Dün sabah Sağlık-Sen´in gazetecilerle buluşması vardı. Az sayıdaki meslektaşımızla birlikte oradaydım.
Sağlık-Sen Genel Merkez Yöneticisi Semih Durmuş´un söyleyeceği şeyleri merak ediyordum. Gündemde kendi alanlarıyla ilgili önemli konular var.
Bunun ötesinde Semih Durmuş´un konulara yaklaşımı ve çözüm anlayışı kendi alanındaki birçok kişiden daha farklıdır.
"Angaralı", "Ankaralı" sohbetinden sonra Durmuş güncel konulara değindi.
Bunlardan biri de hastanelerin birleştirilmesi, sonrasında da mahkeme kararıyla bu birleşmenin durdurulması vardı.
Zonguldak´ın iki yakasındaki hastanelerin birleştirilmesi sürecinde hep bir eksiklik vardı.
Daha önce dile getirmiştim. Neye, niçin karşı çıktığımızın tam olarak bilinmesi gerekir. Minibüsçülerin karşı çıkmasının kendi açılarından haklı bir gerekçesi vardı. Bu yüzden eylem yapıldı, Zonguldak Devlet Hastanesi´nin bulunduğu ve çevre mahallelerin muhtarları tarafından imza kampanyası düzenlendi.
Sağlık-Sen´in savunduğu bu birleşmeye, Türk Sağlık-Sen karşı çıktı.
Mahkeme yoluna gitti ve başarılı oldu.
Bunun altındaki isim ise Türk Sağlı-Sen Şube Başkanı Abdurrahman Uysal.
İyi mi etti, kötü mü etti?
Bu konuda kafalar hala karışık.
Zonguldak Devlet Hastanesi personeli Atatürk Devlet Hastanesi´ne geçmişti.
Zonguldak Devlet Hastanesi Kalp Damar Hastalıkları olacaktı.
Mahkeme kararıyla personel bugünden itibaren geri gidiyor. Yani Zonguldak bu işi de yüzüne gözüne bulaştırdı.
Sağlık-Sen´e göre mahkemeye gidenler pişman. Bunu Abdurrahman Bey´e sormak lazım. Pişman mı değil mi?
Böyle olmasının bence asıl sorumlusu İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan.
Bu konuda kamuoyunu ve sağlık çalışanlarını tam olarak bilgilendirmeden gelen talimatı uyguladı.
Oysa yapacağı bir şey vardı&[#]8230;
Önce sendikacıların temsilcileri ile baş başa, sonra sivil toplum örgütü ve ilgili kurumların, esnaf kuruluşlarının temsilcileriyle geniş bir toplantıda bir araya gelerek uygulamanın nasıl olacağı hakkında bilgilendirmeliydi.
Bunlar olmadı.
Kendisi yapamıyorsa valilik kanalıyla yapılmalıydı. Ama olmadı.
Olmayınca kimi bilerek, kimi bilmeden, kimisi kuyruğuna basıldığı için karşı çıktı.
Semih Durmuş bir sendikacı olarak bu konudaki eksikliğin farkında. Basit bir uygulamanın nasıl kaosa dönüştüğünü kabul ediyor.
Sadece bu konuda değil Zonguldak her konuda böyle.
Bu yüzden kent olarak iki ileri bir geri gidiyoruz.
Konuları ve olayları kendimiz gibi düşünmeyen insanlarla tartışmaktan, yüzleşmekten, paylaşmaktan kaçındığımız sürece bu gerçek değişmeyecek.
Şimdi ne olacak?
Sağlık-Sen Genel Merkez Yöneticisi Semih Durmuş´un söyleyeceği şeyleri merak ediyordum. Gündemde kendi alanlarıyla ilgili önemli konular var.
Bunun ötesinde Semih Durmuş´un konulara yaklaşımı ve çözüm anlayışı kendi alanındaki birçok kişiden daha farklıdır.
"Angaralı", "Ankaralı" sohbetinden sonra Durmuş güncel konulara değindi.
