Geçen yıl Kasım ayında manşet atmıştık.


&[#]8220;Doğalgaz var, dağıtan yok&[#]8221; demiştik.


Bartın&[#]8217;a kadar giden ana boruların Zonguldak merkeze 12 kilometre mesafeden geçmesine rağmen neden kent merkezine doğalgaz verilmediğini sorguladık.


Gündeme taşıdık.


Daha önce yapılan ihalelerde firmaların yeterli müşteri bulamayacaklarını düşünerek girmediklerini biliyorduk.


Bir tarafta giderek artan hava kirliğinden şikayet diğer yandan maliyet hesapları derken Zonguldak&[#]8217;ın bu konuda bir yol haritası çıkarmasını istedik.


Haberin ardından ilk arayan isim Çaycuma Belediye Başkanı Mithat Gülşen oldu.


Gülşen, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu&[#]8217;na talep içeren bir fak çekmiş.


Sonra o faksı diğer Belediyelere gönderdi.


Ortak talep yapılması durumunda EPDK&[#]8217;nın bu iş sessiz kalmayacağını düşünüyordu.


Öyle de oldu.


O dönem Zonguldak Belediye Başkanı İsmail Eşref&[#]8217;in de görüşlerine başvurduk.


Ak Parti Milletvekili Polat Türkmen&[#]8217;in yerel yönetimleri hedef alan açıklamalarına karşın Eşref&[#]8217;in; &[#]8220;Doğalgaz var da biz mi dağıtmadık&[#]8221; yanıtı çok anlamlıydı.


Eşref bu tartışmalar devam ederken Ankara&[#]8217;ya gitti ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu&[#]8217;nu ziyaret etti.


Onları Zonguldak&[#]8217;a davet etti.


Ekipler geldi Eşref&[#]8217;i ve diğer Belediye Başkanlarını ziyaret ettiler.


Düşüncelerini aldılar.


O süreçte yaşanan tüm gelişmeleri yakından takip ettik.


Kent Konseyi&[#]8217;nin çevre konulu toplantısında yaşanan hava kirliği tartışıldı.


Çatalağzı&[#]8217;nda bulunan iki dev termik santralden çıkan atık su ile Zonguldak&[#]8217;taki konutların nasıl ısıtılabileceği açıklandı.


Aslında bu konuda daha önce de gündeme gelmesine karşın tatmin edici bir sonuç alınamamış ve nasıl yapılması gerektiği yönünde yeterli kamuoyu oluşturulamamışı.


Dönemin Valisi Erdal Ata&[#]8217;nın çok sıcak yaklaştığı konu daha sonra soğumaya bırakıldı.


İşin en gülüncü Zonguldak&[#]8217;ı yönetmeye aday pek çok ismin bu gelişmelere ve alternatif yöntemlere karşı hala bilgisiz ve ilgisiz olmasıdır.


Orası ayrı bir muamma.


Bu süreçte de doğalgaz mı yoksa santrallerin sıcak suyumu diye ikilemler olacak ve santrallerden elde edilen sıcak suyun neden bugüne kadar değerlendirilemediği sorgulanacaktır.


Önceki dönem Belediye Başkanı İsmail Eşref Cumartesi günkü manşetimizin ardından teşekkür etmek için aradı.


Konuyu gündeme getirmemizin ardından yaşanan süreç önemliydi.


Biz de haberimizin ardından doğalgaz süreciyle özel olarak ilgilenen ve takip eden Sayın Eşref ile Sayın Gülşen&[#]8217;e özel olarak teşekkür ediyoruz.


Onlar kentin yöneticileri olarak bir yıl önceki çağrımızı kulak arkası etseler ve usulen konuşsalardı bu aşamaya gelemezdik.


Eşref ve Gülşen&[#]8217;in medyanın gündeme getirdiği çağrıları sahiplenerek sonuçlandırmaları yolundaki çabaları bir kez daha ispatlanmış oldu.


Devam eden kanalizasyon sistemi ile birlikte doğalgaz bağlantıları tamamlandığında Zonguldak daha yaşanır bir kent olacak.


Bölge Milletvekilleri de gördüğümüz kadarıyla oldukça ilgililer.


Özcan Ulupınar&[#]8217;ın yerel yönetimleri doğalgaz çalışmalarında kolaylık sağlaması konusunda uyarması da bu hassasiyetin bir örneği olarak görmek gerekir.


Ancak santrallerden atılan sıcak suları ısınmada değerlersek bile mutfak için gaz yine lazım.


Ya boruyla geleni ya tüple geleni.


Doğalgaz ile sıcak su hattının ve kullanım maliyetleri arasında ciddi farklar olduğunu düşürsek bu fark ve riskler kafaları karıştırabilir.


Bizim milletimiz ne zaman elini cebine atmak zorunda kalırsa o zaman sorgulamaya başlar.


İtirazlar da o zaman başlar.


Hemen belirtelim ihaleyi alan firmanın asıl pazar hedefi arasında bölgede kurulması muhtemel küçük ve büyük sanayi kuruluşları var.


Konutlar ikinci planda ama ihaleyi alan firma için gerekli tüketim alanları.


Şimdiden sormak lazım.


Kimler doğalgaz alacak?


Kimler bağlatacak?




Üreticiler ve tüketiciler



Geçtiğimiz günlerde piyasa üzerine tespitlerimizi paylaşmıştık.


Zonguldak&[#]8217;taki üreticiler ile tüketiciler arasındaki kopukluğun çok ciddi boyutlarda olduğunu sık sık görüyoruz.


Zonguldaklı üreticiler öncelikle diğer üreticilerin mallarına sahip çıkmak zorunda.


Bu kentte küçük veya büyük üretim yapan herkes öncelikle bu kentte üretilen diğer ürünlere sahip çıkmak zorunda.


Üreticiler birbirlerinin ürünlerine sahip çıkıp tüketimde öncelik vermezse sokaktaki vatandaş elbette parasını dışarı taşır.


Buna ekonomi milliyetçiliği diyebilirsiniz.


Ürünlerin kalitesi, fiyat politikaları ve diğer yan faktörler tartışılabilir.


Ancak inşaatçı inşaat malzemesini, kalorifer peteğini, kazanını bu kentteki üreticiden alır, satıcılar da maliyet konusunda destek olursa bu anlayış gelişir.


Bu anlayışla birlikte yeni istihdam alanları ve üretim alanları hız kazanır.


Öncelikle kendi kendimizi kendimizi kazıklamaktan vazgeçecek miyiz?


TSO&[#]8217;lar, Esnaf Odaları bu konularda neler yapacak?


Onlar bu konularda ne düşünüyor?


Bu kentteki iş çevreleri aynı standartlarda ürün elde eden veya aynı fiyatlarda ürün getiren kendi insanına sahip çıkmaz ise ekonomi nasıl büyür?


Biraz daha samimi olmak gerekmez mi?


Ne diyorsunuz?