Önceki yazımda yakınları sigara yüzünden akciğer kanserine yakalanıp hayatını kaybedenlerin sigara içmesine bir anlam veremediğimi söylemiştim.

Anasını babasını bu yüzden kaybettiği halde sigara içenler var.

Bir de Sağlık Bakanlığı&[#]8217;nın televizyon kanallarından yaptığı uyarıcı yayınlarda sigaradan perişan olan insan görüntüleri ve sigaradan çıkan bardak dolusu katranın tiksindirici görüntüsüne rağmen sigara içmeye devam edenleri anlayamıyorum demiştim.

Biliyorsunuz dün Dünya Sigarayı Bırakma Günü idi.

Bu günkü yazımda bu konuyu biraz daha açacağım.

Anlayamadıklarım arasında doktorlar da var.

Başta doktorlar olmak üzere görevi sağlık dağıtmak, insanların sağlığını korumak olan sağlık çalışanlarını da anlayamıyorum.

Hem sigara sağlığa zararlı, içmeyin, içiyorsanız derhal bırakın diyeceksiniz hem de kendiniz içeceksiniz.

Ne kadar inandırıcı olursunuz.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu demezler mi adama?

Doktorlar özellikle sağlık konusunda topluma örnek olmalı.

Sigara içerek kötü örnek oluyorlar ve meslekleri ile çok tezat bir görüntü sergiliyorlar.

Doktor bana sigara içme, sağlığa zararlı diyor, kendisi içiyor.

Buyur buradan yak.

İş mi şimdi bu.

Gazeteciler de öyle.

Biz de örnek olmalıyız.

Sigaranın zararları, yol açtığı hastalıklar, sakatlıklar ve ölümlerle ilgili haber yapan, sigaradan bacakları kesilen kişilerin durumunu gazete sayfalarına taşıyan gazetecilerin gazete sahiplerinin sigara içmesi doğru olur mu?

Tabii ki olmaz.

Bir yandan sigaranın yarattığı tahribatları, yol açtığı ekonomik kayıpları anlatacaksınız, toplumu uyaracaksınız.

Diğer yandan sigara içeceksiniz.

Böyle gazeteciler de topluma kötü örnek oluyorlar.

Bu gazeteciler ve gazeteler yaptıkları haberlerle ters düşüyorlar.

İşte size çelişki.

Bir de sanatçılar var.

Biliyorsunuz onlar hep göz önünde.

Medya sayesinde özel yaşamlarını bile yakından biliyoruz.

Gençler onları örnek alıyor, onları taklit ediyor, özeniyor, onlar gibi yaşamak istiyor.

O nedenle sanatçıların da sigara gibi kötü bir alışkanlıktan uzak durmaları gerekiyor.

Sigara içen sanatçılar topluma kötü örnek oluyor.

Sanatçılar gibi göz önünde olan siyasetçilerin de sigara içmemesi gerekir diye düşünüyorum.

Son olarak tüm uyarılara rağmen halen daha sigara içmeye devam edenlere hastanelerin göğüs hastalıkları bölümlerini ziyaret etmelerini öneririm.

Gitsinler oradaki hastaların halini görsünler.

Sigaranın marifetlerini, insan bünyesinde yaptığı yıkımı görsünler.

Nefes almakta güçlük çeken, öksürükten boğulan hastalarla konuşsunlar.

İbret alsınlar.

İl Sağlık Müdürümüz Sayın Dursun Koç, 9 Şubat vesilesi ile tiryakilere sigarayı bırakın çağrısı yaptı.

Bu çağrısını bilimsel verilerle, araştırmalardan elde edilen rakamlarla, sağlık kuruluşlarından ve yaşamdan yansıyan acı tablolarla destekledi.

Sayın Emniyet Müdürümüz Mehmet Altınok da sigarayı bırakma günü mesajında, bunun özenilecek bir davranış olmadığını söyledi.

Eskiden özeniliyordu.

Özellikle çocukluktan gençliğe geçerken sigara içince sanki büyük adam olunuyordu, böyle sanılıyordu.

Benim sigaraya başladığım yıllarda (bundan 30 sene önce) sigara içmek çok cazip olan, cazibesi olan bir şeydi.

O dönemlerde sigara içmek adeta modaydı.

İçmeyen sanki toplumdan dışlanıyor gibiydi.

Sigara reklamları ortalıkta cirit atıyor, firmalar kendi markalarını satabilmek için kitle iletişim araçlarını kullanarak çekici, etkileyici, albenisi yüksek tanıtımlar yapıyorlardı.

Bugün reklam yasak.

Artık sigara firmaları hiçbir yerde reklam yapamıyor.

