Televizyon kanalları sağlık programlarından geçilmiyor.

Her kanalda bir doktor var.

Programı sunan doktorun doktor konukları da oluyor.

Bu programlarda tıpta adı geçen hastalıkların önemlileri (yani en tehlikelileri) başta olmak üzere birçok hastalıkla ilgili merak edilen konulara açıklık getiriliyor, stüdyoda ve ekran başında bulunan insanlara hayati bilgiler veriliyor, uyarılarda bulunuluyor.

Her kanalda bir sağlık programının olması arz talepten kaynaklanıyor.

Talep var ki, yani izleniyor ki bu programlar artarak devam ediyor.

Bu programların ilgi görmesinin en önemi sebebi bana göre hastalıkların ve hasta insan sayısının artmasıdır.

Hastanelerdeki yoğunluk da bu artışın çarpıcı bir göstergesidir.

Keza ilaç satışlarındaki artış ve gelir vergisi rekortmenleri arasında ön sıralarda çok sayıda eczanın bulunması da ayrı bir gösterge.

İlaç satışlarında patlama var.

Belki de dünyanın en çok ilaç satılan ülkelerinden biriyiz.

Bunun nedeni hasta ve hastalık sayısındaki artıştır.

İnsanlar neden hasta oluyor?

El cevap:

Sebze ve meyvelerin son yıllarda daha çok hormonlu ve kimyasal maddeler kullanılarak yetiştiriliyor olmasının bunda rolü büyük.

Hızlı büyüsün, çabuk yetişsin, çok ürün versin diye ne yazık ki böyle yapılıyor.

İşin içine hormon ve kimyasal madde girince sebze ve meyvelerin vitamini azalıyor, hatta kayboluyor.

Böyle olunca onların insana vereceği güç, kuvvet, enerjiden hayır çıkmıyor.

İnsanlar bunun farkına vardılar ama bu arada vücutlarda epey tahribat oluştu.

Bağışıklık sistemi zayıfladı.

Hastalıklar çoğaldı.

Birçok kişinin doktordan, hastaneden işte bu yüzden başı kalkmıyor.

İşte o nedenle son yıllarda organik (doğal yöntemlerle yetiştirilmiş) ürünlere büyük rağbet var.

Biz de lafı buraya getirmek istiyoruz.

Geçtiğimiz gün Organik Ahududu ve Böğürtlen Çalıştay&[#]8217;ı yapıldı.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından düzenlenen ve uzmanların katılımıyla yapılan Çalıştay Bartın&[#]8217;da bu alanda yapılan çalışmalarla organik tarıma ışık tutan bir etkinlik oldu.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Yusuf Alagöz, organik tarımın kapısını araladıklarını belirterek, işadamlarını bu alanda yatırım yapmaya çağırdı.

Vali İsa Küçük de yaptığı konuşmada organik tarımın önemine dikkat çekti.

Organik gıda diğer adıyla ekolojik gıda konusunda bakın Vali bey ne demiş:

&[#]8220;Organik tarım konusu son 40-50 yılın konusu aslında.

Aslında millet olarak Türkiye´de Anadolu´da 30-40 yıl önce yaptığımız tarım bu.

Ama sonradan daha çok kâr edelim, daha çok üretelim, daha çok kazanalım derken bunun içinde işte kimyasal ilaçlar gübreler kullana kullana başta toprağımız kirlendi.

Doktorlar bunlar insana zararlı dediler.

Ne yapalım. İşte hepinizin bildiği gibi köylerimizde, şehirlerimizde eskiden böyle hastalıklar mı vardı demeye başladık.

Eskiden ne mi üretiyorduk.

Derbent Köyünde kokulu domatesimiz vardı.

Bartın Elması vardı. Azığımıza katık ettiğimiz erik kuruları vardı.

Bartın Çayı´nda yakaladığımız balıklar vardı. Yiyebiliyorduk her şeyi korkusuzca. Şimdi bunları yıkamadan korkmadan yiyebiliyor muyuz. Maalesef.

Bartın&[#]8217;da Aşağı Çerçi´de olduğu gibi ekolojik köyler oluşabilir. Organik tarım köyleri oluşabilir&[#]8221;

Vali sözlerinin üzerinde önemle durulması ve çağrısının desteklenmesi gerekir.

Bartın&[#]8217;da ekolojik köyler oluşturmalıyız.

İlimizin toprağı buna müsait.

Bu iş büyük emek zahmet istiyor.

Tabi masrafı da çok.

Özellikle işadamlarının bu alanda yatırım yapmalarında fayda var.

Mesela bu iş adamlarına elma bahçesi kuran Yusuf Aldatmaz güzel bir örnektir.

Batı Karadeniz&[#]8217;in organik ürün ambarı olabiliriz.

