Ülkede ortalık toz duman
1923ün
rövanşını almak adına iktidardakiler, hamle üzerine hamle yapıyor.
Bu
akıl almaz, çatıyı çatırdatan ataklara, cumhuriyetçiler karşı koymaya çalışıyor.
Sanal
alemde de bu kavga sürüyor.
Tabiri
caizse; Facebook´ta ve Twitter´de kan gövdeyi götürüyor.
Kafalar
bunca dolu iken, bu hafta biraz mavra yapmak istedim.
Buyurun,
okuyun
Dilerim
beğenirsiniz.
[*] [*] [*]
Zaman
zaman iç alemime daldığımda, beynim özlü sözler üretir. Buna entelektüellerin
dillinde, aforizma deniliyor.
Fırsat
bulabilirsem bunları not etmeye çalışırım. Bir
bakayım dedim.
Mesela,
soyadı ile ilgili olarak demişim ki:
Her insanın
soyadı ile karakteri arasında bir ilişki, benzeşme vardır. Ama bu, bazılarında
doğru, bazılarında ise ters anlamdadır.
Soyadınızı
siz seçseniz de, başkaları verse de sonuç değişmez.
[*] [*] [*]
Benim
iki dedem kardeş.
Yani
babam ve annem amca çocuğu
Soyadı
Kanunu çıktığında aile olarak Kaya yazdırmak kararıyla Nüfus Müdürlüğüne gitmişler.
Ali Dedem, Kaya soyadını yazdırmış.
Sıra Kamer Dedeme geldiğinde Nüfus Müdürü ile aralarında tartışma çıkmış. Nüfus
memuru da dedeme Sakar soyadını
vermiş.
Yani,
her ne olursa olsun, soyadınızla karakteriniz arasında mutlaka bir bağ vardır.
[*] [*] [*]
Mesela,
soyadınız Cesur olsun.
Bu
durumda gerçekten cesur olabileceğiniz gibi korkak da olabilirsiniz.
Bu
aforizmada çok derin manalar aramayın.
Bunu
düşünürken, gözüm bir başka özlü sözüme takıldı:
Gerçek,
gerçektir, o hep vardır. Onun karşısında gözünü kapaman ya da kıçını dönmen bir
şey değiştirmez. O seni dürtmeye devam eder
[*] [*] [*]
Mesela,
bazıları çok tumturaklı soyadı alırlar. Ve bu tumturaklı soyadı ile itibar, saygı
göreceklerini zannederler.
Mesela;
Kurt, Aslan, Kaplan, Kurdoğlu, Aslanoğlu, Çakal, Tilki gibi soyadları var. Ama
bir tane, barışçıl ve üretken olan eşek,
kurtla çok yakın akraba olduğu halde köpek
soyadına rastladınız mı?
Sözün
özü;
Adam
olabilmek, itibar sahibi olmak, saygı görmek için önemli olan kişiliğinizdir.
Hiç bir şey bu gerçeği değiştirmez.
Bu
kadar ciddi laf yeter bence
Dilerseniz,
size bu konuda bir fıkra anlatarak yazımı bitireyim.
[*] [*] [*]
Kırk küsur köyün
sahibi olan ağanın biri, soyadından memnun değilmiş. Bu sıradan soyadı yerine
kendisine itibar sağlayacak, nam ve korku salacak bir soyadı düşünmüş.
Mahkemeye başvurarak, soyadını Canavaroğlu
olarak değiştirmiş.
Her fırsatta,
başkalarının önünde Abdurrahman isimli marabasına:
De hele, söyle Abdo, ağanın soyadısı nedir?
Canavaroğlu ağam!
Biraz daha yüskek sesle söyle lo!
Canavaroğluuuu!
Bu mizansen, her
yerde, her fırsatta tekrarlanırmış. Ve maraba da bu işten bıkmış.
Yine çok
kalabalık ve başka komşu ağaların da olduğu bir ortamda ağamız:
De hele, söyle Abdo, ağanın soyadısı nedir?
Abdurrahmanda
çıt yok.
Ağa kızmış:
Ola Abdo, ne düşünürsen, söylesana!
Ağam unutmuşam...
Ola nasıl unutursan, çabuh söyle?
Kusura bakma ağam, bilisan, cahal adamız işte, unutmuşam.
Ağa, sıkıştıramaya,
azarlamaya devam edince, Abdurrahman:
Valla ağam, çok düşünmüşem, ama bir türlü hatırlamirem.
Sen bir heyvanın oğlusan, ama hangi heyvanın, işte onu bilemirem!
[*] [*] [*]
Son
söz:
Doğarken adın-soyadın
ne olursa olsun, aslolan öldüğünde nasıl anılacağındır.
[*] [*] [*]
Bu tavanın tüm
balıkları; birliğiniz ve dirliğiniz daim olsun