Genel konulara girmeyi sevmem.


Ama son günlerin gündemi "Kürt açılımı"


Sokakta karşılaştığımız herkes Kürt Açılımından söz ediyor.


Toplum yine bölündü.


Özellikle Ak Parti´ye oy verenler Güneydoğu´da yaşanan terörün bitmesi ve bölgeye huzur gelmesi için ne gerekiyorsa yapılması gerektiğini vurguluyorlar.


CHP önce dağdakilerin inmesi gerektiğini söylüyor. Pazarlığa ön şartla giriyor.


Sanki 25 yıldır süren mücadelede dağdakine diş geçirilebilmiş gibi.


MHP çatışmaların sürmesi anlamına gelen uzlaşmaz tavrını yineliyor.


"Aydın" dediğimiz kesim ise CHP´nin tavrı karşısında şaşkına dönüyor.


Bu gurup çatışmaların mutlaka bitirilmesini, tarafların uzlaşabilmesi için gerekli girişimlerin mutlaka yapılmasını istiyorlar.


"Hayır önce dağdaki silah bıraksın" diye direten kesim çatışmaların bir 25 yıl daha sürmesini istiyor. 25 yıldır bölgede çatışma var. Binlerce asker, korucu, polis, istihbarat elemanı şehit oldu o bölgede. Milyarlarca dolar masraf yaptık, tonlarca bomba attık bitiremedik bu terör belasını. Eşkıya gelip basıyor karakolunu, alıyor askerini, geçiyor karşıya. Sen dağları, ovaları bombalıyorsun Terörü önlemek için yaptığımız askeri harcamayı bölgeye yatırım olarak göndersek, kimsenin dağa çıkacağını sanmıyorum. Ben Devrek´teki köyüme gidiyorum, akşama dönüyorum.


Kandırılıp dağa çıkan gencecik insanlar terörist olmak için can atmıyorlar herhalde.


Bir dönem bizi ´irtica´ ile tehdit edenler, şimdi ´ülke bölünür´le tehdit ediyorlar.


Ben Kürt vatandaşlarımızın da bölünmeden yana olduklarını sanmıyorum.


Amerika´da 72 millet, onlarca vilayet var.


Kimse ayrılmak istiyor mu?


Herkese eşit muamele, adil yargılama ve özgürlük verdiğinde kimse yaşadığı topraklardan ayrılmak istemez.


Bu konuyu iç politika malzemesi yaparak prim yapmaya çalışanların ülkeden çok kendi geleceklerini düşündükleri konusunda kararlıyım.


Ben ülkemde barış ve huzur istiyorum.


Ülkemin fotoğraflarına bakarken bile hayran kaldığım güzelliklerini görmek istiyorum.


Beynimin bir kenarından ´terör´ü silmek istiyorum.


İnsanların o coğrafyada ölmesini değil, yaşamasını istiyorum.



Öfke Yönetimi için neler yapmalıyız?


Diyelim ki önemli bir iş görüşmesi, toplantı ve ya özel bir konuşma yapacaksınız; fakat herhangi bir sebepten, istemdışı olarak gerginliğinizi arttıran ve ya öfkelenmenize yol açan bir durumla karşılaştınız ve acilen kontrolü tekrar ele alıp sakinleşmeniz gerekiyor. Çok basit bir çalışmayla öfkenizin ya da gerginliğinizin üstesinden gelebilirsiniz.


Mümkünse hemen sakin bir odaya, değilse lavaboya geçin. Yolda iseniz arabanızı kenara çekip şu çalışmayı yapın:


1-Önce nefesinizi derince alın ve bir iki saniye tutun.


2-Şimdi ağzınızdan üç kere de kesik kesik ama orta şiddette kısa nefesler verin (her kesik nefesten sonra ağzınızdan hafifçe nefes alın, nefesi verirken -huhlama sesi kuvvetlice duyulmalıdır)


3-Son olarak da ağzınızdan uzun, ciğerlerinizi boşaltırcasına bir nefes daha verin.


4-Şimdi beklemeden burnunuzdan derin bir nefes daha alın ve yine beklemeden seriye devam edin.


5-Her üç kısa bir uzun nefes verme işlemini bir tur kabul ederek hareketi yedi kere tekrarlayıp 2-3 normal nefeslik bir ara verin.


6- Toplam da yedişerli üç tur yapın. Genelde her turu tamamladığında hafif bir baş dönmesi hissedilir oturma isteği oluşur. O kadar hızlı sakinleşir ve gevşersiniz ki, şaşkınlık hissedebilirsiniz. Baş dönmesi ve oturma isteği oluşmuyorsa ya derin nefesler almıyorsunuzdur, ya da çok yavaş ve şiddeti düşük nefesler veriyorsunuzdur. Bu durumda çalışma amacına ulaşmaz. (Bu yazı internet sitelerinden alıntıdır)