Bu işte ayrıca para da var.

İnsanlar sağlığını artık daha çok düşünmeye başladı.

Bakın sigarayı bırakanların sayısında bile kayda değer bir artış var.

İnsanlar yemesine içmesine daha çok dikkat ettikçe bu tür ürünlere rağbet daha da artacak.

Çiftçilerimize ve tarım ve hayvancılık alanında yatırımı bulunan iş adamlarımıza duyurulur.

Tam bu noktada önemli bir konuya dikkatinizi çekmek isterim.

Biliyorsunuz Makine Mühendisi Faruk Papila&[#]8217;nın Biyogaz projesi var.

Papila&[#]8217;nın maddi manevi büyük zahmet ve emeklerle başarıyla uygulayıp hayata geçirdiği bu çalışma hem ekonomik hem de yenilenebilir olduğu için çevreci de bir enerji kaynağı.

Bu proje ile hayvan dışkısından tüp gaz yakıtı ve elektrik enerjisi elde ediliyor.

Üretim sırasında atık (atığın atığı) haline gelen hayvan dışkısı da tarım için çok değerli bir gübreye dönüşüyor.

Bu gübre organik tarımın ilacı gibi bir şey.

Dolayısıyla Biyogaz&[#]8217;a destek vermek demek organik tarımı desteklemek ve geliştirmek demek olacağı için birçok yönden çok yararlı bir iş yapılmış olacaktır.

Yazımızı şu sloganla bitirelim:

Biyogaz-organik tarım el ele, Bartın ileriye.

Ankara&[#]8217;dan üst düzeyde kabul görüyoruz

Üniversitemizin bütçesi ile ilgili yaşanan tartışmalar Bartın&[#]8217;ın Ankara&[#]8217;dan, yani AK Parti iktidarından gerekli destekleri, hak ettiği payları alıp al(a)madığı konusunda kafalarda soru işaretleri yaratacak türdendi.

Yapılan bir haber üzerine çıkan tartışmalar üzerine Milletvekilimiz Yılmaz Tunç ve Rektörümüz Ramazan Kaplan gerekli açıklamaları yaparak konuya açıklık getirdi.

Bu açıklamalardan çıkan sonuç; &[#]8216;Bartın Üniversitesi yeni kurulan üniversitelerle kıyaslanmalı. Bu açıdan bakınca Bartın&[#]8217;a ayrılan bütçe yeterli. Bartın hak ettiği payı alıyor&[#]8221; şeklindeydi.

Haliyle bu konu Sayın Valimiz İsa Küçük&[#]8217;ü de ilgilendiriyor.

Vali Bey bu konuda ne düşünüyordu acaba?

Üniversitemize ayrılan bütçe yeterli miydi, değil miydi, Bartın Ankara&[#]8217;dan hak ettiğini alıyor muydu, almıyor muydu?

Kendisiyle sohbet ettik.

Ben sordum, Sayın Valimiz söyledi.

Dedi ki: &[#]8220;Projelerimiz Ankara&[#]8217;dan (hükümetten ve ilgili kurumlardan) üst düzeyde kabul görüyor.

Sadece Üniversitemizin bütçesi konusunda değil bütün projelerimize gerekli desteği buluyoruz.

Bakanlıklar nezdinde tekliflerimiz kabul ediliyor.

Milletvekilimiz Yılmaz Tunç da bu konuda elinden geleni yapıyor.

Yatırımları elbirliğiyle uyguluyoruz.

Bartın&[#]8217;a ayrılan ödenekler arasında son yıllarda eğitim daha çok öne çıkıyor.

En büyük yatırım ve paylar eğitime ayrılıyor.

Eğitim sektörünün de lokomotifi üniversitemizdir.

Bütçe konusundaki tartışmaları gereksiz görüyorum.

İşlerimiz iyi gidiyor.

Özellikle yeni kampüs alanı için kamulaştırma ve imar planı gibi konularda kısa süre içinde yapılmaz denilen işleri yaptık.

Ayrıca inşaatlar da başladı.

Üniversitemize önümüzdeki yıl için ayrılan bütçe ile çok önemli mesafeler alacağız&[#]8221;

Vali Bey ile yaptığımız sohbetten &[#]8216;40 milyonluk bütçe yeterli&[#]8217; sonucu çıkıyor.

Sayın Rektörümüz de bunu söylemişti.

Yaptığımız görüşmede &[#]8216;Bütçemiz yeterli. Yapacağımız işler ve önümüzdeki süre belli. Bize 500 milyon lira verseler, bu parayı harcayamayız&[#]8217; demişti.

Aslında tartışacak bir şey yok.

Alan razı, veren razı.

Bu konuyu daha fazla siyasete alet etmemek lazım.