Biliyorum kızacaklar.


Maden Mühendisleri Odası´ndan bahsediyorum.


Belki bu gönderme bazı şeyleri anlamalarına daha çok yardımcı olur.


Eleştirinin temelinde de bu var.


Oturup sadece kızmak yerine; "Biz nerede eksik yapıyoruz?" diyerek bir özeleştiri geliştirecekler.


"TTK´nın üst yönetimi, siyaset, Genel Maden İşçileri Sendikası varken biz ne yapabiliriz? Bize neden saldırıyorsun" diyecekler.


Öncelikle bunun bir saldırı olmadığını söyleyeyim.


Bu kentte sözü dinlenen ve güçlenerek yaşaması gereken Maden Mühendisleri Odası´nın bu ´hımbıl ve politik´ duruşuna bir itiraz olduğunu da belirtmeliyim.


TTK´nın geleceğinin tartışıldığı bir noktada TTK, Genel Maden İşçileri Sendikası, iktidar ve Maden Mühendisleri Odası´nın birlikte çözüm araması gerektiğini savunuyoruz.


Ancak her ne hikmetse olmuyor.


TTK yönetimi korkuyor, İktidar temsilcileri böyle bir işbirliğini zaten istemiyor, sendika idare ediyor, Maden Mühendisleri Odası da gelişmelerden bihaber yaşıyor.


Olaylara ve yaşananlara tek kutuplu tek merkezli bakma sevdaları nedeniyle sıkışmışlar oraya belirli eylem ve söylemler dışında yoklar.


Silik duruyorlar.


Sonra masada TTK´yı kurtarıyorlar.


Cumhuriyeti kurtarıyorlar.


Sonra başkalarını unutuyorlar.


Onların bu silik duruşu diğerlerinin işine geliyor.


TTK, iktidar, sendika ne kadar kaçarsa kaçsın Maden Mühendisleri Odası daha aktif ve sürece dahil olmak zoruna.


Yoksa Zonguldak için bu değerli kurum başka şekillerde anılmaya başlar.


Tavsiyem şu;


Farklı seslere de açık olun.


Enerjinizi siyasi bir insiyatif olmak için değil, TTK için harcayın.


Bizler de size destek olalım.


__




NEREDE SAĞDUYULU İNSANLAR?



Türkiye´de giderek kontrolden çıkan işler varken kalkıp Zonguldak´ın meselelerini yorumlamak ne kadar doğru?


Zonguldak´ın Türkiye´den bir farkı yok.


Terör, Kürt, din, cemaat, Atatürk politikalarının yarattığı gerilimden beslenenler için çok iştah kabartıcı dönem.


Hayatta bütün değerlerin ticarete ve siyasete alet edildiği bir dönemden geçiyoruz.


Kimse kimseyi dinleme zahmetine katlanmadan sadece konuşuyor.


Ülkenin her tarafından yükselen uğultuları DNA´sı bozuk demokrasi sosuyla tatlandırıp önümüze koyanları hep birlikte alkışlıyoruz.


Sonuçta herkes aynı nedenlerden dolayı alkışlayacak birilerini buluyor.


Gerilim.


Sinir harbi.


Ayrılık türküleri.


Başkaldırı.


Orantısız güç kullanımı.


Ayrımcılık.


Sürgünler.


Kadrolaşma.


Bütün kutsal değerleri ticarileştirme.


Birbirini ötekileştirme.


Mikro milliyetçilik.


Bugünlerde bizde ne ararsan var.


Her türlü siyasi pisliğe bulaşarak demokrasiye sığınanların ülkesinde aynı haltı yiyip, ülkenin her değeri üzerinden çatışmaya özenen ne çok insan var.


Onlar her yerde.


Adalet, hürriyet aradığını söyleyerek kendinden başka olan herkesi ötekileştirme çabasında olanların memleketinde kurallar ne kadar sağlıklı uygulanabilir.


Ortada olmayanlar ise sağduyulu kesim.


Onlar eskiden böyle kritik dönemlerde çıkar ve konuşurlardı.


Sahi onlar neredeler.


Zonguldak´a bakalım.


Dedik ya Türkiye´den farkımız yok.


Niyetler bozuk.


Niyetler kötü olunca ne yapsanız boş.


Ülkeyi, Zonguldak´ı ekonomik anlamda büyütebiliriz.


İnsanlığı küçülterek nereye kadar gidebiliriz?


Yasaları, yönetmelikleri, kuralları linç sevdamızın bir dayanağı olarak kullanırsak bu ülkede, bu kentte yaşamaktan ne kadar mutlu olabiliriz?


Hem huzur isteyeceğiz hem sürekli olarak kin ve nefret eken toplum olacağız.


Kim, kim ve nefret ekerek bir toplumda huzur yaratmış ve o toplumu ilerletmiş bu zamana kadar.


Hangi Başbakan?


Hani siyasetçi?


Hangi etnik grup?


Hangi Belediye Başkanı?


Bu kadar uzağa gitmeyelim.


Oturup kendimize bakalım.


Zonguldak´taki yönetici pozisyonunda olanlara bakalım.


Yetki ve sorumluluk sahibi olanlara bakın.


Toplum önderlerine bakın.


Hizmet ve adalet sağlaması gerekenlere bakalım.


Halk adına siyaset yaptığını söyleyenlerin birçoğu kendinden olmayanı ezme sevdası içinde.


Kamuda, yerel yönetimlerde, siyasette; enerjisini işe, üretime harcamak yerine çatışmaya harcayan ne çok insan var.


Sonuç ortada.


Cücük kadar sorunlarını bile çözemeyen, insan olmanın değerini giderek yitiren, kin ve nefretle büyüyen bir Zonguldak´la karşı karşıyayız.


Sağduyulu insanlar nerede diye soruyoruz.


Onlar da bıkmışlar artık.


Bu durumda hep birlikte birbirimize aynı yalanları söylemeye devam edeceğiz.


Yazık.


Çok yazık.