Çalışanlar 25 Kasım´da iş bırakıyor.
Yani memurlar.
Hepsi olmasa da önemli bir kısmı.
O gün önce alanlara inecekler sonra evlerine gidecekler.
Gerekçeleri ve etkenleri dün Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız´ın ağzından dinledik.
Akyıldız´ın net ifadeleri var.
Çalışanların, yani memurların grevli toplu sözleşme hakkıyla ilgili oyalanmaktan şikayetçi.
Ak Parti´den bu bağlamda beklentileri olduğunu ancak 5 yıldır oyalandıklarını söylüyor. Günaydın demek lazım! Kamu- Sen ve KESK´in bastırmasıyla ilgili Bakanlığın ´Çalıştay´ önerisine ise sıcak bakmıyor.
Bunun esaslı bir oyalama taktiği olduğunu söylüyor. Dile kolay. Türkiye kaç yıldır aynı şeyi tartışıyor.
Bugün..
Yarın.. Zaman bizde.
Harca harca bitmiyor.
Akyıldız hükümete veryansın ederken muhalefetin adını ağzına alıyor.
O hangi muhalefet ise!
Kendisine, çalışanlara kucak açan muhalefeti samimi bulup bulmadığını soruyorum.
Akyıldız, siyaseti samimi bulmuyor.
Bu yüzden çalışanlar yalnız kalmaya mahkum. İş bırakma eyleminde başka bir detay var. 370 binin üzerinde üyesi olan Memur-Sen eyleme destek vermeyecek.
İyi de ellerine ne geçecek.
Memur-Sen´de şöyle bakabilir.
"İş bırakacaklar da ellerine ne geçecek"
Bu kafayla giderlerse hiçbirinin eline bir şey geçmeyecek. Sendikalar için ´yandaş´ yakıştırması böyle durumlarda hep gündeme geliyor. Sendikalar böyle zamanlarda bir birine sırt çevirmeyi marifet mi sayıyor.
Ne kadar memursan o kadar emeklisin.
Ne kadar memursan o kadar öğrencisin.
Ne kadar memursan o kadar ekonomisin.
Çalışanların zam taleplerinin yanında ciddi beklentileri var. Mesela Madenci Anıtı´nda genelde sayıları 50´yi geçmeyen grupların attığı sloganların bizim için ne anlamı var?
İnsanların meraklı bakışları arasında adeta ´ayıplar´ bir bakışla izlenen çalışanların durumu iyi olsa oradan geçerken mal mal bakan şoför de, sırt çeviren esnaf da bundan karşı çıkacak. Memurlar zincirin bir halkası sadece. Çalışanların güçlü olduğu ülkelerin ekonomisi işçi anıtında beğenmediğimiz sırt çevirdiğimiz o insanların talepleriyle direk bağlantılı. Çalışanları ve sendikalarını güvensiz kılan ise söylemleri ve ideolojik ayrımları. Madenci Anıtı´nda az sayıdaki insan topluluğuna denk gelirseniz lütfen bir daha bakın. Daha dikkatli bakın.
Yani memurlar.
Hepsi olmasa da önemli bir kısmı.
O gün önce alanlara inecekler sonra evlerine gidecekler.
Gerekçeleri ve etkenleri dün Kamu-Sen Genel Başkanı Bircan Akyıldız´ın ağzından dinledik.
Akyıldız´ın net ifadeleri var.
Çalışanların, yani memurların grevli toplu sözleşme hakkıyla ilgili oyalanmaktan şikayetçi.
Ak Parti´den bu bağlamda beklentileri olduğunu ancak 5 yıldır oyalandıklarını söylüyor. Günaydın demek lazım! Kamu- Sen ve KESK´in bastırmasıyla ilgili Bakanlığın ´Çalıştay´ önerisine ise sıcak bakmıyor.
Bunun esaslı bir oyalama taktiği olduğunu söylüyor. Dile kolay. Türkiye kaç yıldır aynı şeyi tartışıyor.
Bugün..
Yarın.. Zaman bizde.
Harca harca bitmiyor.
Akyıldız hükümete veryansın ederken muhalefetin adını ağzına alıyor.
O hangi muhalefet ise!
Kendisine, çalışanlara kucak açan muhalefeti samimi bulup bulmadığını soruyorum.
Akyıldız, siyaseti samimi bulmuyor.
Bu yüzden çalışanlar yalnız kalmaya mahkum. İş bırakma eyleminde başka bir detay var. 370 binin üzerinde üyesi olan Memur-Sen eyleme destek vermeyecek.
İyi de ellerine ne geçecek.
Memur-Sen´de şöyle bakabilir.
"İş bırakacaklar da ellerine ne geçecek"
Bu kafayla giderlerse hiçbirinin eline bir şey geçmeyecek. Sendikalar için ´yandaş´ yakıştırması böyle durumlarda hep gündeme geliyor. Sendikalar böyle zamanlarda bir birine sırt çevirmeyi marifet mi sayıyor.
Ne kadar memursan o kadar emeklisin.
Ne kadar memursan o kadar öğrencisin.
Ne kadar memursan o kadar ekonomisin.
Çalışanların zam taleplerinin yanında ciddi beklentileri var. Mesela Madenci Anıtı´nda genelde sayıları 50´yi geçmeyen grupların attığı sloganların bizim için ne anlamı var?
