Amasra&[#]8217;da kurulması planlanan termik santralle ilgili referandum yapılsın önerimiz beklediğimiz gibi temkinli karşılandı.


Yazımıza gelen elektronik postalarda genellikle &[#]8220;halk oylamasının doğru bir seçim olacağı ancak işsizlik gibi etkenler nedeniyle bunun sağlıklı bir sonuç vermeyeceği&[#]8221; görüşü savunuluyordu.


Bu görüşü gazetemize yaptığı açıklamada dillendiren Saadet Partisi İl Başkan Yardımcısı, partisinin basın sözcüsü ve aynı zamanda Çevre Meclisi üyesi Yaşar Sinoplu, Bartın&[#]8217;da işsizlik oranının yüksek olduğunu, bu yüzden halkın mantıklı karar veremeyeceğini söyledi.


Sinoplu, önerimizde yüzde 100 haklı olduğumuzu ama referandumun bu aşamada sakıncalı olacağını ifade etti.


Hükümetin ülkenin enerji açığı nedeniyle santrali desteklediğini düşünenler de vardı ve bunlar referandum kararı alınma ihtimalini bu yüzden yok denecek kadar az buluyordu.


İçlerinden ilginç bulduğum için seçtiğim şu mesajı gelin birlikte okuyalım:


&[#]8220;Sayın Üçler, güzel bir teklif. Lakin, İstanbul Boğazı gibi bir yerde, üçüncü köprünün yapılacağı yere, yarım saatlik bir helikopter gezisi ile karar verilen bir memlekette, senin teklifine gelecek cevap bellidir: "Olmaz, kararı biz veririz, milli iradeyi biz temsil ediyoruz, biz ne dersek o olur"


İktidar partisi bu konuda ne düşünüyor bilmiyoruz.


Her gün basına düzenli açıklama yapan Milletvekilimiz Yılmaz Tunç santral için referandum önerisine henüz bir şey demedi.


Halbuki referandum demokratik olmasının yanında en çok siyasilerin (iktidar partisi temsilcilerinin) işine yarayacak.


Yapılsın deseler çevreciler kızıyor, yapılmasın deseler şirket bozuluyor, daha da önemlisi enerji konusunda hükümet ve bakanlık politikalarıyla ters düşüyorlar.


Yapılacak referandumda kararı halk verecek ve siyasiler de böylece yükü üzerlerinden atmış olacak.


Referandum aynı şekilde siyasileri olduğu gibi basını da rahatlatacak.


Şirketin açıklamalarına yer verdiği için günah keçisi ilan edilen, yakılan, satılmış diye aşağılanan, itilip kakılan basın da biliyorsunuz iki arada bir derede kalmış durumda.


Dolayısıyla halk oylaması basını da kurtarmış olacak.


Referandum basının yanı sıra bürokratları da rahatlatacak.


Bürokratlar da santrale ne evet ne hayır diyebiliyorlar.


Görüş beyan etmek isteyen taraf olacağı için çekiniyor.


Bu arada her gün yazılı bir açıklama yaparak termik santrali metheden Hema&[#]8217;dan da önerimize henüz bir değerlendirme gelmedi.


Aynı şekilde Çevre Meclisi de bu konuda olur veya olmaz demedi.


Sinoplu&[#]8217;nun beyanından anlaşılacağı üzere çevrecilerin kaygıları var.


İşsizlik Bartın&[#]8217;ın yumuşak karnı.


Şirket de bunu biliyor ve 11 bin kişiyi işe alacağını söyleyerek önemli bir kesimi etkiliyor.


Ya vatandaş işsizlik yüzünden evet derse diye korkuluyor.


Sadece çevreciler değil anladığım kadarıyla şirket de korkuyor.


Hema&[#]8217;nın kaygısı da sanırım çevre ve sağlık ağır basacak düşüncesiyle &[#]8220;hayır&[#]8221; çıkma ihtimali yüzündendir.


Referandum en doğru seçim, yapılması gerekir ama herkesin kendine göre ayrı bir korkusu ve çekincesi olduğu için şu ana kadar ortaya çıkan tabloya göre cesaret edilemeyecek bir uygulama.


Bizimki biraz yeni gelinin hesabına döndü.


Referandum yapacağız ama yerimiz dar.


Yer bulduk, bu sefer de yenimiz dar.


Korkunun ecele faydası yok.


Bu işin başka türlü çıkar yolu da yok.


Falanca kaygı var, filanca endişe var diye halkın iradesine başvurmaz isek hem işin içinden çıkamayız hem de demokrasiyi inkar etmiş oluruz.


Bu tereddütler seçim dönemlerinde de geçerli.


