Bazı kişiler Emniyet Müdürü değişince, Başsavcı değişikliği olunca, Defterdarın yerine başka Defterdar, Vali&[#]8217;nin yerine başka Vali gelince sevinirler.


Bu kişiler bu değişikliklerin sonucunda durumun kendi lehlerine olacağını, beklentilerinin yeni yöneticiler tarafından karşılanacağını, yeni dönemde günlerini gün edeceklerini, ayrıcalıklı ve avantajlı olacaklarını zannederler.


Örneğin eski valinin döneminde silah ruhsatı alamayanlar ya da bulundurma ruhsatlarını taşımaya çevirttiremeyenler yeni vali gelince istediğimiz ruhsatı alırız diye düşünürler.


Aynı şekilde istedikleri resmi ilanı alamayan, eksikleri ve hataları yüzünden ceza alan gazetelerin sahipleri de vali gidince bu konuda tam tersi bir uygulamayla karşılaşacaklarına inanırlar.


Bu inanca sahip kişiler Valilik Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlerini, hatta burada görev yapan personelin değişmesini bile isterler.


Kimse bu görevlere ilanihaye bağlı değildir.


Herkes vakti zamanı gelince gider.


Bartın&[#]8217;da şu ana kadar bahsettiğim birimde 4 müdür değişti.


Personel de birçok defa değişti. Bu değişikliklerin bu düşüncedeki kişiler üzerinde memnuniyet yaratması mümkün mü?


Tabii ki değil.


Çünkü bürokratlar, devlet memurları kişilerin, kurumların, kuruluşların şahsi isteklerine, çıkarlarına, talep ve beklentilerine göre değil kanunlara, yönetmeliklere, mevzuatlara, kural ve kaidelere göre hareket ederler.


Bunların dışına çıkanlar ya vicdanen rahatsız olurlar ya da bir gün gelir kanunlar karşısında hesap verirler.


O nedenle kurumların yöneticilerinin ya da çalışanlarının değişmesi, hukuk devletinde kimseye avantaj sağlamaz.


Nadir de olsa, yanlışlıkla da olsa sağlarsa dediğim gibi vicdan rahat bırakmaz.


Dahası hukuk bırakmaz.


Adama bir gün gel buraya, çık bakalım mahkemeye derler.


Er ya da geç mutlaka hesap sorulur.


Görüyorsunuz olup bitenleri.


Kimlere hesap sorulmuyor ki?


Kimler yargılanmıyor ki?


Emniyet Müdürü veya Başsavcı ya da Vali ve Defterdar değişsin de istediğim gibi at oynatayım, yeni yöneticiler beni kollarlar, bir dediğimi iki etmezler düşüncesinde olanlar hayal kırıklığına uğramaya mahkumdurlar.


Bu düşüncede olanlar yetkililerin gitmesini istemek yerine eksiklerini, gediklerini tamamlasalar, hatalarını giderseler, kendilerini kanunlara, nizamlara, yönetmeliklere, mevzuatlara uydursalar hiç sorun yaşamazlar.


Bu kişiler yetkililerin değişiminden medet ummasınlar.


Dediğim gibi hukuka uygun davransınlar, işlerini düzgün yapsınlar, olsun bitsin.


Netice itibarıyla gelen vali de giden vali gibi yasaları uygulayacaktır.


Aynı şekilde Defterdar, Başsavcı ve Emniyet Müdürü de öyle.


Ayrıca biliyorsunuz devlette devamlılık esastır.


İsimler değişir, bürokratlar gelir gider ama yasalar, yönetmelikler ve mevzuatlar doğrultunda uygulamalar aynı kalır.


Şahsen ben 25 yıla dayanan gazetecilik yaşamımda tanıdığım, bildiğim hiçbir yetkiliyi kanunların dışına çıkarken görmedim.


Bundan sonra da göreceğimi sanmıyorum.


Bürokratları kendi çıkarlarına hizmet etmiyor diye beğenmeyenler benim gözümde zavallıdır.


Bunlar yatıp kalkıp Ankara&[#]8217;nın değişiklik yapmasını beklerler.


Süklüm püklüm, yalvar yakar siyasilerin gözlerinin içine bakarlar.


Acınacak haldedirler.


Bu kişiler ayda bir, bazen haftada bir kararname çıkarırlar.


Beğenmedikleri yetkilileri kötülerler.


Çamur at izi kalsın mantığıyla hareket edip onları küçük düşürmek isterler.


