Devrek Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, festival sahnesinden, “32'nci Devrek Uluslararası Baston ve Kültür Festivali yazıyor. Bu festivalin başına; kim, ne koyuyorsa, namussuz, alçaktır” demiş!
Kimin namussuz, kimin alçak olduğunu çok yakında göreceğiz!
Aslında görüyoruz da!
Yakında göreceğimiz, başka namussuzluklar ve alçaklıklar olacak!
Mesela, müfettişler geliyor Devrek’e!
Her şeyi soracaklar!
Bu arada, festivali de soracaklar!
31'inci festivali de soracaklar!
32'nci festivali de soracaklar!
Tutuklanan iki belediye çalışanını da soracaklar!
Tutuklanan Mali İşler Müdürünü de soracaklar!
Belediye Başkanı sahnede anlatıyor...
Daha bu sabah bir çocuk, “Çetin abi, sen seçilmişsin. Hep seçil emi” demiş!
Bir görseniz, nasıl mutlu olmuş, Çetin Bozkurt!
Bir dahaki festivalde yine sahnede olacağını iddia ediyor!
Ben de bu festivalin 33’üncüsünde Çetin Bozkurt’un o sahnede olamayacağını iddia ediyorum!
Eğer Beycuma Belediye Başkanı Vural Kundakçıoğlu, bir festival yaparsa, Çetin Bozkurt’u orada misafir olarak görebiliriz!

İşgilli büzük dingilder!

Bir gazete, Devrek Belediye Başkanlığı’na "kayyum" atanacağını iddia etmiş!
Devrek Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, bu iddia üzerine bir açıklama yapmış ve demiş ki:
“Konu hakkında şikayette bulunan zaten biziz. Kayyum atanması gibi bir durum söz konusu değil. Teröre destek mi vermişiz? Suçlu mu bulunmuşuz? Kayyum atanması, o kadar kolay değil. Müfettiş gelecek, incelemesini yapacak, raporunu tutacak. En kötü ihtimalle düşünmek gerekirse, tespit ettiği usulsüzlükler doğrultusunda Bakanlık talimatıyla soruşturma açılacak. Soruşturma tamamlanmadan, bir karar verilmeden, kayyum ataması yapılmaz. Bunun adli süreci var. O süreç ne kadar sürer, belli olmaz. Suçlu bulunmamışız, bir şey olmamış, neyin kayyumu? Keşke bunları söylemeden önce 'kayyum neye göre atanır?' baksalar...”
Yani, "Ne kayyumu arkadaş! Ben hırsızlık yapmadım! Arsızlık yapmadım! Benim belediyemde yolsuzluk olmadı! Benim belediyemde hırsızlık olmadı! Ne kayyumu?” dememiş!
Ne demiş?
“Müfettiş gelecek, incelemesini yapacak, raporunu tutacak. En kötü ihtimalle düşünmek gerekirse, tespit ettiği usulsüzlükler doğrultusunda Bakanlık talimatıyla soruşturma açılacak. Soruşturma tamamlanmadan, bir karar verilmeden, kayyum ataması yapılmaz. Bunun adli süreci var. O süreç ne kadar sürer, belli olmaz. Suçlu bulunmamışız, bir şey olmamış, neyin kayyumu? Keşke bunları söylemeden önce 'kayyum neye göre atanır?' baksalar...”
Yani, bir halt işlenmiş!
Bunu, o da kabul ediyor!
Ama, "Daha teftiş süreci var! Soruşturma süreci var! Öyle hemen kayyum atanmaz” demiş!
Rahmetli gazeteci büyüğümüz Ali Bahadır, “İşgilli büzük dingilder” derdi!
İşgilli büzük nedir? 
“Herhangi bir konuda tedirginliği olan ya da yaptığı işe inanmayan kimsenin, kendisini belli edeceğini belirtmek üzere kullanılır. Bir konuda zaten suçlu olmasından ya da kuruntusundan dolayı karşı tarafın da suçlu olduğunu ima etmesi üzerine alınan tavır için söylenmiş söz.”

Günün Fıkrası: Borç...

Nasrettin Hoca, pazarda zeytin satıyormuş...
İki-üç sokak ileride oturan yarıbuçuk tanıdığı bir kadın gelmiş.
Kadın: "Zeytinin iyi mi?"
Hoca: "Tadına bak..."
Kadın: "Ben orucum..."
Hoca: "Madem oruçlusun, zeytini al git, parasını sonra ver."
Hocanın birdenbire aklına düşmüş, Ramazanlık değilmiş çünkü...
Hoca: "Tuttuğun oruç, ne orucu ki?"
Kadın: "Üç sene önceden borcum vardı da, onları tutuyorum."
Hoca, tam zeytinleri veriyormuş, vazgeçmiş...
Kadın: "Biraz önce 'al git' dedin. Ne oldu da vazgeçtin Hoca?"
Hoca: "Get anam get... Allah'a olan borcunu üç senede veriyorsan, bizim borcu ne zaman getirirsin, kimbilir?"