Ah onlar var ya onlar.
Fikirleri zıpır zıpır, yürekleri kıpır kıpır eden onlar.
Göz yaşlarını tuvale döken, duygularını toprağa götüren koca yürekli adamlar.
Yalnızlıklar içinde üreten, üreteni seven, araştıran, soruşturan, tükürükten heykeller yapan onlar.
Onlar memleketin özü.
Onlar memleketin sözü.
Yüreklerinin nasırlı köprülerinden geçip şiirler getiren, hikayeler getiren onlar.
Acıyı, sevinci anlatan onlar.
Tarihe dokunuşlarında kente şehvet katan ellerin sahipleri onlar.
Asaletlerine laf getirmemek adına son nefeslerini feda eden, etmeye hazırlanan onlar.
Onlar rantsal kurnazlıklar ülkesinde tilkileri sevmeyen suskun insanlar.
Onlar bizim değerlerimiz.
Onlar bizim sanatçılarımız.
Yani ´para etmeyen´lerimiz.
Onlar Zonguldaklı sanatçı dostlarımız.
Sahipsizler.
Pek bir beklentileri de yok keza.
Bizlerde zaman oluyor yalnızlaştırıyoruz kendilerini.
Sayıları çok az.
İstedikleri paylaşmak.
Birlikte paylaşmak.
Üretilenleri paylaşmak.
Farklı düşünceleri, şiirleri, kitapları, araştırmaları paylaşmak.
Zonguldak´ın bir daha böyle değerleri olmayacak.
Erol Çatma´ları, Kadir Tuncer´leri, Mete Arif Tokmak´ları, Ayhan Kiraz´ları, Ayla Çetinkaya´ları, Hamit Kalyoncu´ları, Şafak Tortu´ları, Kürşat Coşkun´ları, Hasan Ataman´ları, Sina Çiladır´ı ve daha pek çok değerlerinin yaşadığı bir kent bir daha olmayacak.
Zonguldak´ın kültür mimarları onlar.
Yıllardır onları tek çatı altında toplayamayan bir kentte yaşıyoruz.
Ne olurdu yani.
Memlekette TTK´nın bu kadar çok binası talan edilirken, peşkeş çekilirken onlara da bir bina ve birer oda verilseydi.
Sergileme ve paylaşma alanları, salonları yaratılsaydı.
Ne valiler geçti. Ne Belediye Başkanları.
Ne TTK Genel Müdürleri.
Ne araştırmacı gazeteciler.
Sanatçılarımız bu kadar üvey evlat muamelesi görürken sahi onlar neredeydi.
Hadi onlar yolcu, bu kent hancı.
Allah aşkına yahu!
Tövbe edin.
Bu nasıl hancılık.
Zonguldak Belediye Başkanı Sayın İsmail Eşref bu sene festival yapamıyor.
Para yok.,
Anlarım.
Ama kafa var!
Kent kültürlerinin korunması, yaşatılması, paylaşılması konusunda çok duyarlı bir valiye sahibiz.
Sayın Erdal Ata.
O zaman ne duruyoruz?
Söyleyelim.
Anlatalım.
Dillendirelim.
Festivali böyle yapalım.
Tekel binası yıkılmayacaksa orası.
Olmuyorsa Liman arkasındaki Fen Tetkik binası. Önü meydan.
Ya da başka yerler.
Bu sanatçıları ve daha fazlasını neden bir merkezde toplamayalım.
Neden bu ihmal!
Eyyyy..!
Yıllardan beri tarihi dokular yıkılırken, sahillere peşpeşe kamu binaları yapılırken sesini çıkarmayan ve sahile ikinci bir adliye binası yapılmasını kulak arkası eden zihniyet.
Utan ve kendinle yüzleş!