Hepimiz bir oyunun parçalarıyız.
Terör konusunda ne zaman neler olabileceğini hissedebiliyoruz.
Dış güçler.
İç güçler.
Fırsatçılar.
Ve diğerleri.
Ard arda şehitler geliyor.
Son saldırıda şehit olanlardan biri de Zonguldak&[#]8217;tan.
Ve devamında ne olacağını bilemiyoruz.
Sanki Osmanlı&[#]8217;nın son günlerindeyiz.
Yaşanmışlıklardan yola çıkarak acı hatıralar bir bir önümüze geliyor.
Ülke içinde iktidara gelebilmenin yolunu dış güçlerden alınan vizelerle sağlamaya çalışanların ihanetlerini görüyoruz.
Prestijde Amerika&[#]8217;ya, güvenliğinde İsrail&[#]8217;e göbekten bağlanmış bir ülkenin evladı olmak gerçekten çok ağır.
Türkiye&[#]8217;de samimiyetsiz yürütülen siyaset sebep ve sonuçlar ne olursa olsun bir birilerini alt edebilmenin üzerine kurulmuş durumda.
Bu yüzden de ne içte ne dışta birlik olabiliyoruz.
İç siyasetteki acımasız rekabet yüzümüzü dışarıya karşı kara çıkartıyor.
Ulusal meseleler olduğunda kendi iç kavgalarını bir kenara bırakamayan siyasi liderler başımızın tacı olduğu sürece bu işler düzelmez.
Milli kavgalarla, iktidar kavgalarını bir birinden ayıramayan iktidar ve muhalefet partileri sanki el ele vermiş ülkenin parçalanması için ellerinden geleni yapıyorlar.
Çünkü siyasi gelecekleri bir birlerini alt etmek üzere.
Çünkü siyasi gelecekleri kutuplaştırma çabaları üzerine.
Çünkü siyasi gelecekleri kendilerinden olmayanları ötekileştirme üzerine.
Hal böyle olunca dış güçler ülke siyasetinin içinde istediği gibi at oynuyor.
Ulusal konularda muhalefet partilerinin liderleriyle bir araya gelmekten uzak duran bir Başbakanımız var.
Buna karşılık iktidar olabilmenin hırsıyla iç ve dış siyasette mevcut iktidarın hatalar yaparak rezil olmasını bekleyen bir muhalefet anlayışı var.
İktidar bencil.
Muhalefet bencil.
Kurumları çatıştırarak yaşamlarını sürdürmeye çalışan bir nalyış var.
Onların iktidar hırsı nedeniyle ülke rezil oluyor.
Milli siyaset ile ülke içi siyaseti bir birinden ayıramayan zihniyetler bu ülkeye ihanet ediyor.
Hepimize ihanet ediyor.
Bu yüzden ülke olarak stratejik politikalarımız adamına göre değişiyor.
Milli çıkarlar, milli onur ve haysiyet iç siyaset malzemesi yapılıyor.
Hem iktidar hem muhalefet hemde medya tarafından.
Başbakan&[#]8217;ın yapması gereken yeri geldiğinde muhalefet partileri ile bir araya gelebilmektir.
Ülke adına ortak politika üretebilmektir.
Ama başına buyruk.
Olmaz.
İşlerine gelmez.
Çünkü bu buluşmalar olursa iç siyasette zayıflayabilirler.
Aynı şey muhalefet içinde geçerli.
Ve sizler de bunları biliyorsunuz.
Ancak bir çoğunuz liderleriniz gibi düşünmeye adamışsınız kendinizi.
Bireysel özgürlüklerinizi ve düşüncelerinizi siyasi liderlerinize ve inançlarınıza ipotek altına aldırmışsınız.
Bireysel çıkarlarınız olursa ancak siyasi liderlerinizi eleştirebilirsiniz.
Toplumsal ve milli çıkarlar konusunda aynı hassasiyeti gösteremeyecek kadar eziksiniz.
Liderlerin, kutupların ve ideolojilerin siyasi ihtiraslarına kurban edilen bir ülkenin evladı olmak ağrıma gidiyor.
