Çok daha heyecanlı, bel altı vurmalı şeyler okumak istiyor olabilirsiniz, ama siz yine de zaman ayırın.
Haftaya bir mektupla başlayalım.
Belki bir dala sigaranın zararından bahsederken koca koca santral bacalarını masumlaştırmaya çalışanların yanında herkes üzerine düşeni bir parça da alır.
Mektup, Kadir Orhan&[#]8217;dan&[#]8230;
Çatalağzı Çevre Koruma Derneği Başkanı Kadir Orhan&[#]8217;ın özeleştiri kokan bu mektubunda klasik bir çevrecinin söyleyebileceklerinin çok daha fazlası var.
Diyor ki:
&[#]8220;Dünyanın her yerinde olduğu gibi ülkemizde de çevre katliamı devam etmektedir.
Gözü doymaz para hırsı yüzünden dünyayı yok etmeyi bile göze alabilen, dünya nüfusuna oranlandığında, belki de milyonda bir oranında, kendilerini dünyada yaşayan son canlı türü sanan birkaç insan; dünyayı yok etmeye çalışıyor.
Bunun yanında mücadele eden, bu katliamın farkında olan insanlar, genel nüfusa oranlandığında çok az sayıda bile olsa katliam yapanların binlerce, hatta milyonlarca sayı olarak üstünde olduğu herkes tarafından bilinir.
Buna rağmen yapılan mücadelelerde çok da başarılı olunduğu söylenemez.
Başarılı olunmadığının en büyük kanıtı da katliamların devam etmesidir.
Her iki tarafı da inceleyecek olursak, bir tarafta önü alınamaz bir tüketim çılgınlığı çok tehlikeli bir hastalık olarak hem dünyada, hem de ülkemizde bütün benliğimizi sarmış.
Bu güç, onları her alanda olduğu gibi hem yürütmede, hem de yargıda öncelikli konuma getiriyor.
Onların siyasi, yargı ve yürütme güçleri var, çok doğrudur.
Bu güçlerini nereden alıyorlar?
Şüphesiz ki ekonomik güçlerinden alıyorlar.
Ekonomik güçlerini nerden alıyorlar?
Beklide anlatmak istediğimiz ve anlamak zorunda olduğumuz en önemli soru!..
Hepimizin bu soruya vereceği cevap kuşkusuz ekonomik güçlerini bizden alıyorlar.
Bütün güçlerinin başı olan ekonomik güçlerini bizden alıyorlar.
Aslında bir başka deyimle güç bizde&[#]8230;
Bunu bilir, bunu anlayabilirsek, bu merkezde bütün çalışmalarımızı yönlendirebilirsek gerçek gücümüze sahip olmuş oluruz.
Gücümüzü çektiğimiz zaman bir hiç olduklarını, yok olduklarını görecekler.
Bütün mesele asıl güç sahibini uyandırabilmek.
Tüketim çılgınlığından vazgeçebilmek bu alandaki başarının anahtarıdır.
Bölgemizde faaliyette olan ve yapılması planlanan termik santrallere karşı da çeşitli mücadele yöntemleri denendi.
Halen faaliyette olan termik santrallere, hem de yeni yapılmak istenen termik santrallere karşı mücadelemiz devam ediyor.
Bu güne kadar denediğimiz yöntemler tam anlamıyla başarıya ulaştı denilemez.
Kısmı olarak başarı görünen yerlerde de tehlike ortadan kalkmış sayılmaz.
Bu mücadeleye gönül vermiş olan sivil toplum kuruluşları, örgütlü veya bireysel mücadele eden tüm savunanların, düşünmemiz gereken; gücü yeniden elimize nasıl alırız?
Bu konuda çalışmalar yapmalıyız.
[*] [*] [*] [*]
&[#]8216;Tüketim çılgınlığından nasıl kurtuluruz?&[#]8217;
Bu temel ilke çerçevesinde hem yöremizde, hem de ülke genelinde yeni yöntemler geliştirmek, bu yönde plan ve projeler üretmek en etkili yöntem olacağı kanaatindeyim.
