Zonguldak’ta,

31 Mart seçimlerinde sonra gerçekleştirilen icraatlar,

Yani gerçekleştirilemeyen diyelim.

Herkesin aynı şeyleri düşünmesine sebep oldu.

‘Ömer Selim Alan bir dönem daha lazım’ mottosundan,

‘Ömer Selim Alan bir dönem daha lazımmış’ dövünmelerine dönüştü.

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem,

Bu kadara ağlayacağına,

Bir şeyler becermeye çalışsa,

İnsanlar verdiği oylar sebebiyle rahat olacaktı.

Ancak herkesin vicdanı rahatsız.

Kimse rahat değil.

Bir dönem daha,

Ömer Selim Alan seçilseydi.

Akabinde CHP’den bir başkan gelseydi,

Bambaşka şeyler konuşuyor olacaktık.

Çıkın Gazipaşa’ya,

Herkes bunu konuşuyor.

Tahsin Erdem’e yalakalık yapmak ve korkaklar dışında,

Herkes bunu dile getiriyor.

Zonguldak’ı,

İzmir’in kaderine bırakıyorlar.

İzmir’e gidin!

Körfez’in bok kokusundan,

Herkes şikayetçi.

Ancak yine CHP kazanıyor.

Her gelen başkan ise,

Körfez’in sorununu çözmek için çaba göstermiyor.

Bu işi çözse,

Efsane olacak zaten.

Zonguldak’ta da aynı kafa var.

Kente ne olmuş mesele değil.

Şaha kalkacak bir Zonguldak’tan,

Geri vites sinyalleri yanan bir Zonguldak’a.

Ancak bu sadece Tahsin erdem ile alakalı değil.

Turizminden tutun,

Bir çok bürokrat da vebal taşıyor.

Tahsin Erdem Trabzon’a gömülmek istiyor mu?

Bilmem.

Eğer öyleyse,

Bu kentte hiçbir şey değişmez!

* * * * * * * *

Azizi Yıldırım’ın,

Ali Koç’a ‘Hallacı Mansur’un’ hatırlatması,

Okumalarımı canlandırdı.

Osmanlı döneminde yaşayan Hallacı Mansur,

Ene’l Hakk (Ben Hakk'ım", "Hak'tan gayrı değilim.") demiştir.

Haliyle,

İdam edilmiştir.

Tasavvuf okumaları yapanlar bilir.

Bu sözleri olduğu gibi yorumlamak olmaz.

İnsanın ruhu,

Allah tarafından üflenmiştir.

Bir balonu şişirdiğimizde onun içinde bir parçamız yok mudur? (Şahsi yorumumdur)

Şeklen baktığımızda,

Hallacı Mansur’un sözleri,

Tehlikeli görünüyor.

Ama anlaşılan o ki,

Manaya kimse bakmamış.

İş bu ya!

Beni bilirsiniz.

Yazınsal hayatımı toplayın.

Okuyun.

‘Ene’l Zonguldak’ ortalaması çıkar.

‘Ben Zonguldak’ım’.

‘Biz Zonguldak’ız’.

Biz bu kentin sevdalısıyız.

Bu kentte doğduk.

Bu kentte öleceğiz.

Mesela benim dedelerim, büyüklerim başka kentlere gömülmediler.

Mesela biz başka kentlere ev yaptırıp emeklilik hayalleri kurmayız.

Bizim tüm hayallerimiz,

Ve sonumuz bu kenttir.

Biz Enel’l Zonguldak deyince,

Şovenist ilan ediliyoruz.

Ve Hallacı Mansur gibi idam ediliyoruz.

Derimiz yüzülüyor.

Çünkü bu kentin çocukları,

Hep ezilmiş.

Bizim gibi aykırı konuşamamışlar.

Konuşamamışlar.

Konuşturulmamışlar.

Susturulmuşlar…

Kıvırcık demişler,

Aşağılamışlar.

Bizim ruhumuza Zonguldak üflenmiştir.

Derimizi yüzmeye çalıştığınızı biliyoruz.

Öyleyse inadına,

Ene’l Zonguldak!