Gazetemizin Sahibi Ali Rıza Tığ, giderek benim dediğime gelmeye başladı.


Hani benim market açsaydık çok daha kârlı bir iş yapmış olurduk şeklinde bir düşüncem vardı ya geçen hafta kaleme aldığı bir yazıda bir dostunun &[#]8220;onca masraf edip de gazete açacağına bir büro kursaydın da tefecilik yapsaydın ya&[#]8221; dediğini belirterek adeta bana atıfta bulunmuş.


Tefecilik de marketçilik de bizim bilmediğimiz bir iş.


Marketçilik bilmediğimiz halde yapabileceğimiz bir iş ama tefecilik hem yasa dışı bir iş hem de bizim mizacımıza ve vicdanımıza uygun olmayan bir iş olduğundan bırakın yapmayı yanından bile geçebileceğimiz bir iş değil.


Ayrıca Bartın&[#]8217;da yeterince tefeci var zaten.


Bakmayın siz böyle konuştuğuna, onun gazetecilikten başka bildiği, yaptığı ve yapabileceği başka bir iş yoktur.


Gazetemizin Sahibi muhabirlikten gelme, çekirdekten yetişme bir gazetecidir ve gazetecilikten başka bir işi yoktur.


Öyle başka işlerle uğraşıp da gazeteciliği kendisine avantaj sağlamak için yapanlardan değildir.


Bunu özellikle vurgulamak isterim.


Onu isyan ettiren, buraya gazete açtığına pişman eden Bartın&[#]8217;da karşılaştığı yanlışlıklar, usulsüzlükler, kayırmacılık ve hukuksuzluklardır.


Bunlar Cumartesi günkü yazısına da yansımış.


Yazısında bakanlık tarafından tutulan bir rapordan, bu raporun bir kamu görevlisi tarafından sümen altı edilmesinden ve birini kollarken başkalarına haksızlık yapılmasından söz ediyor.


Anlaşılan o ki Bartın gazetecilik konusunda önemli gelişmelere gebe.


Kaza geliyorum diyor zaten.


Geçen yıl yaşananları biliyorsunuz.


Hiçbir şey gizli kalmaz.


Bekleyelim görelim.


Bunu zamana bırakalım ve uzmanlık alanımız gazetecilikten konuşmaya ve gazetelerimizin hallerinden söz etmeye devam edelim.


Gazetecilik hatalarıyla dolu bir haftayı daha geride bıraktık.


Bakalım bu hafta neler göreceğiz.


Allah hiçbir gazeteciyi hatayla sınamasın diyelim ve gözümüze batanlardan bahsedelim.


Bir gazete diğerinin kopyası gibi çıkmaya devam diyor.


Hiç taze haber yok.


Başka bir gazete çıkan haberler bir gün sonra başlıkları ve giriş cümleleri değiştirilerek yayınlanıyor.


Bu gazete ve haberlerini aldığı diğer gazete bu şekilde basına çok önemli (!) bir katkıda bulunuyor.


Sanki örneği önceki yıllarda görülen bir taktiği uyguluyorlar gibi.


Kendilerini tebrik ediyor, başarılarının devamını diliyoruz.


Bir gazete daha önce de birkaç kez olduğu gibi içi boş bir sayfayla piyasaya çıktı.


Muhtemelen bunlar bozuk baskılar.


Gazetenin orta sayfası boş.


Sanki haber bulamamışlar da iki sayfa boş kalmış gibi ama değil.


Dediğim gibi bunlar bozuk baskılar.


Dağıtılması yanlış, okura karşı çok ayıp, büyük bir gazetecilik hatası.


Bu arada kullanılmış haberler geleneksel olarak kullanılmaya devam ediliyor.


Haber tekrarları da sürüyor.


Sadece haber tekrarı değil köşe yazısı tekrarı da devam ediyor.


Cuma günkü yazımda örneğini verdiğim köşe yazısı tekrarıyla bir kez daha karşılaştık.


10 Mayıs&[#]8217;ta yazılan şükretmekle ilgili yazı (demek ki çok önemli bir yazıymış ki) 18 Haziran&[#]8217;da tekrar edilmiş.


Mayıs ayındaki yazılar Haziran ayında tekrar ediliyor.


Bu da yeni moda oldu.


Bakalım daha kaç tane köşe yazısı tekrarı göreceğiz.


Bir gazete var ki o da eski huylarına devam ediyor.


Matbaacısını fikir işçisi gösterip dağıtıcılık yaptıran ve böylece bir taşla üç kuş vuran bu gazete daha önce evde oturan eski bir gazeteciyi kadrosunda göstermişti.


