Geçen hafta, gece yarısı Fener&[#]8217;den Zonguldak&[#]8217;a bakınca, karlar altındaki şehir, ışıkların parlatmasıyla sanki bir kuyumcu vitrini gibiydi. Dikkat edene ve sevene, doğanın bahşettiği güzellikleri görmek, insanda tefekkür, geçimi yerindeyse Allah&[#]8217;a şükretmek duygusu uyandırır.

Kısmen Anadolu&[#]8217;yu gezdim. Bilhassa sahil kesimlerini gördüm. Atalarımızın bize binbir zahmet ve eziyetle miras bıraktığı cennet vatanımızın her köşesi ayrı bir güzelliktedir.

Benim için, bu güzel yörelerden ne kadar keyif alsam da; öyle veya böyle, insanı kızdıracak uygulamalarla çirkinleştirilen Zonguldak&[#]8217;ımızı her gittiğim yerden hemen özlerim.

Gurbette olan Zonguldaklılarımızın hasret çektiklerini de biliyoruz. Seyahatlerimiz sırasında 67 plakalı arabamın yolunu kesen veya gelmemi bekleyen Zonguldaklılar için her zaman çokça bulundurduğum fındığımızdan bir avuç verince, çok sevinirlerdi. Muhabbet uzar, ellerinden kurtulmak zor olurdu.

Gurbette olup da, bu yazımı uzaklarda okuyanları sevgiyle kucaklarım.

MİLLİ SELAMET&[#]8217;Lİ GÜNLERİMİZ&[#]8230;

Geçen hafta, Kilimli de vefat eden Mustafa Kaldırım, Milli Selamet Partisi&[#]8217;nde beraber çalıştığımız, burnunun dikine giden, Of&[#]8217;lu, sevdiğim bir arkadaşımdı.

Allah rahmet eylesin.

Hacı- hoca misyonu içinde, biz iki haylazdık. İkimizi Ankara&[#]8217;ya çağırdılar. Yazı - tura attık, benim arabayla gitme çıktı. Kızılcahamam taraflarına geldik. Trafik polisleri çok sık denetleme yapıyorlardı. Hızlı gidemiyorum. Kaldırım da, &[#]8220;Sürsene&[#]8221; diye beni sıkıştırıyor. Dedim ki; &[#]8220;Polisler ellerindeki aygıtlarla kilometre hızımızı okuyorlar.&[#]8221;

&[#]8220;Uyy&[#]8221; dedi; &[#]8220;Madem öyledir, şu arabanın kilometre saatinin üstüni kapatalım, okuyamasınlar.&[#]8221;

Arabayı yol kenarına çektim, kendimi çimenlerin üstüne atıp doyasıya güldükten sonra, &[#]8220;Haydi Kaldırım, saati kapat, arabayı sen sür, ceza çıkarsa sen ödeyeceksin&[#]8221; dedim.

Derken, bir trafik polisi otosu arabamızın yanına park etti. Polisler çeşmeden su içtikten sonra, ben onlara Kaldırım&[#]8217;ın yapacağı marifeti anlattım. Onlar da çok güldüler ve

&[#]8220;Madem aceleniz var, biz de Ankara&[#]8217;ya gidiyoruz, peşimizden gelin&[#]8221; dediler.

Gene Kaldırım&[#]8217;ın dediği oldu. Saati kapatmadık ama polis eskortuyla Ankara&[#]8217;ya girdik.

Erbakan Hoca bize, bizi ilgilendiren toplantılar uzayınca, &[#]8220;yarın gene gelin&[#]8221; dedi. Biz iki haylaz, namazları kıldıktan sonra gece Ankara&[#]8217;yı gezelim dedik.

GAZİNO&[#]8217;DA KONSOMATRİS KADINLAR&[#]8230;

Yallah, Gar Gazinosuna gittik. Müşterilerini oyalamak için gazino türlü marifetli sanatkârlar bulup, neşeli bir ortam yaratıyordu. Bir masaya çöktükten sonra, garson tepemizde dikildi. Ben, &[#]8220;Fiks menüde ne var&[#]8221; diye sorunca, yüzünü ekşiterek, &[#]8220;şunlar şunlar var&[#]8221; dedi. &[#]8220;Olsun, onlardan getir&[#]8221; dedim. Zaten karnımız toktu. Çok geçmedi, iki konsomatris kadın, &[#]8220;Arkadaşlık edebilir miyiz&[#]8221; diye yanımıza geldiler. Onlar içki diye, &[#]8220;bôl&[#]8221; isimli şerbet içiyorlardı. Bir bôl, iki bôl derken, Mustafa garsonu çağırdı. &[#]8220;Bu hanımların içtiklerini de bize mi yazıyorsun&[#]8221; diye sordu. Garson da &[#]8220;evet&[#]8221; dedi. &[#]8220;Biz kendi yiyip içtiğimizi, onlar da kendi içtiklerini versinler, bizi ilgilendirmez&[#]8221; dedi. Kadınlar şok oldular.

Masadan kalkarken biri Kaldırım&[#]8217;a &[#]8220;Eşşoleşşek&[#]8221; dedi. Kaldırım da, ona salladı.

Cesur bir adamdı.

Kardeşim Erdal&[#]8217;ı ve beni dinlemedi. Vasat bir ticaret adamının kaldıramayacağı kadar, asıl işi dışında, gayet masraflı, yok kulüp başkanlığı, yok particilik gibi işlerle uğraştı.

Bende başka hatıraları da var ama şimdi yazmayacağım.

[*] [*] [*]

Sizleri daha fazla sıkmamak için, kısa kesiyorum. Bu karlı, soğuk akşamlarda çay yerine sahlep, boza için, mısır patlatın.

Dizi izlemeyin, kitap okuyun.

Sağlık ve mutluluklar dilerim.