Son günlerde evlatlarımızın şahadetleri herkes gibi beni de derinden çok üzdü. İçim darlandığı için geceleri de rüyama girdi. Yavrularımızın hayatlarındaki kesitler ailece bizi de perişan etti. Kimileri gecekondularda ailelerinin gözbebeği olan bu delikanlılar, onlar için terhis olduktan sonra bir cankurtarandı. Kimisi yeni evli, kimisi düğün yapacak ümitlerle dolu dolu gelecek hayali kuruyorlardı. Bizler televizyonun karşısında sıcacık evimizde &[#]8220;Vah vah yazıklar olsun&[#]8221; diyerek programdan programa keyfimize bakıyoruz. Ayrı bir bigane yaşantımız.



&[#]8220;Hüseyin&[#]8221; ismini bana verdikleri rahmetli babamın babası Irak&[#]8217;ta şehit olan &[#]8220;Şeker Bey&[#]8221; adıyla maruf büyük babam, seferberlik ilan edilince, en büyüğü 10 yaşında dört kızını ve 6-7 yaşında olan babamı bırakarak harbe gitti. Ardından Kars&[#]8217;a yürüyerek Kazım Karabekir&[#]8217;in ordusuna katıldı. Bir sinek dahi öldüremeyen büyük babam, Rus Cephesi&[#]8217;nde onlarca Rus askerini öldürdü. Sonradan Irak&[#]8217;a sevk edildiler. Yürüye yürüye, türlü anlatılmaz perişanlıkla Atatürk&[#]8217;ün ordusuna iltihak etti. Sonra da şehit oldu. &[#]8220;Amasralı Küçük Hasan&[#]8221; adıyla bilinen asker arkadaşı, beni dizinin dibine oturttu. Daha neler neler anlattı. Şimdi ben birden canlı canlı o günleri yaşıyormuşum gibi dualar ederek ruhlarına okuyorum.



Sizlerden özür dilerim. Başka bir şey yazamıyorum.



Allah bu millete şahadetlik nasip etmiş. Bağrımıza taş basarak evlatlarımızı askere gönderiyoruz. Allah, milletimizin yardımcısı olsun.



Sabır, sabır, nereye kadar?