İşsizlik, aşsızlık, yapılan yardımlar, verilen sözler o zaman da insanların tercihlerini az veya çok etkiliyor.


O zaman seçimde yapmayalım, milletvekili ve belediye başkanı da seçmeyelim, hükümet de kurmayalım.


Seçim yapmayalım, referandum yapmayalım.


Madem öyle demokrasiyi de kaldıralım.


Bu tür yaklaşımlarla sorunları çözemeyiz ki.


Demokrasilerde halka güvenmek ve beğensek de beğenmesek de verdiği kararlara saygı duymak mecburiyeti var.


Biz demokrasiyi böyle biliyoruz.


Siz nasıl biliyorsunuz?



Kültür ve turizm, nereden nereye&[#]8230;



Mesleğe 1989&[#]8217;da Bartın&[#]8217;ın ilçe olduğu dönemde başladığım için il oluşumuza da tanıklık eden sayılı gazetecilerden biriyim.


Bartın seçim döneminde vaatle, hazırlıksız bir şekilde, apar topar il olduğundan altyapıda ve üstyapıda çok büyük sıkıntılar yaşandı.


İlk zamanlarda çekilen en büyük sıkıntı fiziki yetersizlikti.


Resmi daireler kirada, daracık odalarda, araç gereç yokluğunda hizmet vermeye çalışıyor, personel güç koşullarda özveriyle görev yapıyordu.


Kültür ve Turizm Müdürümüz Mehmet Altaş&[#]8217;ın gazetemize verdiği röportajın en ilginç bölümünü o günler oluşturuyordu.


Müdürlüğün kuruluş yıllarında çektikleri sıkıntıları anlatan Altaş, Sanayi ve Ticaret, Turizm (turizm o zaman ayrı bir müdürlük) ve Kültür Müdürlüklerinin bir odada az sayıda masa, sandalye ve daktilo ile çalıştıklarını, erken gelenin malzemeyi kaptığını belirten sözleriyle bir döneme ışık tutuyor, Bartın&[#]8217;ın nereden nereye geldiğini gösteriyordu.


Tek odadan İnkumu durağının yanındaki kiralık binaya çıkarak müstakil bir yere taşınan müdürlük daha sonra bugünkü hizmet binasına kavuştu.


Kültür ve Turizm Müdürlüğünün Bartın&[#]8217;da bugün kendisine ait tarihi ahşap bir hizmet binası var.


Müdür Altaş&[#]8217;ın Bartın&[#]8217;da 17 yıllık görev süresinin bir değerlendirmesi şeklinde olan röportajı Cumartesi günkü sayımızda &[#]8220;Bartın&[#]8217;ın tanıtım elçisi olacağını&[#]8221; belirten bir başlıkla verdik.


Görev süresi içinde o fuar senin bu fuar benim gezen, festivallere ve önemli kültür, sanat ve turizm organizasyonlarına katılan Müdür Altaş, Bartın&[#]8217;ın tanıtımına katkılar yaptı.


17 yıl az zaman değil.


Mehmet Altaş, Sanayi ve Ticaret Müdürümüzle birlikte Bartın&[#]8217;ın il oluşundan bu yana görev yapan, görevde kalan iki müdürden biriydi.


Bundan böyle Tekirdağ&[#]8217;da görev yapacak.


Yaptığı açıklamaya göre Bartın&[#]8217;ı unutmayacak, yeni görev yerinde tanıtım elçisi gibi çalışacak.


Müdür Altaş Bartın&[#]8217;a kültür, sanat ve turizmde çok şeyler kazandırdı.


Yeni gelen Müdürümüz Derviş Özbay da Malatya gibi büyük bir vilayette 20 yıl görev yapmış bir bürokrat olarak eski görev yerine mutlaka çok şeyler kazandırmıştır.


Müdür Altaş bundan sonra Tekirdağ&[#]8217;a, Müdür Özbay da Bartın&[#]8217;a hizmet edecek, iki müdür de eski görev yerlerine kazandırdıklarını, hatta daha fazlasını yeni görev yerlerine kazandırmaya çalışacak.


Eski Müdürümüzü Tekirdağ&[#]8217;da neler bekliyor bilmiyoruz ama yeni Müdürümüzü Bartın&[#]8217;da bekleyen çok önemli bir görev var.


Biliyorsunuz termik santralle ilgili ÇED süreci işliyor.


Müdür Özbay da diğer kurumlarımızın müdürleri gibi görüş beyan edecek ve raporun altına imza atacak.


Amasra&[#]8217;nın turizm kenti olması kültür ve turizmin üzerine diğer müdürlüklere göre daha ağır bir sorumluluk yüklüyor.


Derviş Özbay Bartın&[#]8217;da çok kritik bir dönemde göreve geldi.


Başarılar diliyoruz.