Toplumsal yozlaşma artarak devam ediyor.
Kentsel kimliksizleşme giderek devam ediyor.
Çok şükür bunu da el birliği ile yapıyoruz.
Kimi zaman danışıklı.
Kimi zaman danışıksız.
Yani kendiliğinden.
Her koyunun kendi bacağından asıldığı hesabından yola çıkarak, hareket eden pek çok kesim gerçekten dört bacağının olduğunu düşünüyor.
Bu kimliksizleşme, kimliksizleştirme ve ahlak erozyonu hızla devam ederken kim çıkıp ta bunu tersine çevirmek için mücadele edebilir.
İşte bu sorunun yanıtını almak çok zor.
Çünkü gerçekten olumlu örnek gösterebilecek insan sayısı çok az.
Bir kısım insan zaten yıpranmış.
Yıllardır bu kentsel yozlaşmayı, buna paralel gerçekleşen ticari yaşam erozyonunu durdurmaya çalışanlar da pes etmiş.
Kısa sürede sağlanacak bireysel faydaya aç kalmış insanların görevlere geldiği, getirildiği yerlerde fazlasını bekleyemezsiniz zaten.
Yani nereye baksak ayıplarla dolu bir kentiz. Fena halde kompleksli.
Bir o kadar da kendimizi göremeyecek kadar da kör.
Kişisel erozyonlar birikip büyük ve kitlesel erozyonlara neden oluyor.
Çünkü iyi örneklerin sayısı çok az.
Daha da azalıyor.
Ocaklarda işçiler değil.
Kent göçük altında.
Ama bu öyle bir göçük ki kişisel ihtiraslarının kurbanlarının emrinde.
Tamda burada elit bir siyasi temsil gerekiyor.
Aslında taban var. Fakat tavan yok.
Herkesin bir birine; &[#]8220;Kentin sahibi yok&[#]8221; tepkisi ise anlamsız.
Hele hele bunu bir de siyaset ve toplum liderliği yapanlar söylüyor.
İşte bu katlanılabilecek, sabır gösterilebilecek bir olay değil.
Kolaycılık.
İşgüzarlık.
Dalkavukluk.
Şaklabanlık.
Ne derseniz deyin.
Çaresiz halkın tepkisel anlamda söyleyebileceği bir kelimenin içine sığınan siyasetçilerden topluma ne fayda gelir?
Her gün bir sokakta, her gün bir mahallede toplum adına mücadele etmesi gereken siyasiler kıçını kaldıramayacak kadar aciz.
Ondan sonra halkı yöneteceksin.
Eskiler buna; &[#]8220;Hadi oradan..!&[#]8221; diyorlar.
Siyaset öyle bir araç olmuş ki kendi ayıplarını örtme sanatı gibi çalıştırılıyor.
Ayıplar çok.
En büyük ayıp işte bu.
Gerçek halkı görememek.
Görmek istememek.
Gerçek sorunlarla boğuşmaktan kaçınmak.
Ve siyaset yorganıyla kendi ayıplarını örtme çabası.
Onların Zonguldak&[#]8217;ın sahibi olma gibi ne bir derdi, ne bir marifeti var.
Çünkü onlara göre siyaset, adam kayırarak, legal veya illegal diyaloglar ve girişimlerle; &[#]8216;önemli ve ayağına gidilen adam&[#]8217; olabilme çabasından başka bir şey değil.
Ana hatlarıyla öne böyle bir sonuç çıkıyor.
Bir başka ayıbı ise halk yapıyor.
&[#]8216;Zonguldak&[#]8217;ın sahibi yok&[#]8217; diyen halk, sahiplik yapamayan, liderlik yapamayan, halkın ve kentin gerçek sorunlarıyla kafa yoramayan insanlara hak ettiği cevabı veremiyor.
Zonguldak&[#]8217;ta az da olsa kentin ekonomik ve yaşamsal sorunlarıyla kafa yoran insanlar var.
Onları da şucu, bucu diyerek azletme çabası bu kenti daha fazla yaralıyor.
Bu kentin insanları bir birlerini yalnızlaştırma hastalığından kurtaramadığı sürece değişen pek bir şey olmayacak.


Hantal bürokrasi


Pek çok iş adamı, pek çok sade vatandaş bürokrasi kurbanı oluyor.
Devletin ağır aksak işleyen sisteminin içinde bir de temsil durumundaki isimlerin hantallığıyla karşılaşırsanız vay halinize.
Sorun çözme mekanizmaları adeta sorun yaratma mekanizmaları oluyor.
Kurum yöneticilerinin sık sık katıldıkları eğitim seminerlerinden anlatılanların ne kadarını anlayabildiklerini gerçekten merak ediyorum.
Mevzuat değişiklikleri okumakla yorulmuş temsilcilerden pek çoğunun halka hızlı hizmet götürme konusunda çok başarısız olduğunu görmek çok üzücü.
Bireysel hantallığa karşı Türk insanının sabrı çok önemli.
Eğer o sabır halkta olmasa çok büyük kavgalar olur.
Bu sabır da tembelliği tetikliyor mu acaba?


İntiharlar


Aylar öncesinden sorduk. &[#]8216;İntiharlarla ilgili neden sağlıklı bir envanter yok?&[#]8217; diye.
Bir hafta içinde Ereğli&[#]8217;nin üç farklı yerinde üç intihar gerçekleşti.
Girişimleri yazmıyoruz bile.
Devrek&[#]8217;te iple kendini asan kişi son anda bir müdahale ile kurtarıldı. Yarın bakalım ne olacak? Biz yine yazacağız.
Ama kimsenin kılının kıpırdadığı yok.
İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan&[#]8217;a buradan açık bir çağrımız olsun.
Bu olaylarla ilgili bir komisyon kurulup acil müdahale birimi oluşturulabilir mi?
Mevcut komisyonlar bu intiharları kapsıyor mu? İntihar girişimlerinde bulunanların düzenli takibi yapılamaz mı?