Şehir muhalefeti önemlidir.

Doğru, kararlı ve yerinde muhalefet; hizmete, çözüme çok önemli bir katkıdır.

Yerel muhalefet, aynı zamanda çözüm ortaklığıdır.

Ülkede bazı şeyleri değiştiremeyenler; isterlerse yerelde bazı şeyleri değiştirebilir, halkın yararına işler yapılmasına, yapılanların ve yapılabileceklerin çok daha fazlasının yapılmasına katkı sunabilir.

Ama nerede?

[*] [*] [*] [*]

Konuşmalar uzun…

Mesajlar çeşit çeşit…

Haberin metni şöyle:

“CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu, parti üyelerini, medyada yer alan CHP haberlerine yorum yapmamaları konusunda eleştiriyor.

Partiden yapılan açıklamalara AK Partililerin yorum yaptığını, ancak CHP’li üyelerin bu duruma duyarsız kaldığını belirten Milletvekili Turpcu, ‘Oysa biz sosyal medyada çok etkin olan bir parti ve üyeleriyiz. Yaptığımız açıklamalara gelen yorumlar hep AKP yanlıları tarafından yapılıyor, bizim yorumlarımız yok. Birlik, bütünlük ve başarıdan bahsediyoruz, ama bunu göremiyoruz’ dedi.”

[*] [*] [*] [*]

Turpcu’nun; hem örgüt, hem de belediyeler boyutunda pek çok eleştirisi var.

Bazen halk gibi gören yaklaşımları dikkat çekiyor.

Bazen CHP’lilerin neden bu kadar pasif olduğu yönündeki eleştirileri yine dikkat çekiyor.

CHP’de yenilik arayışının nedenleri de zaten bunlardı.

Ama…

[*] [*] [*] [*]

CHP’nin Cumartesi günü yaptığı kahvaltılı buluşmasında konuşulanların önüne-arkasına bakıldığında aslında her şey daha net anlaşılır.

Ama Turpcu, bu eleştiriyi getirirken, bize de “öz”ü hatırlatıyor.

Bu nedenle biraz öze inmek gerekir.

Özün özü zaten Genel Merkez…

Genel Merkezin, liderin siyaset anlayışı aslında her şeyin başı…

Sonra örgütler geliyor.

Ancak bizde ülkece baş nereye giderse, gerisi da oraya gittiği için fazla bir şey değiştirmek pek mümkün değil.

[*] [*] [*] [*]

Yine de bazı şeyleri yapmak mümkün değil mi?

Mümkün…

En basit örnek…

Son günlerde CHP’lilerin üst üste kahvaltı programları yaptıklarını görüyoruz.

Partililer sık sık Deniz Kulübü gibi mekanlarda bir araya geliyor.

Bazıları konuşuyor.

Bazıları dinliyor.

Bazıları dinliyormuş gibi yapıyor.

Bazıları midesinin derdinde…

Bazıları siyasetinin derdinde…

Böylesine uzayıp gidiyor.

Tüm bunlar “kaynaşma” adına yapılıyor.

Ve CHP’liler birbirleriyle kaynaşıncaya kadar zaten seçim geliyor.

Yine CHP’lilerin deyimiyle:

“Ülke elden gidiyor…”

[*] [*] [*] [*]

Kaynaşmaya çalışırken, kaynaşamayıp arada kaynayanlar oluyor.

O kahvaltılarda verilen siyasi mesajların önemi, ne yazık ki, o kahvaltılara katılan bazı partililer tarafından bile anlaşılamıyor.

Peynirlerin çeşit ve kalitesiyle ilgili yapılan tartışma, sigara böreğinin hangi yağla kızartılmış olduğuna kadar varıyor.

Hangi milletvekilinin kiminle daha yakın durduğuyla ilgili yapılan dedikodular, her kahvaltılı parti programında Merkez İlçe Başkanı Ebru Uzun’un mu yoksa İl Kadın Kolları Başkanı Merve Kır’ın mı daha şık ve daha güzel olduğu tartışmalarına kadar uzuyor.

[*] [*] [*] [*]

Böyle dediğim için hak veren CHP’liler kadar, kızan, tepki gösterenler de olacaktır.

Ama bunlar, ne yazık ki gerçek…

Şöyle dışarıdan birine sorup, “Yahu arkadaş, biz bir şeyler yapıyoruz, ancak ne yapıyoruz?” diye sorsalar, inanıyorum ki 10 kişiden 8’i “iyi” veya “kötü” demeden önce, “ne yapıyorsunuz?” diye sorar.

[*] [*] [*] [*]

Olaya derinlemesine bile fazla inmeye gerek yok.