Aynı gazeteci şimdi yine kadroda.


Hattızatında gazeteci falan değil, 12 aylık gazeteci sigortası olduğu için (yani fikir işçisi gözüktüğü için) gazeteci diyorum.


Umarım bu gazeteci hâlâ evde oturmuyordur ya da başka bir yerde çalışmıyordur.


Kadrosunda matbaacısını fikir işçisi gösteren başka gazete de var.


Bu gazete hata yaptığını anlamış olmalı ki matbaacısını künyeden çıkardı ama bir günlüğüne.


Matbaacısının yerine aşçısını gösterdi.


Sonra aşçısını künyeden çıkardı, tekrar matbaacısını gösterdi.


Hata üstüne hata.


Bir gazete Cuma günü yayınladığı üniversite ile ilgili bir haberi cumartesi günü tekrar yayınlamış.


Şahsen ben gazeteleri Kontrol Kurulu&[#]8217;ndan daha iyi takip ediyorum.


Saygıdeğer kurulumuz görevini yapsa ve bu hataları tespit etse her tekrar haber veya köşe yazısı bir gün ilan kesmeyi gerektirir.


Bazı gazeteler bu işin şeyini çıkardı.


Beyler. Okuru enayi yerine koymayalım.


Biraz ciddiyet lütfen.


Bir gazete var, resmen dökülüyor, yerlerde sürünüyor.


Bizde ve başkalarında çıkan haberlerle çıkıyor, bu şekilde gazetecilik yaptığını sanıyor.


Bir başka gazetede 3 ay çalışan bir muhabir sigortası ödenmediği için işten ayrılmış.


Muhabirin bu gazetede çalıştığı üzerinde gazete sahibinin imzası ve gazetenin kaşesi bulunan kimlik kartından ve belediyenin basına verdiği ücretsiz yolcu kartından belli.


Sigortasız adam çalıştırmanın çok büyük para cezası var.


Gazete sahiplerinin haberi olsun.


Milletvekilimiz Yılmaz Tunç&[#]8217;un halvet haberi bütün gazetelerde helvet olarak çıktı.


Helvet değil halvet olacak.


Bültenleri olduğu gibi koymak marifet değil.


Biraz emek zahmet gösterilmeli.


Bir gazetede Gülpembe İlköğretim&[#]8217;in mezuniyet haberinde okulun 1994&[#]8217;te Köksal Toptan&[#]8217;ın Milli Eğitim Bakanlığı döneminde temeli atıldığı belirtilmiş.


Köksal Toptan 1994&[#]8217;te Milli Eğitim Bakanı değildi.


Haziran 1993&[#]8217;te yapılan DYP Büyük Kongresinde Genel Başkan adayı olan Köksal Bey bu tarihten sonra Milli Eğitim Bakanlığı yapmadı.


Okulun temelini attığı doğru ama milletvekili olarak.


Bu haberi yapan arkadaş o zaman neredeydi bilmiyorum ama ben Gülpembe&[#]8217;nin temeli atılırken oradaydım.


Bir gazete yaptığı hatalardan dolayı düzeltme ve özür yayınlamış.


Bir köşe yazarı yazısının internetten alıntı olduğunu belirtmiş.


Bunlar da olumlu gelişmeler, olması gereken şeyler.


Bu arada Bartın&[#]8217;ın okumadığı ile ilgili yazılarımı gözleriyle değil de başka organlarıyla okuyanlar haliyle beni yanlış anlamış olabilirler.


Gazetelerin gelir ve giderleri ile maddi güçlüklerini anlatan yazımın temeli işin ekonomik yönüyle ilgiliydi.


Dolayısıyla okunmamaktan kasıt satılmamaktı.


Yoksa Bartın gazete okumuyor diye bir şey yok.


Bartın gazeteyi okuyor ama bedava okuyor.


Bir kahvehaneye, kafeye bıraktığınız bir gazeteyi sabahtan akşama kadar en az 100 kişi okuyor.


Sorun gazetelerin okunmamasında değil yeteri kadar satılmamasında ve reklam alamamasında.


Umarım meramımı anlatabilmişimdir.


Gazeteler ne kadar doğru ve düzgün çıkarsa o kadar iyi.


Yapılan hataları arkadaşlarımızın yüzüne vuruyorum ki belki eleştirilerimden ders alırlar da kendilerine çeki düzen verirler ve bizim gibi daha az hatayla çıkmaya gayret ederler.


İnşallah düşündüğüm gibi olur.