Son birkaç gündür Filyos&[#]8217;ta bir sanayileşmenin nelere mal olabileceğine dikkat çekmeye çalışıyoruz.


Pek çok kişinin; &[#]8220;Bu iş yanlış&[#]8221; sözlerinden yola çıkarak ortaya çıkmayan o sesleri aktarmaya çalışıyorum.


Katılan var katılmayan var.


Tamda böyle bir dönemde CHP Milletvekili Ali İhsan Köktürk&[#]8217;ten bir açıklama geldi.


Köktürk, hükümet programını eleştiriyor.


&[#]8220;Hepimizin bildiği üzere 61. hükümet, AKP iktidarı tarafından kurularak hükümet programı açıklanmış ve güven oylaması yapılarak göreve başlamıştır.


Ancak 61. hükümet programında bu beklentilerimizin karşılanamamasının burukluğunu yaşıyoruz.


Hükümet programında İstanbul, Ankara, İzmir, Diyarbakır gibi kentlere yönelik projelerin detaylandırılmasına, Güney Doğu Anadolu Projesi (GAP), Doğu Anadolu Projesi (DAP) ve Konya Ovası Projesi (KOP) gibi bölgesel kalkınma projelerine yer verilmesine, bu projelerin süratle halkımıza iş, aş ve refah sunar duruma getirileceğinin ifade edilmesine rağmen, bizce bu projeler kadar önemli olan Batı Karadeniz Kalkınma Projesi&[#]8217;ne (BAKAP&[#]8217;a) hiç yer verilmemesi BAKAP&[#]8217;ın kelime olarak dahi hükümet programında yer almaması beklentilerimizi karşılamamıştır.


BAKAP&[#]8217;ın Büyük Filyos Limanı ile birlikte 61. hükümet programında detaylarıyla olmasa bile ana başlık olarak yer almasını ve 61. hükümetin hedefleri arasında gösterilmesini beklerdik&[#]8221;


Köktürk aslında sevinmesi gereken bir şeye üzülmüş.


Belki de Filyos&[#]8217;ta olası bir sanayileşme düşüncesine karşı olanlardan bihaberdir.


Bu normal.


Çünkü kimse kolay kolay çıkıp bu işin yanlış olduğunu düşündüğü halde söyleyemiyor.


Bürokrat ve siyasiler 20 yıldır kronikleşen sözde proje karşısında bir tepkiyle kaşılaşmak istemiyor.


Ali İhsan Bey&[#]8217;in işte bu konuda hükümete teşekkür edip Batı Karadeniz Kalkınma Projesi&[#]8217;nin içeriğinde değişiklik yapmak için kazanılan zamanın iyi değerlendirilmesini savunmalıydı.


Köktürk&[#]8217;ün bu bölgede olası bir sanayileşme projesine karşı çıkması gerekiyor.


Bir şey kaybetmez.


Ak Partili siyasilerin; &[#]8220;İşte CHP zihniyeti. Bunlar yatırıma karşı çıktılar&[#]8221; diye hedef haline getirmesinden endişe edebilir.


Kaldı ki Filyos&[#]8217;ta sanayileşmeye karşı çıkmak CHP zihniyeti veya ucuz çevrecilik mantığı olamaz.


Köktürk isterse bu konuda herkesi dinleyip, Avrupa&[#]8217;daki örneklerini inceleyip yeni bir yol haritası çizebilir.




Bir annenin en çaresiz anı


Büşra Sitesi&[#]8217;nin önü kalabalıktı önceki gece.


Başta ne olduğunu anlayamadık.


Saatler geçti.


Gözleri yollardaydı.


Sonra çığlıklar duyuldu.


Komşular olarak çaresiz, apartman önünde toplanan kalabalığı izledik.


Sonra bir kadın çıka geldi.


Anneydi.


Oğluna ağıtlar yakmaya başladı.


O anne önceki gün otomobiliyle denize uçan ve intihar etmiş olabileceği belirtilen Karaelmas Üniversitesi (ZKÜ) Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü Araştırma Görevlisi Hakan Ağaç&[#]8217;ın annesiydi.


Onun o yürek burkan ağıtlarını dinlerken hayata dair her şeyi düşünmemek elde değil.


Bir evladı anasız babasız bırakmak neyse de bir anneyi evlatsız bırakmanın tarifi yoktu.


Anne Şerife Ağaç&[#]8217;ın gözyaşları eşliğinde Allah&[#]8217;a yalvarıyordu.


Bitmek bilmeyen yalvarmalar onu geri getirmeyecekti.


Bir yıl önce ölen babasının geride bıraktığı Hakan Ağaç şimdi gözü yaşlı bir anneyi geride bırakıyordu.


Hayatı tam anlamıyla zehrediyordu ona.


O yalvarışları kendilerini yerden yere atan, duvarlara çarpan kuşlar geliyordu aklımıza.


Hakan Hoca intihar mı etti yoksa kazaya mı kurban gitti bilemiyoruz.


Yrd. Doç. Dr. Ebru Taş aynı yerde 29 Mart 2010 yılında otomobilini uçuruma sürerek intihar etmişti


Bütün evlatlara düşen bir görev var ki; hastalık dışı şartlarda hayatta neye öfkelenirseniz öfkelenin, anne babanızı evlatsız bırakmak için aracınızı denize sürmeyin.


İntihara kalkışmayın.


Bir anne baba hayatta böyle bir acıyı asla hak etmiyor.



Herkesin bir küsme hakkı var!



Küsüp gidenlere bakıyoruz.


Bazen hak vermemek mümkün değil.


Burası hem küçük hem asalak bir kent.


İnsanlarını asalaklaştıran, fitne, fesat, rant gibi değer anlayışlarıyla üstünlük yarışının insani ilişkileri haddinden fazla kirlettiği bir kent.


Zonguldak&[#]8217;ta aslında herkes kendi döneminde saygın.


Kendi döneminde değerli.


Kendi döneminde güçlü.


Değer yargılarının sulandırılmasından mıdır yoksa samimiyetsizliğin bir sonucu mu?


Küsüp gidenleri bazen daha iyi anlıyoruz.


Bunları görmek bile küsüp gitmek için bir gerekçe olabilir.


Fazla iğdiş iğdiş, fazla sümüksü bir ilişkiler kervanındayız.


Milletvekillerinin Ankara&[#]8217;dan Zonguldak&[#]8217;a gelmek istememelerini bazen çok kolay eleştiriyoruz.


Sanırım haksızlık yapıyoruz.