Belki çok eğlenceli şeyler okumak istiyorsunuz.

Ama bugünlük yok.

Paylaşacaklarımız pek eğlenceli gelmeyebilir.

Ama farkında olmamız gereken bir durum söz konusu.

Hem medya mensubu olarak, hem de okur olarak.

Nereye baksanız bir nefret var.

Kin…

Husumet…

Birilerini sevmeyebilirsiniz.

Nefret edebilirsiniz.

Ancak o nefreti hissettiğiniz gibi yazamaz, söyleyemezsiniz.

Söylerseniz, o sizin içinizdeki başka kimliğin de aslında dışa vurumudur.

Nefret söylemi her alanda kullanılıyor.

Özelikle da sosyal medyada…

En çok da korkaklar, kendinden şüphe edenler, özgüveni olmayanlar nefrete sığınıyor.

Ve siyasiler, o nefret politikaları üzerine koltuklara geliyor.

Siyaset, siyasetçiler ve siyasetçilerden beslenenler, o nefret politikaları üzerine geleceklerini inşa ediyor.

Ötekileştirme, bugün en iyi siyasi malzeme…

Öyle şeyler oluyor ki, hepimizin ciddi ciddi bir özeleştiri yapması kaçınılmaz oluyor.

[*] [*] [*] [*]

Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin genç akademisyenlerinden Mahmut Çınar, geçtiğimiz yıllarda Karaelmas Gazeteciler Derneği ile Bahçeşehir Üniversitesi’nin Zonguldak’ta yaptığı eğitim semineri ve atölye çalışmaları için aramızdaydı.

O günler de nefret söylemi üzerine sohbetlerimiz olmuştu.

Çınar’ın hazırladığı “Ayrımcı Dile Karşı Habercilik Kılavuzu”nda herkesi yakından ilgilendiren tespitler var.

[*] [*] [*] [*]

Kendisiyle yapılan söyleşi de önemli tespitlerde bulunuyor Mahmut Çınar…

Kılavuzun gerekliliğine iniyor.

O söyleşi;

“Yuva yıkan kadın 10 bin lira tazminat ödeyecek.”
“Alkollü kadın sürücü polise kök söktürdü”
cümleleriyle başlıyor.
Mahmut Çınar’ın yanıtlarıyla devam ediyor.

İşte Çınar’ın tespitlerinden bazıları…

“Belli başlı bazı gazeteler var.

Bu gazeteler saldırgan gazeteler.

Agresif tutumları var.

Yeni Akit gibi…

Sözcü mesela, o konuda karşımıza çıktı.

Bu gazetelerin tarzı düşmanlık söylemi üretmek...

İçlerinde daha mutedil, daha sakin bir dille yazılmış haberlerle de karşılaşıyoruz, ama örneğin ajanstan aldıkları basit bir haberi bile çok korkunç başlıklarla sunabiliyorlar.

Bu gazeteleri de incelememiz gerekiyor tabii.

Çok ciddi bir medya okuryazarlığı oranına sahip olmasak da, Türkiye’de en azından bu gazeteleri ya o amaçla aldığını ya da o gazetenin düşüncelerinin karşısında duran, katılmayan okurun o gazeteye baktığında yazılmış olan şeyleri bildiğini varsayıyoruz.”

[*] [*] [*] [*]

Yine bir soru üzerine devam ediyor Mahmut Çınar:

“Türkiye’de (Aslında bütün dünyada böyledir) temel argüman; nefret söylemini de, düşmanlık ve ayrımcı söylemi de yaratanın iktidarlar olduğudur.

Ama sadece hükümetlerden bahsetmiyorum.

Genel olarak toplumsal iktidar ayrımcı söylemi üreten gruplardır.

Örneğin erkek...

Erkeklik, iktidarını muhafaza etmek ister.

Bu muhafaza etmenin yolu da ötekileştirmekten, ayrımcılık yapmaktan geçer.

Türkiye söz konusu olduğunda da ayrımcılığın temelinde politik ya da etnik ayrımcılığı görüyorsunuz.

Aslında bana sorarsanız bütün ayrımcılıkların temelinde bu eril dil var. Mesela politikayla ilgili bir haber okuduğunuzda da, bir politikacının saldırgan konuşmasını dinlediğinizde de onun eril ve karşısındaki politik görüşü de (İkinci sınıf olarak gördüğü için) kadınlaştıran bir dil görüyoruz. Zaten ayrımcılık iktidarla ilgili bir şey…”

[*] [*] [*] [*]

Uzun röportajından bir bölümünde böyle diyor Mahmut Çınar…

Bir taraftan hakkımızı ararken, hakkımızı savunurken nefret söylemleriyle üstünlük sağlamaya çalıştığımız bir toplumdayız.

