Bazen tek bir fotoğraf ve o fotoğrafın zamanlaması her şeyi anlatıyor.

Kenetlenmeyi.

Özlemi.

Mücadele ruhunu.

Dayanışmayı.

Direnmeyi.

Paylaşmayı.

Birbirimize olan ihtiyacı.

Adalete olan güveni.

Bayrağı.

Bayrağın üzerindeki kanı.

Kazanılmış bütün zaferleri.

Şehit düşmüş bütün bedenleri.

Çanakkale olabilmeyi.

Samsun olabilmeyi.

Hakkari olabilmeyi.

Edirne olabilmeyi.

Artvin olabilmeyi.

İstanbul olabilmeyi.

İzmir olabilmeyi.

Zonguldak olabilmeyi.

Trabzon olabilmeyi.

Diyarbakır olabilmeyi.

Bazen öyle bir fotoğraf çekiliyor ki her şeyi tek cümleyle anlatıyor.

Ülke olabilmeyi.

Cumhuriyet olabilmeyi.

Ülke olabilmeyi.

Barışa ve adalete olan ihtiyacımızı.

Tüm adreslerin çıktığı Türkiye’yi tek karede anlatıyor.

[*] [*] [*] [*]

Darbe girişimi sonrası ortaya konulan birlik beraberlik fotoğrafının içinde olan herkese binlerce teşekkür ediyoruz.

Onların sayesinde ülkemizin ne kadar güzelleştiğini bir kez daha gördük.

Birlikte daha güzel olduğumuzu bir kez daha gördük.

Atalarımızın, dedelerimizin Ulusal Kurtuluş Mücadelesi verdiği o en zor günlerin ardından yeni nesil olarak hayal bile edemediğimiz bir kurtuluş mücadelesinin içinde bulduk kendimizi.

Olaylar aydınlandıkça, detaylar ortaya çıktıkça şok üzerine şok yaşıyoruz.

Bu nedenle ortaya konulan fotoğrafın ülkemizin tarihi ve bizlerin geleceği için anlamı tarif etmekle bitmeyecek kadar güzel.

[*] [*] [*] [*]

Tüm siyasi komplekslerin veya mücadelelerin harmanlandığı ülkemizde böylesine bir fotoğraf önce Zonguldak’ta konuldu.

Zonguldak Platformu’nun daveti ile geçtiğimiz günlerde siyasi partiler kenetlendi.

Madenci Anıtı’nda liderlerin fotoğrafları asıldı.

Farklı kanatlar bir araya geldi.

Böylesi bir kenetlenmenin Türkiye’ye örnek olmasını çok istemiştik.

Tüm illerde benzer karelerin ortaya çıkmasını çok istemiştik.

Zonguldak’ta çekilen o fotoğrafın çok daha büyük hali İstanbul’da, Yeni Kapı’da çekildi.

Tüm siyasi çekişmelerin, farklılıkların, tartışmaların ve endişelerin ötesinde bu fotoğrafa dahil olan siyasi liderlere teşekkür borçluyuz.

Elbette ilerleyen günlerde siyasi tartışmalar nedeniyle gerilimin yükseldiği olacaktır ancak darbe karşısında demokrasi kenetlenmesine el verebilenler, birlikte halkın karşısına çıkabilenleri de tarih büyük harflerle yazacak.

[*] [*] [*] [*]

Zonguldak’ta ilk günden beri bu çabaya ortak olanlar Pazar günü Madenci Anıtı’ndaydı.

Daha önce bir ilki başaran Zonguldaklılar Pazar günü de çok güzel bir kenetlenme örneği ile; “Önce ülkem” dediler.

“Ülkem söz konusuysa gerisi teferruattır” dediler.

Hepsini ayrı ayrı tebrik ediyoruz.

[*] [*] [*] [*]

Ak Parti iktidarında pek çok uygulama Mustafa Kemal Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının verdiği kurtuluş mücadelesi ile örtüşmüyordu.

Bu nedenle ülkeyi gerim gerim geren tartışmalar eksik olmadı.

Bu nedenle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Yeni Kapı kenetlenmesinde söylediği şu sözler medyada geniş yer aldı

“Gazi Mustafa Kemal 1920 yılında İstanbul ve İzmir başta ülkenin büyük bölümü işgal altındayken “Milletimiz çok büyüktür. Hiç korkmayalım, o esaret ve zillet kabul etmez. Fakat onu bir araya toplamak ve kendisine ‘Ey millet, sen esaret ve zillet kabul eder misin?’ diye sormak lazımdır” demişti. Ben de bir kez daha soruyorum, Gazi’den 96 yıl sonra aynı soruyu soruyorum. Ey millet, sen esaret ve zillet kabul eder misin?”

[*] [*] [*] [*]

Bu birliktelik, bu heyecan, bu kenetlenme her şeyin ötesinde.

Ne kadar özlemiştik böylesi kenetlenmeleri.

Ülke olabilmek ne kadar güzel.

Çanakkale ruhu ile kenetlenebilmek ne güzel.

Tüm inanç ve siyasi farklılıklara rağmen Atatürk’te buluşabilmek ne güzel.

Bildiğiniz ve aklına gelen tüm sorunları unutturmaya yetecek bir fotoğrafta yer alabilmek ne güzel.

[*] [*] [*] [*]

Yeni bir sayfa açalım.

Daha fazla demokrasi.

Daha fazla insan hakkı.

Daha fazla özeleştiri.

Daha fazla şeffaflık.

Daha fazla adalet.

Daha fazla din ve vicdan özgürlüğü.

“Birleşince ne güzel oluyorsun Türkiye’m”

Uzmanların da üzerinde birleştiği düşünce;

“Bu bir iç savaş provasıydı. Devamı gelecek.”

O zaman bu kenetlenmeye daha fazla mecburuz!


Biraz da siz tutuşun!

Darbe girişimi sonrasında operasyonlar devam ediyor.

Kamuda ve iş dünyasında gözaltılar, uzaklaştırmalar ve incelemeler devam diyor.

FETÖ henüz ‘Cemaat’ iken kopanlar, kopabilenler biraz daha şanslı.

Kopmuş gibi yapanların işi zor.

İzliyoruz görüyoruz.

Daha çok şey olacak.

Bundan sonraki süreç biraz daha zamana yayılmış görülüyor.

Ama şunu da samimi olarak söylemek zorundayız.

Daha düne kadar cemaatçi olmayanları, himmet ödemeyenleri, yok sayan, hedef gösteren veya hem kamu kurumlarında hem de iş dünyasında engel çıkaranlar tutuşmuş durumda.

Kim bugüne kadar üzerine yapıştırdığı ‘fetullahçı’ kimliği ile hakkaniyetin dışına çıkıp, zulüm, haksız kazancın, haksız yükselmenin içinde veya bir parçası olduysa daha fazla tutuşsun.

Dünün; ‘Cemaatçi’ ayakları ile kurumlarda terör estirenlerini şimdi alanlarda bol bol selfi çekerken görmek de güzel!

Özellikle kurumlarda sizden olmayanları iktidar- cemaat – sendika üçgenine alarak çok çok çektirdiniz.

Biraz da siz çekin.

Duyamıyoruz sesinizi.

Daha fazla bağırın!