Avusturyalı Yazar Arthur Schnitzler, "Üç tür politikacı vardır: Suyu bulandıranlar, bulanık suda balık avlayanlar ve en yeteneklileri olan bulanık suda balık avlamak için suyu bulandıranlar" demiş.
Biz Zonguldak'ta suyu bulandıranları, bulanık suda balık avlayanları biliyoruz.
Son haftanın siyasi gündemine bakınca, birinin suyu bulandırdığı ve balık avlamaya başladığını net bir şekilde görebiliyoruz!
Hatta oltanın Devrek Çayı'na salındığını biliyoruz!
Gökçebey'de Agusto Deresi'ne salınan oltaya takılan sazanı da!
Ama köprünün altından daha çok sular geçer!
Bakarsın, sel olur!
Bakmazsan, el olur!
Fazla üfürürsen, yel olur!
Tutamadığın şey, bel olur!
Oturursun kenara!
Şifre: Büyükşehir!
Yazın kenara...
Söz vermek...
AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır, Soma ve Ermenek'te hayatını kaybeden maden işçilerinin yakınlarına tanınan haklardan Zonguldaklı maden şehitlerinin ailelerinin de yararlanması için söz vermiş, şöyle demişti:
"Şehit madencilerimizin ailelerinin haklarına kavuşması için özel bir çalışma yürütüyorum. Ailelerimiz rahat olsunlar. Sonunda diğer şehitlerin ailelerine verilen hakları onlara da kazandıracağım. Biraz zaman alacak, ama sonbahar gibi hayata geçeceğini düşünüyorum. Sabırlı olsunlar, bana güvensinler. Her zaman onların yanındayım. Bu sorunu çözersem, sadece ben çözerim."
Bu sorunun çözümü Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın iki dudağı arasında!
Ama bunu Sayın Cumhurbaşkanımıza kim söyleyecek?
Özbakır, Sayın Cumhurbaşkanımızla görüşemiyor!
Son dönemde sadece danışmanlarını ziyaret edip, onlara baston ve madenci heykeli hediye ediyor!
Hüseyin Özbakır...
Şehit ailelerine verdiğin sözü tut...
Yapamıyorsan söyle...
İnsanların hayalleriyle oynama!
Yürü ya danışman, kim tutar seni?
Bana soruyorlar...
"O milletvekili, o danışmandan neden vazgeçemiyor?" diye...
Ben de o milletvekilinin yerinde olsam öyle bir danışmanla çalışırdım.
Çünkü çok nitelikli, becerikli!
Şimdi ben milletvekili olsam, aracımı değiştirsem!
Aracın kredisini danışman ödese!
Yakıtını danışman alsa!
Ev alsam, evin kredisini ödeyecek müteahhitleri danışman ayarlasa!
Evdeki hizmetçilerin parasını danışman ödese!
Ankara'da açılan evin kirasını, elektriğini, suyunu, doğalgazını danışman ödese!
Hamam, sauna, ginseng, viagra işlerini danışman organize etse!
Havada-karada uçuş biletlerini danışman ayarlasa...
Meclise gelenlerin yemek paralarını danışman ödese!
Siz elinizi cebinize atmasanız...
Böyle bir danışmanla çalışmaz mısınız?
Bu kadar işi yaptığı için sizden bir talebi olmasa, siz de böyle bir danışmanla çalışmaz mısınız?
Efendim, bu danışman, bir nitelikli dolandırıcının işlerini takip ediyor, onun kredi kartını kullanıyor, çocukların okul ücretlerin ödetiyor olabilir! Ne var bunda?
Atama ve tayin işlerinden para almış!
"Vekile takım elbise alacağız" diye 5'er bin lira çarpmış!
Öğrencilere burs parası toplarken, kendi çocuklarının hesabına da para yatırtmış!
Ne yani, onunkiler çocuk değil mi?
Vekilin adına sağı-solu aramışsa, ne olmuş yani?
Vekilin imzasını mühür yapmış, kafasına göre basmışsa, ne olmuş yani?
Bence diğer milletvekilleri ve danışmanlar da kıskanıyor bu danışmanı!
Sorunlar da o yüzden çıkıyor!
Yok dünyada eşi benzeri!
On kadın bir araya gelse, doğuramaz böylesini!
Yürü ya danışman, kim tutar seni?