İnsanların meraklı bakışları arasında adeta ´ayıplar´ bir bakışla izlenen çalışanların durumu iyi olsa oradan geçerken mal mal bakan şoför de, sırt çeviren esnaf da bundan karşı çıkacak. Memurlar zincirin bir halkası sadece. Çalışanların güçlü olduğu ülkelerin ekonomisi işçi anıtında beğenmediğimiz sırt çevirdiğimiz o insanların talepleriyle direk bağlantılı. Çalışanları ve sendikalarını güvensiz kılan ise söylemleri ve ideolojik ayrımları. Madenci Anıtı´nda az sayıdaki insan topluluğuna denk gelirseniz lütfen bir daha bakın. Daha dikkatli bakın.
Mithatpaşa´da son durum
Dünyanın ilk ve son tünellerinin inşaatlarını anlatan bir belgesel izledim.
Emin olun izlerken gene homurdanıp durdum. Alp dağlarının altında kazılan 57 kilometre uzunluğundaki tünelin iki ucu birleştirilmiş. Adamlar 1850´lerde 3 kilometreye yakın tünellere cesaret edip yapmışlar. Karadeniz otobanında benzer uzunluklarda tüneller var.
Biz de Zonguldak´ta Mithatpaşa Tüneli´nin yapılması için kıvranıp duruyoruz. Üstelik bir de bu tünelinin önemini anlatmakta zorlanıyoruz.
Bu belgeselin bir CD´sini bulup olmaz diyenlerin gözüne sokmak lazım.
Tüneli yapmak zor değil. Ama Zonguldak isteyecek. Siyasetçi sahip çıkacak. Zonguldak Platformu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım´ı Zonguldak´a davet etmek için uğraşıyor. Ak Parti Milletvekillerinin işine gelirse Bakan Bey´den randevu alınacak. Ak Parti Milletvekillerinin toplumun bu talebinden çekinmesine gerek yok.
Kampanyada destek olmuş 30 binin üzerinde imza sahibi bunun da hesabını sorar.
Emin olun izlerken gene homurdanıp durdum. Alp dağlarının altında kazılan 57 kilometre uzunluğundaki tünelin iki ucu birleştirilmiş. Adamlar 1850´lerde 3 kilometreye yakın tünellere cesaret edip yapmışlar. Karadeniz otobanında benzer uzunluklarda tüneller var.
Biz de Zonguldak´ta Mithatpaşa Tüneli´nin yapılması için kıvranıp duruyoruz. Üstelik bir de bu tünelinin önemini anlatmakta zorlanıyoruz.
Bu belgeselin bir CD´sini bulup olmaz diyenlerin gözüne sokmak lazım.
Tüneli yapmak zor değil. Ama Zonguldak isteyecek. Siyasetçi sahip çıkacak. Zonguldak Platformu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım´ı Zonguldak´a davet etmek için uğraşıyor. Ak Parti Milletvekillerinin işine gelirse Bakan Bey´den randevu alınacak. Ak Parti Milletvekillerinin toplumun bu talebinden çekinmesine gerek yok.
Kampanyada destek olmuş 30 binin üzerinde imza sahibi bunun da hesabını sorar.
Antep-Ereğli çekişmesi
Antep Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey´la daha önce sohbetimiz oldu.
Kendi döneminde Antep´te yaptıklarını bir güzel anlatmıştı.
Güzelbey Antep´te yapılan tüm tartışmalara rağmen yeniden seçilmeyi başardı.
Antep´e yenilikler getirme ve reklâmı iyi biliyor.
AB fonlarından tam 60 tarihi binasın restorasyonunu yaptırarak tarihi bir açılım yaptı.
Özel pazarlama uzmanları var.
Antep´i dünyaya açıyor.
Geçen hafta sonu yağmur nedeniyle yapılamayan mangal rekoru denemesi ise yine onun eseri.
Güzelbey başarılı bir isim.
Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık´a ciddi bir rakip geldi.
Posbıyık bu yarışın altında kalmaz.
Hele Antep bir yapsın.
Rekoru bir kırsın.
Üzerine Ereğli yeni rekor denemesi yapacaktır.
Alın size bir Ereğli reklamı daha.
Zonguldak´ta ne var.
Hava!
Ne yapalım Ereğli sayesinde Zonguldak´ta kenardan kenardan nimetleniyor!
Kendi döneminde Antep´te yaptıklarını bir güzel anlatmıştı.
Güzelbey Antep´te yapılan tüm tartışmalara rağmen yeniden seçilmeyi başardı.
Antep´e yenilikler getirme ve reklâmı iyi biliyor.
AB fonlarından tam 60 tarihi binasın restorasyonunu yaptırarak tarihi bir açılım yaptı.
Özel pazarlama uzmanları var.
Antep´i dünyaya açıyor.
Geçen hafta sonu yağmur nedeniyle yapılamayan mangal rekoru denemesi ise yine onun eseri.
Güzelbey başarılı bir isim.
Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık´a ciddi bir rakip geldi.
Posbıyık bu yarışın altında kalmaz.
Hele Antep bir yapsın.
Rekoru bir kırsın.
Üzerine Ereğli yeni rekor denemesi yapacaktır.
Alın size bir Ereğli reklamı daha.
Zonguldak´ta ne var.
Hava!
Ne yapalım Ereğli sayesinde Zonguldak´ta kenardan kenardan nimetleniyor!