Siyasete soyunan
öyle isimler var ki, nerede giyineceklerini bilmiyorlar.



Ve hatta
giyinmeye fırsat bulamıyor bazıları…



Kimi Ankara’da
soyunmuş aday adaylığına…



Kimi Zonguldak’ta…



Kimi odada, kimi
salonda…



Kimi Ereğli’de,
kimi Çaycuma’da…



Kimi Kilimli’de,
kimi Kozlu’da...



Kimi Ereğli’de,
kimi Zonguldak’ta…



Ama ne güzel
gülüyorlar değil mi?



Ne güzel yalan
söylüyorlar.



Meğer herkes ne
çok seviyormuş Zonguldak’ı…



Tıpkı bundan
öncekiler gibi.



Seve seve bu
hale getirdiler koskoca memleketi...



Ve her seçimde
artıyor güzel, kadersiz Zonguldak’ımın seveni…



Çeki bulan da
geliyor, çükü bulanda…



Kimi de çıkıp, “Halk beni istiyor” diyor.



Kardeşim, halk
seni istiyorsa, bağımsız aday olsana…



Kimi adaylar,
rozetini taktıkları partiyi kirletiyor.



Kimi aday da,
rozetin okunu çıkartıyor.



Neyse çok fazla
kırmayalım, beyleri ve bayanları…



Seçimden sonra
yazarız yan gelip yatanları…





Kime kızalım, kime söylenelim…





Bir Almanya seyahatimizde
uçak alçaldığında çok şaşırmıştım.



Her semtte
birkaç futbol sahası…



Ama her yerde…



O zaman anladım
Alman futbolunun neden bu kadar geliştiğini…



Güzel ülkemin
her yanında stadyumlar yükseliyor.



Tıpkı
Avrupa’daki gibi…



Devasa statlar.



Geliyorum
Zonguldak’a, bir Fener Sahası var, bir de Kemal Köksal!



Kozlu’da bir
tane, Üzülmez’de bir tane, Kilimli’de bir tane…



Hepsi bu kadar…



Sonra ilçelerde…



Bu mudur yani?



Böyle mi
gelişecek ülke futbolu?



Neden
Zonguldak’ta yapılmıyor büyük bir futbol stadyumu?



Bitmedi 20 yılda
bir spor salonu…



Kime kızalım
biz?



Kime söylenelim?





Umutsuz vakalar…





CHP’de siyaset
yapan politikacılara şaşırıyorum.



Şimdi önseçim
var.



Herkes bu
önseçimden birinci çıkmaya çalışıyor.



Zira ikinci sıra,
kontenjana ayrılmış durumda.



Üçüncü
milletvekilliğine kimse şans vermediği için çok ciddi bir yarış var.



Görünen o ki,
önseçimden birinci çıkan kesinlikle aday olur, seçime girer ve meclise gider.



Önseçimden
ikinci çıkan, bölgesel dengeler gözetilerek üçe kayar, ikinci sıra kontenjan adaylarından
biri gelirse herkese geçmiş olsun.



AK Parti’de de
ilk ikiden umudu kesen adaylar, üçüncü ve dördüncü sırada yer almak için
yarışıyor.



MHP’de ise,
çözüm sürecinde yaşanacak bir tıkanıklık ve yaşanacak olaylar partinin
oylarında patlama olabileceği iddiasıyla birinci sıra için hesap yapılıyor.



Aslında aday
adaylarının ilgisine bakınca, hangi partinin önde olduğunu da görebiliyorsunuz.



Aday adayının
umudunun olmadığı partiden halkın umudu olur mu?





Günün Sözü:





Siyasete soyunan
öyle isimler var ki, giyinmeye fırsat bulamıyorlar.



A.R.T