Biraz sıcak gündemin dışına çıkalım mı?

Darbe girişimi öncesi Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) Karadon İşletme Müdürlüğü’nün özelleştirilmesi için gönderilen bir yazı vardı.

İktidarın 14 yıllık yönetiminde artan zarar Zonguldaklının başına kakılarak, tüm sorumluluk kente yükleniyor ve zarar gerekçe gösterilerek satılmak isteniyordu.

Aynı yerdeyiz.

Gündem biraz normale döndüğünde bu tartışmalar kaldığı yerden devam edecektir.

Bunu neden hatırlattım?

Başka bir zararın haberini paylaşmak için.

Söz konusu TTK, Zonguldak olduğunda asıl sorunu bulmak ve çözmek yerine satışı en kestirme yol görenler olduğu için.

“Bu zararın sorumlusu işçi, esnaf, Zonguldaklı değildir” diyemeyenlere hatırlatmak için.

[*] [*] [*]

Yeni Şafak gazetesinin haberine göre, Osmangazi Köprüsü'nden 11-26 Temmuz tarihleri arasını kapsayan 16 günde sadece 100 bin araç geçti. Geçiş ücretini pahalı bulan sürücüler, İDO seferlerini tercih etti.

Günde 40 bin araçlık geçiş garantisi veren devletin cebinden iki haftada 60 milyon lira (yaklaşık 20 milyon dolar) çıktı.

[*] [*] [*]

Haber aynen şöyle;

“Körfezin iki yakasını birleştiren köprü, 30 Haziran günü düzenlenen törenle hizmete açılmıştı. Bayram nedeniyle ilk 9 günü bedava olan köprüden paralı geçiş 11 Temmuz günü başladı. Ücretli geçişlerin üzerinden yaklaşık 3 hafta geçti. İlk iki haftaya ilişkin geçiş rakamları dev yatırımlar arasında yer alan Osmangazi Köprüsü'nden geçenlerin sayısının beklentinin çok altında olduğunu gösterdi.

Yeni Şafak'ın elde ettiği bilgilere göre; 11-26 Temmuz tarihleri arasını kapsayan 16 günlük sürede Osmangazi Köprüsü'nden geçen otomotiv ve ağır vasıta sayısı 97 bin 535 adet.

Otomobil eşdeğer geçiş sayısı ise 100 bin 932 adet oldu.

Bu sayı devletin günlük taahhüt ettiği 40 bin araç sayısı ile kıyaslandığında hedefin çok altında kaldığını ortaya koydu.

İstanbul ile İzmir arasındaki ulaşım süresini 9 saatten yaklaşık 3 saate indirecek Gebze-Orhangazi-İzmir Otoyolu Projesi'nin en büyük ayağını oluşturan Osmangazi Köprüsü Yap-İşlet-Devret modeliyle hayata geçirildi. Osmangazi Köprüsü ile bu güzergahta bulunan otoyollar için devlet geçiş garantisi verdi.

Bu kapsamda günlük 40 bin geçiş rakamı taahhüt edildi.

Geçişin az olması, devletin kasasından daha fazla para çıkması anlamına geliyor.

11-26 Temmuz tarihleri arasını kapsayan 16 günlük sürede geçiş yapan araç sayısı üzerinden yapılan hesaplamaya göre; devlet eksik kalan geçişler nedeniyle günde milyonlarca lira ödemek zorunda kaldı.

16 günlük geçişlerden dolayı devletin kasasından çıkan para miktarı; 59 milyon 541 lira (yaklaşık 20 milyon dolar).

1 Temmuz'da geçişlere başlanan köprüde Ramazan Bayramı nedeniyle ücret alınmadı.

Bu dönemde köprü en yoğun günlerini yaşadı.

1 haftada 700 bine yakın araç geçti.

Bu sayı köprüye olan ihtiyacı fazlasıyla gösterdi.

Fakat ücretli geçişler başlayınca; köprünün bayramda yakaladığı yoğunluktan eser kalmadı.

Araç yoğunluğu bayram günü ile kıyaslandığında yüzde 10'un altında olduğu anlaşılıyor.

