Bir önceki yazımızda sigara ve şeker hastalığından kaynaklanan olumsuzluklardan örnekler vermiştik.


Sigara ve şekerin yarattığı yıkım ve tahribata rağmen ibret almadığımızı, sigara içmeye devam ettiğimizi, şekerle yaşamayı öğrenmediğimizi belirterek, hayatımızı kolaylaştırmak yerine zorlaştırdığımızı söylemiştik.


Sigara ve şeker sadece birer örnekti.


Hayatta ibretlik o kadar çok şey var ki yazmakla bitmez.


İşte seller, depremler ve heyelanlar.


Bunlar oluyor da bize ibret mi oluyor.


Çok büyük yıkımlara neden olan Gölcük, Yalova, Düzce depremlerini unutmadık.


Unutmadık da ne oldu?


Binalarımızın depreme dayanıklı olup olmadığını kontrol ettik de dayanıksız olanları deprem güçlendirmesine mi tabi tuttuk.


Bartın&[#]8217;da geçen yıl vatandaşları bilgilendirip bilinçlendirmeye yönelik olarak afet eğitimleri düzenlendi.


Eğitim çalışması mahallelerdeki okullarda yapılacaktı.


Son derece önemli olan bu çalışma çoğu yerde katılım olmadığı için yapılamadı.


İbret alsaydık katılım üst düzeyde olmaz mıydı?


Vatandaş duyarsız da yetkililer çok mu duyarlı?


Aklımız başımıza sonradan geldiği için depremlerden sonra çıkarılan yasal düzenlemeleri ne kadar uyguluyoruz?


Binaların depreme dayanıklı olup olmadıklarını kontrol ettirdik mi?


Olmayanların depreme dayanıklı hale getirilmesini sağladık mı?


Dayanıklı hale getirilemeyecek kadar durumu kötü olanların yıkılmaları konusunda gerekeni yaptık mı?


Bu soruların hepsinin cevabı olumsuz.


Ya seller konusunda alınması gereken önlemleri aldık mı?


Bartın&[#]8217;da şiddetli bir yağış olsa ırmağın önünde durabilecek miyiz?


Bırakın ırmağı, altyapı dururken onun taşmasına ne hacet.


Şiddetli bir yağışta altyapı hemen iflas ediyor, şehir tanınmaz hale gelmiyor mu?


İşte son örneğini seçimlerin yapıldığı gün (12 Haziran&[#]8217;da) gördük.


Ya 1998&[#]8217;de yaşanan büyük sel felaketi.


Bundan âlâ ibret mi olur?


İbret alsaydık, barajın biri şimdiye kadar çoktan bitmiş, diğeri de yarı olmuştu.


Dolayısıyla deprem önlemlerimiz gibi sel önlemlerimiz de yeterli değil.


Yeterli hale gelebilmesi için daha kaç sel felaketi geçirmemiz gerekiyor?


Heyelana hiç girmeyelim isterseniz.


Deprem ve sel önlemleri konusunda yetersiz olan heyelan konusunda yeterli olur mu?


Heyelan zaten selle bağlantılı bir olay.


1998&[#]8217;deki büyük selde Hanyeri köyünde bir mahalle dağdan gelen suların toprağı kaydırmasıyla yok olmuştu.


Hanyeri sakinleri olaydan sonra köyün girişine orman katliamına hayır yazılı büyük bir bez afiş asmışlardı.


Dönemin Valisi Fatih Eryılmaz köyden geçerken afişe kızmış, toplatmış ve köylüler hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.


Biliyorsunuz toprağı ağaçlar tutuyor.


Dolayısıyla köylüler boşuna orman katliamına hayır dememişlerdir.


Zaten 1998 seli ile ilgili Bartın için hazırlanan raporlarda orman politikası ve uygulamalarındaki yanlışlıklara da dikkat çekilmişti.


1998&[#]8217;den bu yana ne değişti?


Orman katliamı sürüyor mu?


Hanyeri&[#]8217;ndeki heyelandan ibret aldık mı?


Yine 1998&[#]8217;deki büyük selde Hanyeri&[#]8217;nin yakınındaki Akbaş köyünde dere yatağına yapıldığı için yıkılan yeni okulun halini görünce eski Sayın Valimiz karşısına geçip ağladığını söylemişti.


Dere yatağına bina yapmaya devam ediyor muyuz?


Irmağın denize rahat ulaşabilmesini sağlıyor muyuz?


Bu soruların cevabını siz verin.


Gelelim bir başka ibretlik olaya.


Bizim gazetenin karşısındaki binada oturan bir kişi öyle bir öksürüyor ki sanki ciğerleri dışarıya çıkacak.


