&[#]8220;Siz, bize böyle yapmıştınız, şimdi biz de size böyle yapıyoruz.&[#]8221;
Zonguldak&[#]8217;taki durumun tam da özeti bu&[#]8230;
Ne demek istediğimiz çok net biçimde anlaşılıyor.
Bizi daha açık yazdırıp sıkıntıya sokmayın.
Ancak, bu &[#]8220;rövanşist zihniyet&[#]8221; yanlış.
Size öyle yapmışlarsa, siz öyle yapmayarak, ötekileştirmemeniz lazım.
Klozeti değiştirmekle değişim olur mu?
Değişim beyinde olur.
Bak ne oldu?
Şehir karpuz gibi ortadan ikiye ayrıldı.
Dilimin biri büyük, biri küçük tartışmasına girmeyelim.
Önemli olan, birlik ve beraberliğe en çok ihtiyaç duyduğumuz dönemde gereksizce ayrışmamızdır.
Sen öyle yapınca, adamlar da öyle yaptı.
İyi mi oldu?
Devlet ayrım yapmaz.
Devlet herkesi kucaklar.
Hoşgörülü olur.
Başbakanımıza, Cumhurbaşkanımıza bakıyoruz.
Bir de onların atadığı bürokratlara bakıyoruz.
Onlardaki hoşgörüyü, nezaketi, Zonguldak&[#]8217;ta atadıkları bazı bürokratlarda göremiyoruz.
Böyle olunca da üzülüyoruz.
Kıssadan Hisse: Eşeğin Gölgesi&[#]8230;
Atina´da önemli bir tartışma yapılırken kürsüye Demostenes çıkar, ancak dinleyiciler sürekli kendi aralarında konuşmakta, filozofu dinlememektedir. Demostenes, "Bir hikâye anlatıp ineceğim" der ve anlatmaya başlar:
"Uzun zaman önceydi, bir delikanlı Atina´dan Megara´ya gitmek için bir eşek kiralamıştı. Eşeğini kiraya veren adamın da Megara´da işi vardı, beraber yola düştüler. Konuşa konuşa giderlerken öğle sıcağı bastırdı, biraz dinlenmek ve öğle yemeği yemek için bir su başına çöktüler. Ama ortalıkta hiç gölgelik yoktu ve eşeğin sahibi yemeğini alıp eşeğinin gölgesine sığındı. Eşeği kiralayan genç buna içerledi, ´Sen çekil, gölgede ben oturacağım´ dedi. Beriki itiraz etti: ´Ben oturacağım, çünkü eşek benim.´ Delikanlı, &[#]8216;Ama ben eşeği kiraladım´ deyince, eşeğin sahibinden, ´Ben sana eşeği kiraladım, gölgesini değil´ cevabını aldı ve aralarında kavga çıktı."
Hikâyenin tam burasında Demostenes, kürsüden iner, yürümeye başlar. Dinleyiciler, "Sonunda ne oldu, sonunu anlat" diye bağrışmaya başlayınca, ünlü filozof kürsüye döner:
"Sizin için çok önemli bir konuda bir şeyler anlatmaya çalıştım, dinlemediniz. Şimdi ise eşeğin gölgesini merak ediyorsunuz. Ne fikrimi söyleyeceğim, ne de eşeğin gölgesine ne olduğunu..."
Kürsüden iner, yürür gider.
Günün Fıkrası: Papaz!
Temel, trafik polisi olmuş, gelene-geçene ceza yazıyordu. Kasaba halkı, Temel&[#]8217;den illallah etmişler ve şikâyette bulunmuşlardı. Bunun üzerine Temel´i, amiri, ıssız bir köy yolunda görevlendirmişti.
Ne gelen var, ne giden var, Temel sıkıntıdan akşamı zor etmişti. Tam görev yerini terk edecekken, bisikleti ile gelmekte olan bir papaz gördü, durdurup yanına yaklaştı, &[#]8220;Papaz efendi, bu karanlıkta tek başınıza gitmekten korkmuyor musunuz?&[#]8221; dedi.
&[#]8220;Niye korkayım evladım, ben yalnız değilim ki. Sağımda İsa, solumda Meryem Ana var, korkulur mu hiç?&[#]8221; deyince Temel, hemen ceza makbuzunu çıkardı ve:
&[#]8220;Papaz efendi, size üç kişi ile bisiklete binmekten ceza yazıyorum.&[#]8221;
Günün Sözü:
İyi mazeretler bulmayı başaranların, başka şeyler başarabildiği çok nadiren görülür.
Benjamin Franklin