Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “1 Kasım'da inşallah Türkiye tekrar seçimi yaşayacaktır” dedi. CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na görev verip vermeyeceği sorusuna ise, “Beştepe'yi tanımayanı niye çağırayım ki?” yanıtını verdi.

Vakit dar.

2 ay 10 gün.

Bu sürede müthiş bir tempo yaşanacak.

Cumhurbaşkanı;

“Kimi görevlendirirsem, görevlendireceğim kişi de burada seçim hükümetini parlamento içinden, gerekirse dışında almak suretiyle kabineyi oluşturur ve seçime gideriz.

Şu andaki süreç budur .

Güvenlik güçlerimiz bütün önlemlerini aldı, YSK bütün hazırlıklarını yaptı.

Bu süreç içerisinde kim ön süreç yapacaksa, hazırlıklarını yapacak.

Şu an açıklanan tarih 1 Kasım. 1 Kasım’da inşallah Türkiye seçimi yaşayacaktır” dedi.
7 Haziran sonrası her gün aynı şeyleri konuştu Türkiye.

İşin buraya geleceği baştan belliydi.

Ve bu süreçle terör saldırıları arasında bağ kurmamak mümkün değil.

Peki, bu süreç kime yaradı?

Onu sandık gösterecek.

Ancak görünen bir gerçek var.

AK Parti yine tek başına iktidara gelme konusunda en şanslı parti.

Bu 2 aylık zaman dilimi önemli.

Bakarsınız, seçim kararı alınır alınmaz PKK saldırıları bıçak gibi kesilebilir!

Tablo çok değişir mi?

Değişmez…

CHP’nin ve MHP’nin böyle bir şansı yok.

Kaldı ki, son seçimden bu güne kamuoyu desteği alabilecekleri bir durum da olmadı.

En büyük koz terör…

Dolayısıyla tüm siyasetçiler, kan, şehitler ve terör üzerinden siyaset yapıyor.

Kimse kusura bakmasın.

AK Parti iktidarını devirmek veya zayıflatmak biraz Anadolu’dan geçiyor.

Halkı etkilemekten geçiyor.

İnandırmaktan geçiyor.

Yalan da olsa inandırmaktan geçiyor.

Seçimden seçime konuşmakla mümkün değil bu işler.

CHP, MHP ve diğer partilerin bu performansıyla o da pek mümkün görünmüyor.

Her şeye rağmen, tüm çatışmalara rağmen…

İktidara kızarak Türkiye’de iktidar olunmuyor.

Oylar artmıyor.

Seçmene kızabilirsiniz.

“Makarnacı seçmen” diyebilirsiniz.
“Makaracı seçmen” diyebilirsiniz.
“Koyun” benzetmesi yapabilirsiniz.
“Çıkar hesapları” diyebilirsiniz.
“Faşist, polis devleti, Atatürk düşmanı” diyebilirsiniz.
Ve daha pek çok şey diyebilirsiniz.

Diyebiliriz.

Ama tabloyu tersine çevirmek için bunlar yeterli değil.

Olmadığını gördük, gördünüz.

Şimdilerde, “İktidar bu defa bitti” edebiyatı üzerinden siyaset yapacak olanlara, sosyal medyadan sallamakla ülkeyi kurtaracağına (!) inananlara hatırlatmakta fayda var.

Adaylık Uçar’ın hakkı…

Arkadaşımız İlknur Yılmaz, AK Parti eski İl Başkanı Hamdi Uçar’a mikrofon uzattı.

Önemli ve bir o kadar da çarpıcı yanıtlar aldı.

Uçar, şöyle konuştu:

“Partimiz, 12 Eylül’de olağan bir kongre dönemine giriyor.

Kongreler teşkilatların yenilenme sürecidir.

Yeni heyecanların, yeni vizyonların teşkilatlara katılma süreci olarak görüyorum.

Burada Genel Merkezimizin nasıl bir tavır takınacağını bilmiyorum.

Bu değişim ve dönüşümün başlayacağı sinyalidir.

7 Haziran’daki aday tespitlerinden olsun, teşkilat yapılanmasından olsun bir sürü konuda Genel Merkezin çeşitli çalışmalar yaparak, parti yetkililerine danışarak bu neticelerin muhasebesini yaptılar.

Umut ediyorum buradaki hataları, yanlışları görmüş olurlar.

Kendilerine de yeni bir yol haritası çizmiş olurlar.

Erken seçime gidilmesi, aynı listelerle gidilmesi bu seçmene, ‘Yanlış yaptınız, siz bu yanlışınızı düzeltin.

Biz yanlış yapmadık, siz yanlış yaptınız’ anlamına gelir.
Siyasi partiler hem adayları konusunda, hem seçim beyannameleri konusunda yapmış oldukları hataları düzeltip de halkın karşısına çıkarlarsa, herkes bundan karlı çıkar.

Mevcut listelerle gidilirse, seçmenin yanlış yaptığı algısı oluşturur.

Seçmen demek ki, bu listeleri beğenmemiş, doğru bulmamış böyle karar vermiş.

Vatandaşın uygun gördüğü isimlerle yola çıkarlarsa, daha reel sonuçlara ulaşırlar.”

Pek çok isim Hamdi Uçar’ın, aday olamadığı için böyle konuştuğunu düşünecek veya öyle yorumlamak isteyecektir.

Ancak liste konusundaki eleştirilerine katılmamak mümkün değil.

Bu görüş AK Parti içinde pek çok kişinin görüşü.

Ve bu düşünceler dikkate alındı.

Alınacaktır.

Peki, Uçar bu defa aday yapılır mı?

Bu partiye pek çok kişiden daha fazla emeği geçmiş, yıllardır Merkez İlçe ve İl Başkanlığı yapmış olması nedeniyle mutlaka ilk üçte yer alması gereken bir isim.

TBMM eski Başkanı Köksal Toptan veya bir başkası da engellemeye çalışsa da, siyasetin ruhuna aykırı.

Hangi parti olursa olsun siyasetin geleneğine aykırı.

Ahmet Telli’den…

Uğuldayan ve hep uğuldayan

bir orman kadar üşüyorum şimdi

yanlış rüzgarlar esiyor dallarımda

yanlış ve zehirli çiçekler açıyor

Kanımda kocaman gözleriyle bir çığlık

Su ve ses kadar beklediğim

ne kaldı geride, bilmiyorum

uzanıp uyumak istiyorum gölgeme

ve sarınmak o kocaman gözlerin

uğuldayan rüzgarlarına

Bir acıyı yaşarım ben zehirden

çiçekler üretirim kömür karası

uçurum kadar bir ya...