Bayramda günlük ortalama 100 bin araç ağırlayan köprü, ilerleyen dönemde bir günlük rakama ancak 16 günde ulaşabildi.

Körfez geçişini 6 dakikaya indirmesine rağmen sürücüler tarafından tercih edilmemesinin altında geçiş ücretlerinin yüksek tutulması, bu konuda da “Vapur lobisi”nin olduğu iddia ediliyor.

Eskihisar-Topçular arasındaki geçiş ücretlerinden yüzde 35 daha pahalı olan ücret düşürülmezse, devletin kasasından günde 1,2 milyon dolar çıkmaya devam edecek.

Osmangazi'den en çok tedirgin olan vapur işletmecileri, yüksek geçiş ücretinden en çok memnun olan kesim.

İDO'nun doluluk oranları, açılıştan önceki rakamları aratmıyor.

Osmangazi Köprüsü'ndeki geçiş ücretlerinin rekabetçi bir düzeye indirilmemesi durumunda devlet, geçiş garantisi nedeniyle 22 yıl daha zararı karşılamaya devam edecek.”

[*] [*] [*]

Rakamlar ortada.

Devletin kasasından günde çıkan para 3.5 milyon.

İki haftada 60 milyon.

Not edin.

Gündem biraz normale dönüğünde, Zonguldak; TTK’nın zararı üzerinden satılmak istendiğinde, bunları daha çok konuşacağız.


İptal gerekçesi!

30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları iptal edilmiş.

Haber aynen şöyle;

“Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası yaşanan olağanüstü durum nedeniyle 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında tören yapılmayacağını açıkladı.

CNN Türk'te Hande Fırat'ın sorularını yanıtlayan Fikri Işık; Fırat'ın ‘30 Ağustos törenleri yapılacak mı? O geçişler falan olacak mı?’ sorusuna, ‘Yapılmayacak, bu yıl tören yok!’ yanıtını verdi.

Hande Fırat'ın nedenini sorması üzere Bakan Fikri Işık şu yanıtı verdi:

‘Bakın Türkiye şu an olağanüstü bir hal yaşıyor. Darbe girişimini hep birlikte yaşadık. Şimdi halkın içinde bu korku varken, bu travma atlatılmamışken; geçiş töreni falan bence doğru değil.”

Yani sık sık görmeye alıştığımız iptallerden biri daha.

Bülent Ecevit Üniversitesi’nden Mustafa Sözen hocamız şöyle diyor:

“30 Ağustos Zafer Bayramı her zamankinden daha büyük bir coşkuyla kutlanmalıydı. Çünkü ülke Kurtuluş Savaşı’ndan sonraki en büyük felaketi atlattı. Zaten ülke her gün meydanlarda sabahlara kadar bunu kutluyor ve nöbetini tutuyor. Şimdi zafer kutlamalarını iptal etmek için hiç bir bahaneniz zerre inandırıcı gelmiyor bana.”

Şimdi iktidar gibi düşünenler, düşünmek zorunda kalanlar ve iktidardan çok iktidarcı olanlar, Mustafa Hoca gibi düşünenler karşısında; “Bunlar FET֒cü mü, bunlar CHP’li mi, bunlar falanca mı?” diye sorma gafletine düşebilirler.

Ülkenin yaşadıkları ortada.

Böyle bir durumda Zafer Bayramı’nın çok daha coşkulu kutlanması gerekmez miydi?

Öncelikle darbe girişimi karşısında alanları dolduran, nöbet tutanların bu iptal karşısında durması gerekmez miydi?

Bazen öyle derin çelişkiler yaşanıyor ki bu ülkede işte o zaman niyetler sorgulanmaya başlanıyor.

30 Ağustos’ta darbe girişiminde olduğu gibi bir provokasyondan, saldırı girişiminden endişe ediliyorsa bunlar da açık açık paylaşılmalı.

Nedenler ve gerekçeler tam olarak anlatılmalı ki; darbe girişimi sonrası sağlanan milli birlik, siyasi kenetlenme ve bütünlük havası bozulmasın.

Aksi taktirde bir tarafta alanları doldururken, diğer yanda törenleri iptal etmek arasındaki çelişkiyi açıklayamayız.