Evimizi bir ülkenin tamamı olarak düşünürsek, evimizde yapacağımız enerji tüketiminde yüzde 20 tasarruf, (az tüketmek) tüm ülke genelinde en az on bin megavat kurulu gücün üretimden çekilmesi veya on bin megavat gücünde termik santral kapanacak veya yeni yapılması planlanan termik santraller gündemden kalkacaktır.
Doğayı yok eden bütün faaliyetlerde aynı şekildedir.
Tüketim çılgınlığını bırakmadığımız sürece yaptığımız tüm eylemler ve çalışmalar samimiyetsiz olacak etkili olmayacaktır.
Geleceğimiz kendi ellerimizde&[#]8230;&[#]8221;
Bu kentte mevcut santrallerle birlikte kurulması düşünülen santraller var.
Amasra&[#]8217;ya izin çıktı.
78 kilometrede toplam sayı 14 gibi&[#]8230;
Bu gidişle bu rakamlar artacaktır.
Bu kentte yaşayanların en önemli meselesi olması gereken santraller konusunda tüm samimiyetsizlikler iç içe geçince ne yapsanız boş.
Kadir Orhan&[#]8217;ın dediği gibi bugün herkes kendisine bu soruyu sorsun.
&[#]8220;Acaba ben ne kadar samimiyim?&[#]8221;
Sallanınca anlarız!
Cumartesi sabah saatlerinde Kocaeli açıklarında meydana gelen 4.8 veya 5.3 şiddetinde deprem Zonguldak&[#]8217;ta da hissedildi.
Ve birden aklımıza depreme dair sorular geldi.
Allah beterinden saklasın, ama bir gün büyük depremin olacağı zaten bekleniyor.
2013&[#]8217;te paylaştığımız bir haberdeki detaylar geldi önümüze&[#]8230;
Karadeniz Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Bektaş&[#]8217;ın uyarılar var. BEÜ Mühendislik Fakültesi&[#]8217;nden Hakan Kutoğlu hocamız ve ekip arkadaşlarının çok önemli çalışmaları var.
Onları da ayrıca paylaşacağız.
Ama bugün Bektaş&[#]8217;ın uyarılarını paylaşalım önce&[#]8230;
Demiş ki Bektaş:
&[#]8220;Kandilli Rasathanesi&[#]8217;nin yıllık deprem kayıtları, Karadeniz&[#]8217;in 10 kilometre kadar açığından kıyıya paralel olarak uzanan ters bir fayın varlığını kanıtlamıştır.&[#]8221;
Devam ediyor:
&[#]8220;100 yıl içerisinde Karadeniz fayı üzerinde büyüklüğü 5 ve 5&[#]8217;ten büyük 4 deprem olduğunu belirten Bektaş, &[#]8216;Bunların en büyüğü 6.6 büyüklüğündeki 1968 yılında yaşanan Amasra-Bartın depremidir. Amasra-Bartın&[#]8217;da, karadan yaklaşık 10 kilometre açıkta, ters fay özelliğindeki Karadeniz fayı üzerinde oluşan deprem 29 kişinin ölümüne, 2 bin 100 binanın yıkılmasına, küçük çapta tsunami oluşumuna neden olmuştur.
Bu depremden daha büyük bir deprem olma olasılığı yüzde 10&[#]8217;dur. Sahillerdeki dolgu alanları da deprem için tehlike oluşturmaktadır.
Tüm Karadeniz 6.6 büyüklüğünde depreme hazır olmalıdır.&[#]8221;
O gün de sormuşuz&[#]8230;
Bugün de soruyoruz.
Zonguldak&[#]8217;ta kaç tane yerel yönetim, kaç tane kamu kurumu, STK ve biz de dahil olmak üzere kaç tane medya kurumu bu konuda üzerine düşeni yapıyor?
Türkiye ve İstanbul ölçeğinde zaten durum bir facia&[#]8230;
Peki, Zonguldak özelinde bu anlamda tedbirler alınamaz mı?
Zonguldaklılar halen, &[#]8220;İstanbul yıkılır Zonguldak&[#]8217;a bir şey olmaz&[#]8221; kafasında!
Sallanınca görürüz Anyayı-Konyayı!