Siyasileri etkilemeye çalışırlar.


Başta Vali olmak üzere istedikleri bürokratı merkeze çekerler, yerini değiştirirler, buradan oraya, oradan buraya atarlar.


Bunlar bürokratların değiştirilmesini bekleyeceklerine, kafalarını değiştirseler daha iyi ederler.


Eski Emniyet Müdürü benim aracıma ceza kestiriyordu, yenisi kestirmez.


Eski Emniyet Müdürünün zamanında bana kimlik, ehliyet, ruhsat soruluyordu yenisi gelince sorulmaz.


Eski validen silah ruhsatı alamıyordum, yenisinden alırım.


Eski validen istediğim resmi ilanı alamıyordum, yenisinden alırım.


Eski vali benim gazeteme ceza yapıyordu, yenisi yapmaz.


Eski Defterdar defterlerime bakıyordu, yenisi bakmaz, baktırmaz.


Yok böyle bir şey.


Ne kadar sakat bir düşünce.


Allah böyle sakat düşüncelerden bütün bürokratları korusun.


Hepimizi korusun.


Bu düşüncedeki insanlar kendilerini toplum içinde ayrıcalıklı ve avantajlı görürler.


Bunlar trafikte hız yapalım, kırmızı ışıkta geçelim, yasak yere park edelim, resmi ilanda mevzuata uymayalım, kovboy gibi tabanca belimizde gezelim, hatalarımız, yanlışlarımız görmezden gelinsin, kimse bize bir şey demesin, yetkililer benim adamım olsun düşüncesindedirler.


Kamu yararını, toplum menfaatini değil, kendi çıkarlarını düşünürler.


Dediğim gibi çok sakat ve yanlış bir düşünce.


Ve yine dediğim gibi Allah bu düşünceden başta bürokratlarımızı olmak üzere hepimizi korusun.


Kendi kişisel çıkarları, hesapları yüzünden yetkililerin değişmesini, gitmesini isteyenler görmezden gelse de gerçekler var olmayı sürdürürler.


Yazımıza başlık olan Aldous Huxley&[#]8217;e ait bu sözünü, sabit fikir ve ön yargılara karşı söylenmiş güzel ve anlamlı sözlerden biri olarak görüyoruz.


&[#]8216;Cevizin kabuğunu kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder&[#]8217;


Bu söz de İmam Gazali&[#]8217;ye ait.


İbn-i Sina&[#]8217;da &[#]8220;Hiç kimse görmek istemeyen kadar kör değildir&[#]8221; demiş.


&[#]8220;Hiç kimse duymak istemeyen biri kadar sağır olamaz&[#]8221; şeklindeki Shakespeare&[#]8217;ye ait söz de sabit fikir ve ön yargılara karşı söylenmiş önemli bir söz.


Sabit fikirli ve ön yargılı kişileri değiştirmek zordur.


Albert Einstein&[#]8217;in dediği gibi atomu parçalamaya çalışmaktan bile zordur.


Onlardan uzak durmakta fayda var.



Önemli günlerin verdiği mesajlar



1 Aralık Dünya AİDS Günü idi.


3 Aralık&[#]8217;ta Dünya Engelliler Günü&[#]8217;nü kutlayacağız.


Geçen ay Ağız ve Diş Sağlığı Haftası&[#]8217;nı kutladık.


Yine kasım ayı içinde Diyabet Haftası vardı.


Diyabet Haftası&[#]8217;ndan önce başlıca sebebi sigara olan ve akciğerleri hasta edip insanı götüren KOAH hastalığı ile mücadele günü vardı.


25 Kasım&[#]8217;da Öğretmenler Günü&[#]8217;nü kutladık.


25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Mücadele Günü idi.


10 Kasım&[#]8217;da Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu büyük önder Atatürk&[#]8217;ü andık.


Muharrem ayındayız ve Aşure Günleri yapıyoruz.


Şu sıralar Mevlana Haftası&[#]8217;nı kutluyoruz.


Takvim yaprakları özel günlerle dolu.


Bu günlerin hepsinin ayrı bir anlamı ve önemi var.


Her biri ayrı bir ders gibi.


Bu vesile ile yapılan uyarılara, bilgilendirmelere kulak vermeliyiz.


Bu günlerin hepsinin topluma verdiği önemli mesajlar var.


Verilen mesajları almalıyız.


Bu günleri iyi idrak etmeliyiz.