Biz 1,5 yılı aşkın bir süredir buradayız ve bu kişi yaz kış sürekli öksürüyor.


Ama ne öksürme. Öksürük nöbetlerinin bazen 10 dakika 20 dakika hatta yarım saat sürdüğü bile oluyor. Bunun sebebi sizce nedir?


Ben söyleyeyim: Çok büyük bir ihtimalle sigara!


İşte size bir ibret daha.


Bizim gazetede sigara içenler bu amansız öksürüğü duydukları halde bundan henüz ibret almadılar, alamadılar. Alacağa da benzemiyorlar.


İbret almıyoruz, alamıyoruz diye boşuna demiyoruz.


Bakın Bartın&[#]8217;da trilyonluk vergi cezalarından dolayı kapanan gazeteler oldu.


Bu gazetelerin resmi ilan konusunda yaptıkları yanlışları bugün aynen devam ettirenler var.


Yeni bir sayfa açılması, eski hataların tekrarlanmaması gerekirken aynı tas aynı hamam devam ediyor.


Demek ki bu da ibret olmamış.


Çok verimli bir tarlaya girdim.


Bu ibret konusundan daha çok yazı çıkar.


Devam edeceğiz.



Memleketimden gazetecilik manzaraları (LXXII)



Bazı mevkuteler 18 Temmuz pazartesi günkü sayılarında 2010 yılının sezaryen rakamlarından oluşturulan haberleri kullanmış.


Hatta biri manşetinden vermiş.


Biz bu haberi kullanalı 5 ay oldu. (Sezaryenle doğumda artış, 18 Şubat 2011, Bartın Pusula)


Günaydın diyelim ve bayatın bayatı bu haberi manşetine taşıyan aynı mevkuteden devam edelim.


Adı Halk gazetesi olan bu mevkute pazartesi günü çıkan sezaryenli sayısında bölgemizin 3. ligdeki tek temsilcisi olan Kilimli&[#]8217;nin Samsun&[#]8217;la hazırlık maçı yapacağını yazmış.


Biz pazartesi tarihli sayımızda Kilimli&[#]8217;yi Samsun&[#]8217;la oynattık, maçın sonucunu ve yorumları verdik, bu mevkute bizim bunları okurlarımıza duyurduğumuz gün Kilimli&[#]8217;nin Samsun&[#]8217;la hazırlık maçı yapacağını yazıyordu.


Sporda başka çamlar da devirmişlerdi.


Bartınpor&[#]8217;un son dakikada gelen golle 2-2 biten bir maçını da 2-1 diye vermişlerdi.


Anlayacağınız bunlar yaya biz aya.


Ya da bir başka deyişle biz gidiyoruz Mersin&[#]8217;e bunlar gidiyor tersine.


Bunlara uyanın da balığa gidelim demek istiyoruz.


Bunlar hem bayatçı hem tekrarcı.


Beden Eğitimi Spor Yüksek Okulumuzun öğrenci alımı ile ilgili haberini üniversitemizden gelen duyuru üzerine 1 Temmuz&[#]8217;da kullanmıştık.


Haber 1 Temmuz&[#]8217;da günlük yayın yapan bütün yerel gazetelerde çıktı.


Aynı haber Hergün isimli mevkutede 19 Temmuz&[#]8217;da, Halk isimli mevkutede de 20 Temmuz&[#]8217;da bir daha çıktı.


Böyle o kadar çok örnek var ki haddi hesabı yok.


Haber tekrar etmeye bayılıyorlar.


Bu gazeteler Başkent Elektrik A.Ş.&[#]8217;nin elektrik tellerine değen ağaçları budayacağını duyuran haberi de bizden çok sonra verdiler.


Özellikle bu gazetelerde yer alan haberlerin birçoğu bizden sonra çıkıyor.


Bu devirde böyle bir gazetecilik anlayışı.


Nasıl bir anlayışsa.


Okurlarına yazık.


Saadet Partisinin Ankara&[#]8217;da yapılan büyük kongresinin haberini Pusula Gazetesi Bartın&[#]8217;dan kongreye katılan partililer ve oy kullanan delegelerin fotoğrafları ile verdi.


Malum mevkute internetten indirme resimlerle verdi.


İşin garip tarafı bunlar bir de adama gazetecilik taslıyorlar.


Güya bunlar gündem belirliyorlarmış da diğer gazeteler peşlerinden geliyorlarmış.


Gıdıklayın da gülelim bari.


Böyle durumlarda kullanılacak güzel ve çarpıcı bir benzetme var:


Aç tavuk kendini darı ambarında görürmüş.


Aramızda dağlar kadar fark varken kendilerini önde görenlere başka ne denebilir ki.