Bunlardan biri de hastanelerin birleştirilmesi, sonrasında da mahkeme kararıyla bu birleşmenin durdurulması vardı.
Zonguldak´ın iki yakasındaki hastanelerin birleştirilmesi sürecinde hep bir eksiklik vardı.
Daha önce dile getirmiştim. Neye, niçin karşı çıktığımızın tam olarak bilinmesi gerekir. Minibüsçülerin karşı çıkmasının kendi açılarından haklı bir gerekçesi vardı. Bu yüzden eylem yapıldı, Zonguldak Devlet Hastanesi´nin bulunduğu ve çevre mahallelerin muhtarları tarafından imza kampanyası düzenlendi.
Sağlık-Sen´in savunduğu bu birleşmeye, Türk Sağlık-Sen karşı çıktı.
Mahkeme yoluna gitti ve başarılı oldu.
Bunun altındaki isim ise Türk Sağlı-Sen Şube Başkanı Abdurrahman Uysal.
İyi mi etti, kötü mü etti?
Bu konuda kafalar hala karışık.
Zonguldak Devlet Hastanesi personeli Atatürk Devlet Hastanesi´ne geçmişti.
Zonguldak Devlet Hastanesi Kalp Damar Hastalıkları olacaktı.
Mahkeme kararıyla personel bugünden itibaren geri gidiyor. Yani Zonguldak bu işi de yüzüne gözüne bulaştırdı.
Sağlık-Sen´e göre mahkemeye gidenler pişman. Bunu Abdurrahman Bey´e sormak lazım. Pişman mı değil mi?
Böyle olmasının bence asıl sorumlusu İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan.
Bu konuda kamuoyunu ve sağlık çalışanlarını tam olarak bilgilendirmeden gelen talimatı uyguladı.
Oysa yapacağı bir şey vardı&[#]8230;
Önce sendikacıların temsilcileri ile baş başa, sonra sivil toplum örgütü ve ilgili kurumların, esnaf kuruluşlarının temsilcileriyle geniş bir toplantıda bir araya gelerek uygulamanın nasıl olacağı hakkında bilgilendirmeliydi.
Bunlar olmadı.
Kendisi yapamıyorsa valilik kanalıyla yapılmalıydı. Ama olmadı.
Olmayınca kimi bilerek, kimi bilmeden, kimisi kuyruğuna basıldığı için karşı çıktı.
Semih Durmuş bir sendikacı olarak bu konudaki eksikliğin farkında. Basit bir uygulamanın nasıl kaosa dönüştüğünü kabul ediyor.
Sadece bu konuda değil Zonguldak her konuda böyle.
Bu yüzden kent olarak iki ileri bir geri gidiyoruz.
Konuları ve olayları kendimiz gibi düşünmeyen insanlarla tartışmaktan, yüzleşmekten, paylaşmaktan kaçındığımız sürece bu gerçek değişmeyecek.
Şimdi ne olacak?
Maden ocaklarımız ne kadar güvenli?
Bursa´daki maden ocağında 19 işçinin yaşamını yitirdiği grizu patlamasının ardından şimdi ihmal var mı, yok mu tartışması yapılıyor.
Bu lafı uzatıp, tartışmaya bile gerek yok.
19 kişinin öldüğü yerde de ihmal vardır, bir kişinin öldüğü yerde de&[#]8230;
Bursa´daki patlama yaygın basında geniş yer alıyor.
Oysa Zonguldak´taki maden resmi ve kaçak ocaklarda ne ihmaller yaşanıyor.
Bursa´daki kazanın ardından Mayıs ayında yapılan rutin denetimden bahsediliyor.
Zonguldak´ın Bursa´daki patlamadan bir kez daha ders çıkarması gerekir.
Gerek işletmelerin, gerekse kurumların yardımlaşarak iş güvenliği konusunda daha sıkı önlemler alması gerekir.
Buradaki yardımlaşma, göz yumma, erteleme ve taviz olmamalı.