Ne yazık ki tablo kötü…

Aklınıza gelebilecek pek çok nefret söylemini sokak ağzıyla dillendirmek mümkün.

Türkiye’nin dört bir yanında olduğu gibi, Zonguldak siyasetinde, Zonguldak medyasında, sokakta, ticari yaşamda gücünü; aklındaki, dilindeki, kalbindeki nefret söyleminden alanlar her zaman var.

Toplum olarak da o nefret söylemlerinin izinde kendimize yol yapıyoruz!

Hayatta nerede olursanız olun, nerede durursanız durun empati yapma yeteneğiniz yoksa nefret sizin en büyük besin kaynağınızdır!

CHP’ye kadın eli değdi!

CHP’nin hafta sonu yapılan kongrelerinde ilginç gelişmeler yaşandı.

Bence en önemli sonuç, Merkez İlçe’de yaşandı.

Lafta kadınlara değer veren, ancak uygulamada yeterince değer vermeyen CHP, sonunda Merkez İlçe’ye bir kadın başkan seçmeyi başardı.

Ebru Uzun’u tebrik ediyoruz.

Efendim şöyleydi, böyleydi!

Tüm bu tartışmaların ötesinde partiye bağlılığı tartışılmayan bir kadının Merkez İlçe Başkanı olması önemli bir adım.

Bundan sonrası Ebru Hanım’a kalıyor.

Kendisini destekleyerek bu göreve gelmesini sağlayan Milletvekili Şerafettin Turpcu ve 22’nci Dönem Milletvekili Harun Akın’a kalıyor.

Kendisine destek veren delegelere kalıyor.

Diğer başkan adayı Erol Sarıal kanadında yer aldığı halde kongre sonrasında Ebru Uzun’u tebrik eden, kenetlenen diğer kadınlara kalıyor.

Uzun, bu güveni boşa çıkarmayacak kararlı bir çalışmayla yerel düzeyde önemli bir başlangıç yapabilir.

Özellikle CHP’de kendisine yer bulamayan, seçimden seçime hatırlandıklarını düşünen kadınlara ulaşma adına ciddi çalışmalar yapabilir.

Başarılar diliyoruz.

Kadın aday konusunda ittifak içinde olan Turpcu ve Akın’ı da tebrik etmek gerekiyor.

Erol Sarıal…

CHP Zonguldak Merkez İlçe Kongresi’nde aday olan, ancak milletvekillerinin desteğini alamadığı halde 119 oyda kalarak, 193 oy alan Ebru Uzun’un gerisinde kalan Erol Sarıal, çok önemli şeyler söyledi.

Ebru Uzun’un başarılı olacağına inandığını söyleyen Sarıal’ın söylemleri dikkate alınırsa, mutlaka kent siyasetine önemli katkıları olur.

Çünkü CHP’nin Zonguldak’ta çok, ama çok ciddi bir özeleştiriye ihtiyacı var.

Örgütler bunu yaparsa, belki belediye yönetimlerine de yol gösterilmiş olur.

Filyos’a termik santral…

Türkiye'nin ve özellikle Zonguldaklıların merakla beklediği Filyos Projesi kapsamında yapılacak olan projeler detaylı şekilde açıklandı.

AK Parti Proje Tanıtım Ofisi tarafından açıklanan projeler, Filyos Vadi Projesi'nin büyüklüğünü bir kez daha gözler önüne serdi.

Yapılacak yatırım alanları şöyle:

Liman ve ön dolgu sahası, liman antrepo sahası, tersane, termik santral, çimento ve toprak sanayi, demir-çelik tesisi, serbest bölge, endüstri bölgesi, organize sanayi bölgesi, LPG depolama tesisi, petrokimya tesisi, petrol ve petrol ürünleri depolama tesisleri, ağaç ve orman ürünleri, refrakter tuğla sanayi, kömür-cevher stok alanı ve depolama tesisleri, kül atım sahası, tiraj hattı…

Ve yeni termik santral…

Muhtemel o ki, gücü de büyük olacak.

Hayırlı olsun.

Aslında Türkiye’nin bütün termik santralleri Filyos’a toplanmalı!

Ancak o zaman rahatlarız!