Buradan Çaycuma Kaymakamımız Sayın Serkan Keçeli'ye seslenmek istiyorum.

Filyos Beldesi sorumluluk alanınızda.

Filyos Ateş Tuğla Fabrikası ruhsatsız bir şekilde faaliyet gösteriyor.

Üstelik SİT alanı olmasına rağmen, Koruma Kurulu'ndan izinsiz sıva bile yapılamayacakken, nasıl oluyor da, orada inşaat yapılabiliyor.

İstinat duvarı çekilebiliyor!

Hazır beton mikserleri fabrikaya girip çıkıyor.

Diyelim ki Zonguldak bürokrasisinin işi yoğun, burayla ilgilenemiyor!

Peki siz hiç merak etmiyor musunuz?

Sorumluluk sahanızda ruhsatsız bir sanayi kuruluşu nasıl çalışır?

Fabrika 3. derece SİT alanında. Bu faaliyetler nasıl olur?

Boya yaparken bile izin almak gerekirken, binalar yıkılıyor, istinat duvarları yapılıyor, inşaat çıkılıyor!

Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal'ın tehdit edildiğine dair iddialar ortadayken, sizin devletin temsilcisi olarak buralara müdahale etmeniz gerekmiyor mu?

Sayın Kaymakam...

İddiaların araştırılmasını, gerekenin yapılmasını bekliyoruz.

Bu memleket düzelmez...

Zonguldak fiziki açıdan olduğu kadar, yönetim açısından da kötüye gidiyor.

Siyasette nereden nereye geldiğimize bakın hele!

Veysel Atasoylardan, Hüseyin Özbakırlara!

Belediyede Zeki Çakan'dan, Muharrem Akdemirlere!

Şoförler Odası'nda Kamil Furtunlardan, Osman Baharlara!

Sporda yıllarca Türkiye 1. Ligi'nde fırtına gibi estik!

Amatörden 2. Lig'e daha yeni geldik.

Ekonomi dibe vurmuş. İş dünyası çökmüş!

Türkiye çapında iş yapan işadamlarımız varken, bugün işadamlarımız değnekçilik yapar hale gelmiş!

Zonguldak sadece fiziki olarak küçülmedi.

TTK'daki işçi sayısının azalması, yeni yatırımların yapılmamasıyla birlikte ekonomik olarak da küçüldük. Ahlaken de çürüdük!

O yüzden bazı insanların gölgesi uzuyor, sabah da erken oluyor bu memlekette.

Mesela siz Rahmetli Kamil Furtun'u gazeteci peşinde koşarken görebilir miydiniz?

Şoförler Odası Başkanı Osman Bahar'ın kimlerin peşinde koştuğunu bir bilseniz!

Bu olanları görünce Zonguldak'ın düzeleceğine olan inancımı hepten yitiriyorum.

Ama bu memleket bizim.

Gidecek başka bir yerimiz yok!

O yüzden mücadeleye devam edeceğiz.

Eskiden olduğu gibi...

Sana mı soracağız Osman?

Genel Maden İşçileri Sendikası eski yöneticisi Osman Tutkun, sosyal medya hesabından bir paylaşım yapmış. Özetle şöyle söylüyor: "Vatan Şaşmaz denilen aktör öldürülmüş. Allah rahmet eylesin, eylesin de insanın aklının almadığı olayı ta rahmetli Şemsi Denizer'in sevgilisiydi haberi yapmak insanlara ne verecek merak ediyorum. Burada niyet Şemsi Denizer'i itibarsızlaştırmak ise ben şunu açık yüreklilikle söyleyebilirim: 1990'da başlayıp 1991'de tüm dünyaya örnek olmuş bir işçi dayanışma mücadelesinin, tüm dünyada sendikalara ışık tutmuş bir hak mücadelesinin liderini bu kadar itibarsızlaştırmak kimsenin haddine değildir."

Bu haberi tüm yaygın medya gibi biz de kullandık!

Aklımıza Şemsi Denizer'in itibarı hiç gelmedi!

Zira bu haberin çıktığı dönemde GMİS'te düzenlediği basın toplantısında genç bir muhabir olarak Şemsi Denizer'e bu konuyu sormuştum: "Şimdi yapmayacağım da 60 yaşımdan sonra mı yapacağım? Benim hesap vereceğim tek kişi eşimdir. Özel hayatım kimseyi ilgilendirmez" demişti.

Şemsi Denizer böyle bir adamdı... Yaptığını inkar etmezdi. Pavyon kadınlarıyla değil, mankenlerle takılırdı! Şimdiki sendikacılar gibi değildi!

Anladın mı Osman Tutkun?

Bence bu konuyu daha fazla uzatma.

Ama ille de konuyu uzatmak istiyorsan uzatırız...