Bu lafı uzatıp, tartışmaya bile gerek yok.
19 kişinin öldüğü yerde de ihmal vardır, bir kişinin öldüğü yerde de&[#]8230;
Bursa´daki patlama yaygın basında geniş yer alıyor.
Oysa Zonguldak´taki maden resmi ve kaçak ocaklarda ne ihmaller yaşanıyor.
Bursa´daki kazanın ardından Mayıs ayında yapılan rutin denetimden bahsediliyor.
Zonguldak´ın Bursa´daki patlamadan bir kez daha ders çıkarması gerekir.
Gerek işletmelerin, gerekse kurumların yardımlaşarak iş güvenliği konusunda daha sıkı önlemler alması gerekir.
Buradaki yardımlaşma, göz yumma, erteleme ve taviz olmamalı.
Rektör, Belediye Başkanı olmalı mı?
Yerel seçimler öncesi Zonguldak Karaelmas Üniversitesi Rektörü Bektaş Açıkgöz´ün Zonguldak Belediye Başkanlığı´na adaylığı gündeme gelmişti.
Bu beklentiyi öne atan isim ise DSP İl Başkanı Nurhan Başoğlu idi.
Açıkgöz´ün DSP´den aday olmayacağı, siyasete de pek sıcak bakmayacağı belliydi.
Ancak bu süreç çok tartışılmadan biz medya tarafından sümen altı edildi!
Beş yıl sonra yüzde 10 farkla yeniden CHP´den Belediye Başkanı seçilen İsmail Eşref ile Ak Parti döneminde yakaladığı şansı değerlendiremeyerek koltuğu Eşref´e kaptıran Secaattin Gonca´nın aday olmasına karşıydım.
İki partinin de yeni isimlerle seçime gitmesi gerektiğini savundum o günlerde.
Ve yalnız kaldım.
İsmail Bey´de bu fikrime esprilerle destek verdiğini söylemişti.
Zonguldak´ın şimdiden yeni dönem Belediye Başkan adaylarını tartışmaya başlaması gerekiyor.
Tartışılması gereken isimlerden biri istesin istemesin kesinlikle Rektör Bektaş Açıkgöz´dür.
Ya da bu ayarda isimlerdir.
Partisi hiç önemli değil.
Bıkmadan usanmadan çalışan, üretme çabası içinde olan insanlardır.
Zonguldak hala zaman kaybediyor, Zonguldak´ın yaşanabilir bir kent haline gelmesi için kimse pek adım atmıyor.
Konuşan çok, icraat pek yok!
Bu beklentiyi öne atan isim ise DSP İl Başkanı Nurhan Başoğlu idi.
Açıkgöz´ün DSP´den aday olmayacağı, siyasete de pek sıcak bakmayacağı belliydi.
Ancak bu süreç çok tartışılmadan biz medya tarafından sümen altı edildi!
Beş yıl sonra yüzde 10 farkla yeniden CHP´den Belediye Başkanı seçilen İsmail Eşref ile Ak Parti döneminde yakaladığı şansı değerlendiremeyerek koltuğu Eşref´e kaptıran Secaattin Gonca´nın aday olmasına karşıydım.
İki partinin de yeni isimlerle seçime gitmesi gerektiğini savundum o günlerde.
Ve yalnız kaldım.
İsmail Bey´de bu fikrime esprilerle destek verdiğini söylemişti.
Zonguldak´ın şimdiden yeni dönem Belediye Başkan adaylarını tartışmaya başlaması gerekiyor.
Tartışılması gereken isimlerden biri istesin istemesin kesinlikle Rektör Bektaş Açıkgöz´dür.
Ya da bu ayarda isimlerdir.
Partisi hiç önemli değil.
Bıkmadan usanmadan çalışan, üretme çabası içinde olan insanlardır.
Zonguldak hala zaman kaybediyor, Zonguldak´ın yaşanabilir bir kent haline gelmesi için kimse pek adım atmıyor.
Konuşan çok, icraat pek yok!