Bu haftanın Cumartesi mektubu yine uzaklardan.
İzmir&[#]8217;den değerli dostumuz Funda Karakaş&[#]8217;tan.
Yaşananların özeti, dizelerin hasreti bir arada.
Giderek artan yıkımlara, ihanetlere inat, giderek yozlaşan ve çirkinleşen yüzlere inat.
Bin inatla yitip duran var olma nedenlerinin, en derin, en acı tecrübelerin deşifresi adeta.
İnatla böbürlenen, inatla zehirlenen insanlığın ihtiyaç duyduğu panzehir var kelimelerin aralarında.
Ama anlayana.. Ama anlamak isteyene.
&[#]8220;Bir pencerenin arkasında durup, olanca hızıyla akarken yaşam, durup bakıyoruz bu ülkenin o sürekli değişen alacalı görüntüsüne.
Bir yandan umut etmek isterken gelecek güzel günleri, bir yandan da hüznün bir yaşam algısı olduğu gerçekliğinin içerisinde debelenip duruyoruz.
Mevsimler geçiyor, günler değişiyor, aylar birbirini kovalıyor, zaman mekana sıkışmışlığına inat akıp gidiyor&[#]8230;
Bir pencerenin ardında seyrediyoruz ölümleri, yitirilişleri, acıları&[#]8230;
Bir annenin haykırışını, bir babanın içinde yükselttiği ancak haykıramadığı acı sesini, bir eşin &[#]8220;biz&[#]8221; olma duygusunu yitirişini&[#]8230;
Öylece bakıyoruz&[#]8230;
Sessizce&[#]8230;
Paylaşmadan&[#]8230;
İçselleştirmeden&[#]8230;
Gerçek olduğunu anlamadan&[#]8230;
Kendimize ait olmadığı için şükredip uzaklaştırarak&[#]8230;
Günlerdir bu ülkede insanlar ölüyor&[#]8230;
Öldürülüyor&[#]8230;
Yaşama hakları, özgürlükleri, umutları, beklentileri, gelecekleri yok olurken bir adları kalıyor geriye&[#]8230;
Önce haykırılan, sonra fısıldanan, sonra da unutulan adları&[#]8230;
Zaman ilk an gibi kalıyor yüzlerinde&[#]8230;
Doğdukları andaki gibi&[#]8230;
Öyle masum, öyle değerli ve öyle anlamlı&[#]8230;
Bu ülkede günlerdir ölüyor insanlar&[#]8230;
Gençler&[#]8230; Babalar&[#]8230;
Delikanlılar&[#]8230; Emekçiler&[#]8230;
Bir akşamüstüne düşüyor söze sığmayan ömürleri&[#]8230;
Bir resme bakar gibi akıp gidiyor görüntüleri, yüzleri ve dört mevsimin beşincisi oluyor yaşattıkları acı&[#]8230;
Memleket sevdasındaki yüreklerin acıyı kabullenişleri geceye döndürüyor yürekleri&[#]8230;
Ve tam da bu günlerde, gerçekliğin çarpıtılmış bir görüntüsünü sergileyen, kurgulanmış dünyasını anlatan, imrenilen bir yaşamı gerçekmiş duygusuyla yanlış bilinçlere hapseden bir dizi için milyonlar ekranlara kilitleniyor, aşkın kutsallığını ve duyguların inceliğini bile kör topal anlatan bir dizinin kahramanları için gözyaşı döküyor&[#]8230;
Onların sahteliğinde kendi yaşamlarının gerçekliğini ararken ışıltılı bir gecenin sahte yıldızları altında buluşuyor yürekleri&[#]8230;
Yeşeren tohumların büyümesini bekler gibi büyütürken anneler evlatlarını, ellerinden zorla koparılıp alınmasına bile en saygıdeğer biçimde suskunlukla cevap verirken, ülkenin gerçekliğinden uzak bir yaşam algısının varolduğu o malum dizi için söz üretiliyor, yorum yapılıyor ve tüm etik duygulardan uzak biçimde varolan kahramanları için değer biçiliyor&[#]8230;
Bu ülkenin insanları öldürülürken günlerdir&[#]8230;
Bir anne sabaha selam veriyor uyumamak için&[#]8230;
Bir baba, gecede ayak sesleri, acısının üstüne vurmak için&[#]8230;
Bir pencerenin arkasında durup bakıyoruz öylece&[#]8230;
İnadına anlamadan&[#]8230; İnadına bilmeden&[#]8230; İnadına görmeden&[#]8230;
Kurgulanmış hayatların sahte yüzlerinden başka neyiz ki hepimiz?&[#]8221;