Madencilerin eylemi, sadece kendi adlarına yaptığı bir eylem değildi.

Demokratik eylem aslında tüm sahalarda yaşanan ciddi bir sorunun kıvılcımıydı…

Bunu baştan beri söylüyoruz.

Sahalarda sorun var.

Yeni değil.

Önceden beri devam ediyor.

Bu işçiler, firmalarına el konulmasa, bu eylemi yapmayacaklardı. Ama bunu yapıp-yapmamaları, sorunun daha büyük kısmını yok saymayı gerektirmez.

Gerek düşen kömür fiyatları, gerek Soma faciası sonrası yapılan düzenlemeler ve o düzenlemelerin getirmiş olduğu eksiklerin zamanında giderilmemesi, gerekse yönetimsel hatalar işçilerin canını bezdirdi.

Her an bir ocakta benzer bir eylem olabilir.

[*] [*] [*] [*]

Patronların beklediği düzenlemenin yasal olarak hayata geçmesine karşın uygulamaya henüz sokulamamış olması sorunu tırmandırıyor.

Bu arada DEKA Madencilik ve Balcınlar Madencilik işçilerine verilen sözlerin kısa sürede yerine getirilmesi önemli.

Ve bir gerçek daha…

Ne Genel Maden İşçileri Sendikası’ndan, ne iktidar partililerden, ne de CHP’li Kilimli Belediyesi’nden işçi ailelerinin zorunlu ihtiyaçlarının karşılanması adına tek bir adım yok.

[*] [*] [*] [*]

Birbirlerine medya üzerinden köfte atan siyasetçiler, işçinin garibanlığı üzerinden siyaset yapacaklarına bu işlere de bir el atsalardı!

Çok mu zordu?

Toplum olarak, kent olarak, ne yazık ki, bu olayda sınıfta kaldık.

[*] [*] [*] [*]

Genel Maden İşçileri Sendikası’nın, DEKA Madencilik ve Balçınlar Madencilik işçilerine bir hafta sırt çevirdikten sonra gittikleri maden ocağından kovulmalarının yankıları da devam ediyor.

Turhan Oral gibi sendikanın, sendikacılığın hafızası olan bir ismin Başkan Danışmanlığı yaptığı bir kurumda bu hatalar nasıl yapıldı, anlamak mümkün değildi.

[*] [*] [*] [*]

Dünyaya örnek olmuş sendikayı adeta rezil ettiler.

Adı “Maden İşçileri Sendikası” olan bir kurum, maden işçisiyle dayanışamadı.

Bu büyük ayıbı nasıl kapatırlar, bilemem, ancak taban bu olayların ardından adeta kaynıyor.

Kurumdaki maden işçilerinin büyük çoğunluğu, yaşanan bu manzaraya anlam veremiyor.

[*] [*] [*] [*]

Yürüyüş gününe kadar sesini çıkarmayan Ahmet Demirci ve ekibinin, yürüyüş günü kovulmasının görüntülerini henüz izlemeyenler var.

Pusula TV arşivinden bu görüntüleri izleyenler, “Utanıyoruz” diyor.

Başkan Ahmet Demirci ve yeni yönetimi, ilk önemli sınavda çakıldı.

Baştan beri bu işin arabuluculuğunu yapması gereken, işçilerin ve ailelerin yanında olması gereken sendikanı bu tavrının yarattığı tepki büyüyor.

Daha da büyük…

Sonuç olarak, bu hata telafi edilemezse, Ahmet Demirci’yi götürür.

Hukuk, eylemci işçiler için ne diyor?

Maden işçilerinin eyleme son vermesinin ardından nelerin yaşanacağı merak ediliyor.

Pusula TV’nin canlı yayınına katılan işçiler;

“Asıl işveren TTK…

Alacaklarımızla birlikte iş güvencesi istiyoruz.

TTK bizi işe alsın.

Veya bıraksınlar, ocağımızda çalışalım.

Üretelim.

Kendi paramızı kazanalım” demişti.
Genel olarak maden işçilerinde ve ailelerinde böyle bir beklenti hakim.

Konuyu DEKA Madencilik’in de eski avukatlarından olan Osman Özdoğan’a sorduk.

Özdoğan, 2010 yılındaki düzenlemeyi hatırlatıyor.

2010 yılında Maden Kanunu’nda yapılan düzenlemeyle TTK’nın asıl işveren konumundan çıktığını söylüyor.

Özdoğan, Star Madencilik ve Yapı-Tek’in işçilerine yasal zeminde sağlanan TTK’da çalışma hakkının, DEKA Madencilik ve Balçınlar Madencilik’in de bulunduğu diğer rödevanslı sahalarda çalışanları kapsaması mümkün değil.

Yani bu iş kanunen 2010’daki düzenlemeyle bitmiş.

Osman Özdoğan ekliyor:

“Ancak siyasi mekanizmalar derse, o zaman bu işçiler TTK’ya geçebilir. Aksi takdirde Star ve Yapı-Tek şirketlerinin konumuyla, bu şirketlerin konumu yasa önünde farklı…”

Anlamayanlar için!

Maden işçisinin haklı eylemi, belki de en doğru zamanda bitti.

Ama verilen sözler tutulmalı…

Devlet, kurumlar, siyaset çalışmalı…

Madende kalan son 17 işçiye maaş alacaklarının tamamının verilmesinin ardından diğer işçilere de bu ödemelerin acilen yapılması gerekiyor.

Dedik ya, eylem belki de en doğru zamanda bitti.

Bitmesine üzülenler oldu.

Bir de bitmesine çok üzülenler oldu.

Hatta ve hatta eylemi bitiren son 17 madenciye direkt veya dolaylı yönden saydıranlar var.

Açık açık saydıranlar var.

“Daha yeni başlamıştık” diyenler var.
“Bitmemeliydi” diyenler var.
“Yeniden başlamalı” diyenler var.
Umutlarını, karşılıklı hataların ve gerilimin artmasına bağlayanlar var.
“Ahhh, polis içeriye cop ve biber gazı ile bir girseydi, tadından yenmeyecekti” diye bekleyenler vardı.
Madencinin ekmek kavgası, haklı mücadelesi üzerinden siyaset yapanlar var.

Onları tanıyoruz.

Onları anlıyoruz.

Maden işçisi, hakkını sonuna kadar arasın, demokratik tüm haklarını kullansın, eylem yapsın, ocağa girsin, çıkmasın, samimi olan herkes madencinin yanında olsun.

Ama maden işçileri, her şartta kendi kararlarını kendileri versin.

Eyyy iktidar!

Maden işçilerinin haklı eylemi, ailelerinin ve çocuklarının çektiği ızdırap karşısında susan veya gerekli çabayı göstermeyen çok sayın iktidar partisi milletvekilleri…

Sayın Hüseyin Özbakır, Sayın Özcan Ulupınar, Sayın Faruk Çaturoğlu…

Ve iktidarın İl Başkanı Zeki Tosun…

Eylemdeki işçilerin yüzde 90’ı AK Parti seçmeniydi.

Çatıdan seslendiler, ocaktan seslendiler.

Duymadınız…

Duymazlıktan geldiniz.

Şimdi hangi yüzle geleceksiniz?