Bugün roller değişti.

Sigara içenler dışlanıyor, kapalı mekânların dışına çıkarılıyor, kapı dışarı ediliyor.

Eskiden &[#]8220;sigara zararlı, sakın içmeyin&[#]8221; diyenlerin sayısı azdı.

Bugün bu sayı oldukça yüksek.

Uzmanlar bangır-bangır bağırıyor, sağlıklı yaşamak için sigaradan uzak durun, hayatınızı tehlikeye atmayın diyorlar.

Basın ve medyada bu doğrultuda sürekli uyarıcı yayınlar yapılıyor.

Eskiden sigara paketlerinin üzeri süslü püslüydü, alımlıydı, şatafatlıydı.

Bugün paketlerin üzerinde sigara içenler için caydırıcı nitelikte oldukça çarpıcı yazı ve fotoğraflar bulunuyor.

Kömür gibi olmuş ciğerler, kesik parmak, kol ve bacaklar, kalbin perişan hali, dökülmüş dişler, yatağa ve tekerlekli sandalyeye mahkum yaşamlar, hasta insan resimleri ve kanserli organların görüntülerine rağmen halen daha sigara paketlerine elinizi sürebiliyorsanız pes demek lazım.

Bu resimlerden ve &[#]8220;sigara hasta eder, bu yüzden kanser olursunuz, ölürsünüz&[#]8221; gibi yazılardan etkilenmemek mümkün mü?

Etkilenmemesi için insanın ya taş olması ya da iradesinin zayıf olması gerekiyor.

Eskiden dizi ya da sinema filmlerinde sigara içilen sahnelerde duman havaya çıkıyordu.

Televizyon ekranlarından yüzümüze duman üflüyorlardı.

Bugün bu görüntüler buzlanarak (üstü kapatılarak) veriliyor.

Dolayısıyla insanlar (özellikle gençler) hayranı oldukları, örnek aldıkları sanatçılar tarafından sigara içmeye teşvik edil(e)miyor.

Bu da önemli bir gelişme.

Evet, dün 9 Şubat Dünya Sigarayı Bırakma Günü idi.

Günün anlam ve önemine binaen sigaranın insanlara yaptığı kötülükler anlatıldı, tütün kullanmayı bırakın mesajları verildi.

Gazetelerde televizyonlarda bu doğrultuda haberler çıktı.

Bunları kaç kişi dinledi?

Kaç kişi sigarayı bıraktı?

Yeterli olduğunu sanmıyorum.

Birçok kişi sigara aleyhine söylenen sözleri duydu, duymazdan geldi, katranı ve hastaları gördü görmezden geldi.

Sigaranın zararlarını bilmeyen yok.

İnsanlar biliyor, bilmezden geliyor.

Bana sorarsanız &[#]8220;yaşamınızla kumar oynamayın&[#]8221; derim.

O sizi bırakmadan siz onu bıraksanız iyi edersiniz.

Hayatınızı söndürmeden sigaranızı söndürün.

Bilgi yarışmaları ve kültür düzeyi

Birçok televizyon kanalında bilgi yarışması var.

Bloomberg de &[#]8220;kelimeler yarışıyor&[#]8221;, Star da &[#]8220;Eyvah düşüyorum&[#]8221; ile atv de Kenan Işık&[#]8217;ın &[#]8220;Kim milyoner olmak ister&[#]8221; isimli yarışmalarını ilgiyle izliyorum.

Bilgisine güvenen çıkıyor yarışıyor.

Bazıları neredeyse her soruyu cevaplıyor, çok güzel bir yarışma çıkarıyor.

Bu tür yarışmacıları izlemek insana keyif, heyecan ve gurur veriyor.

Bazıları da üstelik üniversite mezunu da olmalarına rağmen Erzurum&[#]8217;un hangi bölgede yer aldığını bile bilmiyor?

Sadece Erzurum değil daha bunun gibi çok örnek var.

Cumhuriyetin hangi tarihte ilan edildiğini bilmeyen üniversite öğrencisi olur mu?

Ne yaparsın, oluyor işte.

Sorun eğitim sisteminde mi, bizde mi?

Yoksa ikisi mi?

Bu tür yarışmalar ekran başındaki izleyiciler için de çok yararlı.

İnsanlar bu sayede bilmediği birçok şeyi öğreniyor.

Genel kültürümüz ne kadar iyi olursa, ne kadar çok kelime bilirsek o kadar iyi.

Kitap okumanın önemi burada bir kez daha karşımıza çıkıyor.

Ne kadar çok okursak o kadar bilgi sahibi oluruz.