Anlayan, anlayabilen, anlamak isteyen bu kadar yazıdan sonrada zaten anlar.

Parti çalışmaları adına böylesi buluşmalar elbette önemli.

Ama arkadaş, Allah aşkına, bu kaçıncı kahvaltı?

Madem o kadar paranız var…

O zaman alın domatesinizi-peynirinizi, çıkın sorunlu mahallelere…

Mahalle temsilciniz ile -ki varsa- kurun yer sofrasını, çağırın mahalle halkını…

Bir simit, iki dilim kaşar peynir yeter.

Alın domatesi, biberi, zeytini, sıcak ekmeği, gidin, zorda olan iki esnaf dinleyin.

[*] [*] [*] [*]

Unutuyorsunuz…

Unutmayın…

İktidar, Zonguldak’ın taleplerine nasıl sırt çevirdiyse, siz de yerelde iktidarsınız.

Unutmayın…

Zonguldak Belediyesi, CHP’de…

O kahvaltıları ara sokaklarda, esnafla, mahalle sakinleri ile muhtarlarla yapın.

Zonguldak Belediyesi’nin taşeron işçileri ile yapın.

Belediyenin mağdur ettiği insanlarla yapın.

Halk ne diyor halk, siz ona bakın.

Halk adına gündeme getirebileceğiniz hangi işlerden bihabersiniz, onlara bakın.

Bakın AK Parti’nin Merkez İlçe Başkanı Metin Karaduman ve yönetimine…

Sürekli olarak halkın arasında…

O kahvaltıları lüks mekanlarda değil, sokak köşelerinde, kahvehanelerde, taksi duraklarında yapıyorlar.

Bunu da mı görmüyorsunuz?

[*] [*] [*] [*]

Bu nasıl, nasıl bir kucaklaşma arkadaş?

Nasıl bir kaynaşma?

Kongreler oldubitti, kahvaltılar yendi tükendi, bu kucaklaşmalar bir türlü bitmedi.

Kahvaltı keyfi mi, hizmetin keyfi mi?

Orada bir tercih galiba şart…

[*] [*] [*] [*]

Böyle deyince Şerafettin Bey, “İktidarı değil, muhalefeti yazıyorsunuz. İktidarla değil, muhalefetle uğraşıyorsunuz?” diyor.

Öyle tek kutuplu bakmak yok.

Muhalefet, özellikle de CHP, Pusula ve Zonguldak yerel medyasından az sayıda gazetenin yazdığı kadar muhalefet edebilse, zaten bunları konuşmaya gerek kalmazdı.

CHP’lilerin unuttuğu bir şey daha var.

En iyi muhalefet, dedikoduyla değil, samimiyetle yapılandır.

Zonguldak Belediyesi, CHP’de…

Çaycuma Belediyesi de CHP’de…

En iyi muhalefet, hizmetle yapılandır.

[*] [*] [*] [*]

Bunları neden yazdık?

Sığ bakmak isteyen, sığ baksın…

Derinlemesine bakmak isteyen, derinlemesine baksın…

Zonguldak’ta pek çok sorun var.

İşler hala ağır-aksak ilerliyor.

İktidar Partisi Milletvekilleri ve İl Başkanı, İl yönetimi, ne yazık ki sağır…

Aylar çabuk geçti.

Artık bunu daha net söyleyebiliriz.

Onlar Zonguldak için yeni hayal kırıklığı…

İşte bu durumda muhalefetin de ne yaptığı önemli…

Özellikle CHP’nin ne yaptığı çok daha önemli…

Muhalefet etmesini bilen bir muhalefet, Zonguldak’ta iktidara, olaylar karşısında kök söktürür.

[*] [*] [*] [*]

Bugün, özellikle örgütler bağlamında medyanın çok gerisinde kalmış, gazetecilerin arkasına saklanmış, sorunlardan, olaylardan, çözümden, muhalefet etmekten bihaber yaşayan bir CHP’yi görüyoruz.

Klişe politik söylemlerin ötesinde halk gibi bakan, halk gibi gören, örgütünü de, belediyesini de sorgulayan, hizmet adına, çözüm adına, eylem adına iktidara baskı kurmaktan ve hizmete- çözüme zorlamaktan aciz bir siyaset anlayışı var.

Turpcu’nun örgüte yönelik eleştirileri de, ne yazık ki, yerine ulaşmıyor olmalı.

[*] [*] [*] [*]

Şimdi, yani yazıyı okuduktan sonra soracaksınız ki:

“Bu partinin başına Ahmet Altun’u kim getirdi?”