bile vermiyorlar. Öz Zonguldaklılara neden kıvırcık diyorlar. Benim önceden beri yaptığım teşhis bunu doğruluyor. Başkaları ne derse desin nasıl yorumlarsa yorumlasın "kıvırcık" koyun türü ve en uysal büyükbaş. Bağla hep aynı yerde otlasın dursun sesi çıkmaz. Sesimizi yükseltebildiğimiz ve sonradan da olsa &[#]8216;Önce Zonguldaklıyız&[#]8217; diyebilenleri seçtiğimiz ve seçebildiğimiz an, herhalde bu işlerin üstesinden gelebileceğiz.
Mustafa Semerci-Devrek