Kaçıp gitmek gerekiyor bazen.
Dağlara bayırlara.
Uzak ellere.
Uzak memleketlere.
Kimsenin bilmediği, bulamayacağı yerlere.
Başka kıyılara.
Daha önce küsüp gidenler gibi belki.
Bazen bu kadar mı dar gelir bu şehir.
Git gide daralan caddelerden nasıl koşabilir insan.
Bu kadar bunaltıcı, bu kadar çekilmez, bu kadar ukala.
Nesine sevdalandık ki bu şehrin?
Bunca sorun bunca mesele çözülemez ki bir çırpıda.
Hem çözülse ne olacak şurada ne kaldı geriye ömürden.
Hem kimin umuruna.
Kimin için yaşıyoruz ki?
İnatla kalıyoruz baş başa.
O inat ki gün gelir tükenir mi?
Bırakır mı adamı yarı yolda.
İşte en kötüsü de o.
Son nefesine kadar kavga vermeli insan.
Ama kavga bir işe yarayacaksa.
Bu yüzden ölmeli gerekirse.
Ama boş işler bunlar!
Para peşinde koşmak lazım.
Dini imanı para olmalı insanın.
Böyle işlere kafa yoranları dinden çıkarmalı!
Yaşamak için görmeyeceksin.
Gördüğünü inkar edeceksin.
Takmayacaksın.
İşini bileceksin.
Yıllardır işini bilenler gibi yapacaksın.
Bu kentte mutlu olmanın yolu kör olmaktan geçiyor.
Yine de çelişkiler içinde dönüp bir acabaya sığınıyor insan.
Zonguldak´tan bahsediyorum.
Gitgide sevimsizleşen ikilemlerinden bahsediyorum.
Değişmemek için direnen, gelişmemek için çabalamayan insanlardan bahsediyorum.
Kenti daha da yaşanılmaz hale getiren yüzsüzlerden bahsediyorum.
İki yüzlü saltanatlardan bahsediyorum.
Seçilmişlere atanmışlara itaat eden ve eğilerek geçinenlerden bahsediyorum.
Kelimelerin günahına girip insanları kandıranlardan bahsediyorum.
Onlara inananlardan ve görmezlikten gelmenin üstün bir yetenek olduğuna inananlardan bahsediyorum.
Çalanlardan, çırpanlardan bahsediyorum.
Çaldıkça itibar kazananlardan ve itibar gösterenlerden bahsediyorum.
Günahlarından para kazananlardan bahsediyorum.
Her işte bir adamını arayanlardan ve bulmakta hiç zorlanmayanlardan bahsediyorum.
Adalet içinde kendi adaletini kendisi tayin edenlerden bahsediyorum.
Buna müsaade edenlerden bahsediyorum.
Kirli bir kent burası.
Özü sözü bir olmayan bir kent.
Çıkar hesabı olmayanların yok sayıldığı ve itaat etmesini bilmeyenlerin görmezden gelindiği bir kent.
Gündüzleri çirkinleşen, geceleri güzelleşen bir kent burası.
Herkesin yaşayabileceği bir kent değil.
Zor bir kent Zonguldak
Diyeceksiniz ki onlar her daim vardı.
Gidenler bunlara hep tanıktı.
Bırakıp ta gidemeyenlere sorarlar bir gün.
´Neydi seni bu kente bağlayan´ diye.
Bu kent hep böyleydi aslında.
Belki ben yeni tanıyorum.
Kan
Önce öksürüverdim
Öksürüverdim hafiften,
Derken ağzımdan kan geldi
Bir ikindi üstü durup dururken
Meseleyi o saat anladım
Anladım ama, iş işten geçmiş ola
Şöyle bir etrafıma baktım,
Baktım ki yaşamak güzeldi hâlâ
Mesela gökyüzü
Maviydi alabildiğine
İnsanlar dalıp gitmişti
Kendi âlemine
Muzaffer Tayyip Uslu