Bahar tüm damarlarını okşarken insanın, kentin ayıplarını teker teker örtüyor çiçekler ve yeşillenen dallar.
Yolunu şaşırmış damlalar vurduğu camlardan alın yazısı gibi akarken, nasıl geçtiğini anlamadığımız zamanın anlamı, çıkageliyor karşımıza.
Bahar gibi tazelenmeye, yeşermeye, çiçeklenmeye muhtaç insanların o kirlenmiş, kararmış, kalplerini neyle temizleyebilirsiniz?
Bunca tantana, bunca gürültü arasında bir dilim umuda sürülen huzurun, tadına muhtaç bırakılmış insanları neyle doyurabilirsiniz?
Bazı zamanlar vardır, o zamanlar ki tüm açlıklarınızı bastırmak için gerekli günler.
İşte o dönemlerden birinden geçiyoruz.
Dağların, tepelerin, derelerin kardeş olduğu bu ülkede düşman olmaya yeltenmeye hazır herkesin kalbine, küçücük de olsa bir huzur, bir umut verebilecek o günlerden geçiyoruz.
Mevsimsiz bırakılan memleketin, insanlığın, adaletin ve toprağın bereketlendiği bir dönemde açlığımızın farkına varıyoruz.
Çocuksu bir özlemle geçtiğimiz mahalle aralarında, yol boylarında, kent duvarlarında karşılaştığımız her şeye, her zamankinden başka anlamlar yüklemenin tam zamanı.
Aşk, bereket, huzur, umut aşılayan bu günlerin dibinde, bir cam duvarın yanı başındaysanız eğer, dalıp gidersiniz ömrünüzün tüm geçmiş baharlarına.
Birbirine tutunamayan yağmur taneleri gibi tutunamadığınız tüm özlemler, kalbinize bir bir inerken kattığı serinlik sizi üşütmeye yeter.
Ne çabuk büyüdüğünüzü, olgunlaştığınızı, yaşlandığınızı anlayamadığımız, yaşadıklarınızı anlatmaya yetmeyen kelimelere sığınıyoruz.
Her bahar başka bir sancıyla uyanıp geçen yılların aksine artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını bilir ve eski günlerin yalın haline dalarsınız.
Tıpkı eski bayramlar gibi, nerede o eski bahar yağmurları!
Eski bahar yağmurlarında hissettiğiniz o toprak kokusunu duyumsar gibi özlüyor, beton sığınakların arasında kalmış tutsak ağaçlar gibi direniyoruz.
Her birimizde ayrı bir yoksulluk, her birimizde ayrı bir eskimişlik.
Ayrı bir huzur ve ayrı bir sığınma duygusu.
Her biri birbirinden değerli acılar, hüzünler, kaygılar, umutlar ne kadar yüreklense, ne kadar dökülse de kökleri bizi hiç terk etmeyecek.
Her bahar büyüyen ağaçlar gibi büyüyeceğiz acılarımız ve umutlarımızla.
İnsanlığın, bir ağaç gibi olabilmekten, bir ağaç gibi yüreklenebilmekten uzaklaştıkça, odunlaştığını görmek ne acı!
Bahar yağmurları her şeyin ilacı gibi!
Nefret ekseniz bile umutları yeşertmenin vakti.
Kele sürünce saç çıkarmaya yetmiyor belki, ama insanın kalbini yumuşatmaya yetiyor!
Tebrikler Gürkay Gündoğan
Zonguldak basını son dönemde çok genç ve başarılı bir isim kazandı.
Gürkay Gündoğan.
Kocaeli ve Zonguldak Zirve Gazetesi&8217;ndeki deneyiminin ardından yaklaşık 3 yıldır Doğan Haber Ajansı&8217;nda çalışıyor.
Kendisini yüreklendiren, zorlayan Büro Şefi Ersin Ercan&8217;ın emeklerinin hakkını vermek için her şeyi yapıyor.
Son dönemde çok başarılı haberlere imza atan Gündoğan giderek tökezleyen basın sektöründe çok genç bir ışık.
Yaptığı çok başarılı haberlerin temelinde insan ilişkileri, dürüstlüğü yatıyor.
Her şeyden önemlisi gazeteciliği çok istediği için bu kadar başarılı oluyor.
Çok istediği için engelleri teker teker aşıyor, çok önemli haberlere imza atıyor.
Önemli olan zaten o istek.
Kendisini kutluyor ve haber değil bahane üretmenin moda olduğu son dönemde hepimize örnek olmasını diliyorum.
Yolun açık olsun Gürkay.