Bazen çok sert yazdığımızı söylüyorlar.

&[#]8220;Millet rahat etsin&[#]8221; diye çiçek-böcek yazıyoruz.

Bu sefer de &[#]8220;Ne oldu?&[#]8221; diye merak ediyorlar.

Bizim iş böyle.

Yazdıklarımız kimine sert geliyor, kimine yumuşak.

Kimin, ne zaman, ne istediği de belli olmuyor.

O nedenle bu köşede uzun süredir bir kıssadan hisse ve bir fıkra ve bir söz koymaya çalışıyorum.

Açıkça daha az yazmaya gayret ediyorum.

Bazen, &[#]8220;Bugün yazmasam&[#]8221; dediğim bile oluyor.

Ama ben her zaman istikrardan yana oldum.

Yazı istikrarımı korumak için de ara veremiyorum.

Bu istikrar, bizi Genel Yayın Yönetmenimiz Atilla Öksüz ile birlikte Zonguldak&[#]8217;ın en çok okunan isimleri arasında tutuyor.

Ara sıra yazdığı halde her yazısında bizleri konu eden arkadaşlarımız oluyor.

Bence onların işi daha zor&[#]8230;

Çünkü bizim konu sıkıntımız olmuyor.

Arkadaşlar bazen tıkanıp tekrara düşüyorlar.

Ama takip edilmek, gerçekten hoşumuza gidiyor&[#]8230;

Hatırlatalım istedik&[#]8230;

Kıssadan Hisse: Kaçamak!

İşadamı, ofisinde geç saatlere kadar sekreteri ile ciddi ciddi çalışır. Geç olmuştur, günün yorgunluğuna ek olarak acıkmışlardır. &[#]8220;Hadi çıkalım artık, gidip bir şeyler yiyip evlerimize gidelim&[#]8221; derler ve çıkarlar. Bir lokantada iyi bir akşam yemeği yerler, biraz da alkol alırlar, sonra işadamı, sekreterini evine bırakır. O ara, sekreter, nezaketen, bir kahve içmek isteyip istemediğini sorar. İşadamı da &[#]8220;Neden olmasın?&[#]8221; diye düşünüp kabul eder. Kahveyi içki takip eder, içkiden sonra ruhlar ısınır ve birlikte olurlar. İşadamı kalkar, evine gider. Sabah 04.00 civarıdır. Arabayı park eder, cebinden bir tebeşir çıkartır, ceketine pantolonuna bir kaç çizik atar, biraz tebeşir tozu serper ve içeri girer. Karısı ayakta beklemektedir. &[#]8220;Neredeydin?&[#]8221; diye sorar. İşadamı da, &[#]8220;Aysel´le geç saate kadar çalıştık, sonra yemeğe gittik, onu eve bıraktım, yemekten sonra, ama beni kahve içmeye çağırdı, kahveydi, sohbetti, içkiydi derken kendimizi yatakta bulduk, ancak toparlandım, geç kaldım, özür dilerim karıcığım&[#]8221; der. Eşi de: &[#]8220;Yalancııııı! Yine bütün gece o zibidi arkadaşlarınla bilardo oynayıp bira içtin dimi! Sen adam olmayacaksın, ruhun serseri!&[#]8221;

Alınacak ders:

Daima doğruyu söyleyin. Nasıl olsa karşınızdaki inanmak istediğine inanır.

Günün Fıkrası: Tesadüf

Bir tavuk yetiştiricisi, bir bara gitti... Bir kadının yanına oturdu ve bir kadeh şampanya sipariş etti. Kadın, "Buna ne dersin? Ben de tam bir kadeh şampanya sipariş etmiştim!" "Ne tesadüf" dedi çiftçi, "Bu, benim için özel bir gün. Kutluyorum." "Bu benim için de çok özel bir gün!" dedi kadın. "Ne tesadüf" dedi adam ve kadehlerini kaldırdılar. Çiftçi, "Ne kutluyorsunuz?" diye sordu. Kadın da, "Kocam ve ben bir çocuk sahibi olmaya çalışıyoruz ve bugün benim jinekolog hamile olduğumu söyledi!" dedi. "Ne tesadüf" dedi adam... "Ben bir tavuk çiftçisiyim ve yıllardır tüm tavuklarım da infertilite (döllenme sorunu) vardı, ama bugün onlar nihayet döllendiler ve yumurta almaya başladık." "Harika! Nasıl bir tedavi uygulandı?" dedi kadın, "Ben farklı bir horoz kullandım" diye yanıtladı adam. Kadın da gülümsedi ve dedi ki: "Ne tesadüf.&[#]8221;

Günün Sözü:

Kendini olduğu gibi kabul etmek istemeyen tek varlık insandır.

Aristo