Siz memnunsanız bilemem.
Terör konusunda ne zaman neler olabileceğini hissedebiliyoruz.
Dış güçler.
İç güçler.
Fırsatçılar.
Ve diğerleri.
Ard arda şehitler geliyor.
Son saldırıda şehit olanlardan biri de Zonguldak&[#]8217;tan.
Ve devamında ne olacağını bilemiyoruz.
Sanki Osmanlı&[#]8217;nın son günlerindeyiz.
Yaşanmışlıklardan yola çıkarak acı hatıralar bir bir önümüze geliyor.
Ülke içinde iktidara gelebilmenin yolunu dış güçlerden alınan vizelerle sağlamaya çalışanların ihanetlerini görüyoruz.
Prestijde Amerika&[#]8217;ya, güvenliğinde İsrail&[#]8217;e göbekten bağlanmış bir ülkenin evladı olmak gerçekten çok ağır.
Türkiye&[#]8217;de samimiyetsiz yürütülen siyaset sebep ve sonuçlar ne olursa olsun bir birilerini alt edebilmenin üzerine kurulmuş durumda.
Bu yüzden de ne içte ne dışta birlik olabiliyoruz.
İç siyasetteki acımasız rekabet yüzümüzü dışarıya karşı kara çıkartıyor.
Ulusal meseleler olduğunda kendi iç kavgalarını bir kenara bırakamayan siyasi liderler başımızın tacı olduğu sürece bu işler düzelmez.
Milli kavgalarla, iktidar kavgalarını bir birinden ayıramayan iktidar ve muhalefet partileri sanki el ele vermiş ülkenin parçalanması için ellerinden geleni yapıyorlar.
Çünkü siyasi gelecekleri bir birlerini alt etmek üzere.
Çünkü siyasi gelecekleri kutuplaştırma çabaları üzerine.
Çünkü siyasi gelecekleri kendilerinden olmayanları ötekileştirme üzerine.
Hal böyle olunca dış güçler ülke siyasetinin içinde istediği gibi at oynuyor.
Ulusal konularda muhalefet partilerinin liderleriyle bir araya gelmekten uzak duran bir Başbakanımız var.
Buna karşılık iktidar olabilmenin hırsıyla iç ve dış siyasette mevcut iktidarın hatalar yaparak rezil olmasını bekleyen bir muhalefet anlayışı var.
İktidar bencil.
Muhalefet bencil.
Kurumları çatıştırarak yaşamlarını sürdürmeye çalışan bir nalyış var.
Onların iktidar hırsı nedeniyle ülke rezil oluyor.
Milli siyaset ile ülke içi siyaseti bir birinden ayıramayan zihniyetler bu ülkeye ihanet ediyor.
Hepimize ihanet ediyor.
Bu yüzden ülke olarak stratejik politikalarımız adamına göre değişiyor.
Milli çıkarlar, milli onur ve haysiyet iç siyaset malzemesi yapılıyor.
Hem iktidar hem muhalefet hemde medya tarafından.
Başbakan&[#]8217;ın yapması gereken yeri geldiğinde muhalefet partileri ile bir araya gelebilmektir.
Ülke adına ortak politika üretebilmektir.
Ama başına buyruk.
Olmaz.
İşlerine gelmez.
Çünkü bu buluşmalar olursa iç siyasette zayıflayabilirler.
Aynı şey muhalefet içinde geçerli.
Ve sizler de bunları biliyorsunuz.
Ancak bir çoğunuz liderleriniz gibi düşünmeye adamışsınız kendinizi.
Bireysel özgürlüklerinizi ve düşüncelerinizi siyasi liderlerinize ve inançlarınıza ipotek altına aldırmışsınız.
Bireysel çıkarlarınız olursa ancak siyasi liderlerinizi eleştirebilirsiniz.
Toplumsal ve milli çıkarlar konusunda aynı hassasiyeti gösteremeyecek kadar eziksiniz.
Liderlerin, kutupların ve ideolojilerin siyasi ihtiraslarına kurban edilen bir ülkenin evladı olmak ağrıma gidiyor.
Siz memnunsanız bilemem.
Babasız ve evlatsızlar!
İzmir&[#]8217;den bir dostumuz mektubunda şöyle diyor:
&[#]8220;Konuş(a)masak da aynı yolun içinde, bilirim ki gönül de yürek de ruh da bilinç de anlaşır kendi dilinden biz farkına varana dek aynılığımızın&[#]8230;Ve budur belki de bizi birlikte kılan, insan olmamızı sağlayan, ad koyan yaşama&[#]8230;Günlerin önemi yoktur aslında, kısacık anların için de, var olan yaşanandır, hissedilendir, duyumsanan aynı zamanda. Bazı günler kendi umudunu içinde barındırdığı kadar hüznünü de yoldaş eder bütünlüğüne. Yalnız bir senfoninin tınısı yankılanır derinlerde.
Söylenmemiş, belki de geç kalınmış sözler, cümleler susar. Ses çıkmaz olur. Sustukça anlam kazanır içte olana ait kelimeler. Kimi zaman yanağa süzülen bir damla yaş, kimi zaman da uzaklara dalan bir çift göz.
Sonsuzluğu arar gibi. İsterim ki aynaya bak şimdi, babanın suretini gör kendi gözlerinde, sesi, dudaklarının arasında kalanlar olsun. Aslında senin de günün bugün. Babanı yeryüzünde yaşatan olduğun için... Gözü, sesi, yüreği, umudu olduğun için. Acılarımız ortak olmasa da bilirim ki eksikliği duyulan her ne varsa yaşamda hissedilişi benzerdir. Babalar günün kutlu olsun&[#]8221;
Tam da böyle bir günde evlatlar şehit olurken bu kez babalar öksüz kalıyor.
Baba acısı yaşanılacak bir şey.
Yaşadım, yaşıyorum. Ama evlat acısı ne ağır bir şey onu tahmin bile etmek istemem. Babalar gününde yitik ve savruk suskunluklar ne kadar düğümlense yüreklerde acıyı kimse dindiremez.
&[#]8220;Konuş(a)masak da aynı yolun içinde, bilirim ki gönül de yürek de ruh da bilinç de anlaşır kendi dilinden biz farkına varana dek aynılığımızın&[#]8230;Ve budur belki de bizi birlikte kılan, insan olmamızı sağlayan, ad koyan yaşama&[#]8230;Günlerin önemi yoktur aslında, kısacık anların için de, var olan yaşanandır, hissedilendir, duyumsanan aynı zamanda. Bazı günler kendi umudunu içinde barındırdığı kadar hüznünü de yoldaş eder bütünlüğüne. Yalnız bir senfoninin tınısı yankılanır derinlerde.
Söylenmemiş, belki de geç kalınmış sözler, cümleler susar. Ses çıkmaz olur. Sustukça anlam kazanır içte olana ait kelimeler. Kimi zaman yanağa süzülen bir damla yaş, kimi zaman da uzaklara dalan bir çift göz.
Sonsuzluğu arar gibi. İsterim ki aynaya bak şimdi, babanın suretini gör kendi gözlerinde, sesi, dudaklarının arasında kalanlar olsun. Aslında senin de günün bugün. Babanı yeryüzünde yaşatan olduğun için... Gözü, sesi, yüreği, umudu olduğun için. Acılarımız ortak olmasa da bilirim ki eksikliği duyulan her ne varsa yaşamda hissedilişi benzerdir. Babalar günün kutlu olsun&[#]8221;
Tam da böyle bir günde evlatlar şehit olurken bu kez babalar öksüz kalıyor.
Baba acısı yaşanılacak bir şey.
Yaşadım, yaşıyorum. Ama evlat acısı ne ağır bir şey onu tahmin bile etmek istemem. Babalar gününde yitik ve savruk suskunluklar ne kadar düğümlense yüreklerde acıyı kimse dindiremez.